- Bu okullardaki değişen yaşayıştan bahsedelim mi?
- S.Ö: Mesela erkek okullarında spor hep önemliydi. Bütün okullarda yaz oyunları, kış oyunları vardı eskiden. Çünkü kışın çok ısınamıyorlar. O yüzden fiziksel ağırlıklı oyunlar var. Mesela uzun sırıkların üzerine çıkıp futbol oynuyorlarmış. Kalkan oyunları var. Kızlar da bilboke denen bir oyunu oynuyor. İplerle küçük topları havaya atıyorlar. Ama çok zarifler, başlarında kocaman şapkaları filan. Ama Cumhuriyet ilerledikçe, sosyal yapının ne kadar değiştiğini o faaliyetlerden de görüyorsunuz.
- Şu an eskiden kalanlar neler?
- S.Ö: Birincisi Fransızca tabii. Biz bu yüzden serginin adını 'Türkiye'de Yaşıyorum Fransızca Konuşuyorum' koyduk. Çünkü tek başına Fransızca konuşmak, İngilizce konuşmaktan farklı bir dünyanın kapısını açıyor. İkincisi çok kurallı bir disiplin. Mesela hiç dayak yoktur. Saint Benoit'nın müdürü, tıraş olmadan gelen erkek öğrencilerden 5 TL alıyor, spor koluna yardım olarak. Ayrıca avuçlarına bir sıkımlık tıraş köpüğü ve jilet veriyor, tıraş olup öyle giriyorlar sınıfa. Ama bu arada kimse kimseye bağırmıyor.
- Neden sergiyi önce Fransa'da açtınız?
- S.Ö: Fransızlar da bilmiyorlar bu okulları çünkü. Türkiye'de böyle Fransız okulları olduğunu, Fransızca eğitim alan 5 bin çocuk olduğunu bilmiyorlar.