"Evet sayın seyirciler Barış Bıçakçı, Hüseyin Karabey'e atıyor pasını. Solda Hayko Cepkin boşta. Hüseyin onu gördü ve topa vurdu. Hayko sağlam bir depar atıp topla buluşuyor. Ceza sahası içerisinde Harun Tekin. Hayko hadi yap ortanı. Orta geliyor, Harun, Harun, Harun topun gelişine vuruyor ve..." 16 Eylül'de Hamburg'da spiker buna benzer sözlerle anlatacak 'yazar çizer milli takımımızın' Alman 'yazar çizer milli takımına' karşı yapacağı maçı. Hemen şaşırıp, "Bir şey mi kaçırdık, 'yazar çizer milli takımı' da nereden çıktı?" deyip heyecanlanmayın, kaçırdığınız bir şey yok. Önden mevzunun özetini verip, antrenman misali, ısındıralım sizi! Efendim, birkaç yıl önce Alman Futbol Federasyonu ile Alman Kültür Bakanlığı futbol kültürünün evrenselliğine inanıp bir organizasyon yaptılar. Amaçları yazar çizerlerden (burada kasıt, yaratıcı emek ortaya koyup bir eser üretmek) oluşan milli takımlar kurulmasını sağlamak, sanatçıları kaynaştırmak ve futbol asla futbol değildir tavrını göstermekti. Şimdiye kadar İngiltere, İsrail, İsveç ve Avusturya ile maçlar yapıldı. Sırada da Türkiye var.
İŞ, BAŞTAN SIKI TUTULDU
Almanların, yaklaşık iki ay önce, Türkiye'den bu işi organize etmesi için Eurosport Genel Yayın Yönetmeni Bağış Erten'le bağlantıya geçmeleriyle projeye start verildi. O gün bu gündür de 15 kişilik bir kadro oluşturulmaya çalışılıyor. Uzun elemelerden sonra kemik kadro da belirlendi: Çizerler Ender Özkahraman ve Alpay Erdem, yazarlar ve senarist Doğu Yücel, Can Yayınları'ndan Can Öz, oyun yazarı Serkan Öz, yazar Hakan Yel, Barış Bıçakçı, Emrah Serbes, Bağış Erten, senarist ve yönetmen Hüseyin Karabey, müzisyenler Hayko Cepkin ve Harun Tekin, şarkı sözü yazarı Hakkı Arpacıoğlu (Yılmaz Erdoğan'ın doktoru izin verseydi, bir maçta ayağını kırmıştı ya, o da dahil olacaktı kadroya). En başından iş ciddiye alındı. Takımın başına Süper Lig'de top koşturmuş profesyonel antrenör Ümit Metin Yıldız getirildi. Metin Hoca'nın, takımın ilk halini gördüğünde yüzünün biraz ekşidiğini tahmin edersiniz. Ama herkes çok hevesliydi. Metin Hoca'ya 'çalışırsak olur hocam' güveni verildi. O da, herkesin yeteneğini test etti, sıkı bir programla takımı yeniden yarattı.
SİYADSPOR'A MAÇ TEKLİFİ
Lakin maç yapmadan Almanya'ya gidilmez. Haftada iki kez çeşitli rakiplerle maçlar yapıldı. Yazar çizer milli takımının, SİYADSPOR'u gözüne kestirip onları yenersek Almanya'yı da yeneriz diyerek maç teklifinde bulunmasıyla işin içine sinema yazarları da dahil oldu. Bildiğimiz büyük saha, 11'e 11 maç yapılacak. Artık FIFA ne diyorsa o olacak. Cüneyt Çakır, Dilan Deniz Gökçe ve Gökmen Olgaç'tan oluşan hakemler bayrakları, kartları ve düdükleriyle sahadalar. Yani işin şakası yok! Kaleye geçince "Bu ne?" diyor insan. Tabii önden seremoni. Sonra da malum düdük sesi. Kıran kırana geçen mücadeleler, bol bol ofsayt pozisyonları, fauller, ufak tefek sakatlanmalar ve tabii goller... Neticede iki maç yapıldı ve ikisi de 3-3'lük skorla sona erdi. Genel olarak fair play ruhuna sadık kalındı. Mücadelenin kalitesi iki takımı da memnun etti, berabere kalınmış olsa da yüzler gülüyordu. Cüneyt Çakır bu gülümsemenin deşifresini yaptı: "Çok zorlu maçlar oldu. Ama takımların keyif aldığını gözlemledim. Yalnız kritik pozisyonlar var. Onları da akşam TV'den izleyeceğiz." SİYADSPOR kaptanı Uğur Vardan'ın çıkan sonuçtan memnun olduğunu maç sonrası yaptığı esprilerden anladık. Çaylar içilirken, Metin Hoca'nın "Çok keyifli bir ortam. Futbolda pek alışık olmadığımız güzellikler yaşadık. Takım öğrenmeye çok meraklı, her hafta daha iyiye gidiyor. İnşallah Almanları da yenip geleceğiz," sözleri ağzından çıkınca da büyük bir alkış koptu! Tamamdı bu iş. Yazar çizer milli takımı 2008 Avrupa Kupası'ndan bizi eleyen Almanların karizmasını çizebilirdi.