Hey gidi günler hey! Pizza denen pide türüyle yoğun biçimde tanışıklığımız nereden baksanız 10-15 yılı geçmez. Her ne kadar internette 1962 yılında Rumelihisarı'nda Türkiye'nin ilk pizzacısının açıldığı bilgisi yer alsa da, o tarihlerde pizzanın yerli versiyonu lahmacunun bile İstanbullularca yeni yeni tanınmaya başladığını düşünürsek, bana pek inandırıcı gelmiyor. Günümüzde kentin dört bir yanına dağılmış büyük pizza zincirleri de 1990'ların ikinci yarısından sonra ülkemize gelmeye başladılar. Uzun süre lahmacun ile pizza arasındaki savaş lahmacunun üstünlüğüyle devam etti. Ancak lahmacunun içindeki et miktarı giderek azalıp, yerini en iyimser tahminle soya kıymasına bıraktıkça, ağzının tadını bilenler İstanbul'daki birkaç kebapçı dışında lahmacun yiyemez hale geldiler. Zaman içinde damak zevkimiz pizzanın iyisiyle kötüsünü ayırt edebileceğimiz düzeye geldi. Kötü pizza yapanların uzun süre ayakta kalma şansları azaldı. Artık dünyanın belli başlı pizza akımlarının temsilcilerini ülkemizde bulabiliyoruz. Bunların başında pizzanın anavatanı Napoli'nin pizzaları geliyor. Bir dönem Şikago tarzı pizzalar da oldukça modaydı.
NAPOLİ GÖÇMENLERİNİN İŞİ
Domates sosu kullanılmayan New Haven; daha çok taze sebzeli, keçi peynirli ya da yumurtalı, kenarları oldukça kalın Kaliforniya, hamuru kraker inceliğinde, üzerindeki malzemeleri az New Orleans; mısır unundan hamuru ve genellikle üzerinde acı jalapeno biberi, cheddar peyniri ve sığır etiyle servis edilen Meksika; kalın hamurlu, kenarları bol peynirle kıtır hale getirilmiş, dört köşe Detroit tarzı pizzaların temsilcileri ülkemizde henüz yok. Buna karşılık üzerinde ananas parçalarıyla Hawaii pizzaları birçok zincirin mönülerinde bulunuyor. Editörüm geçende gazetemizin yakınlarında Brooklyn Pizza adıyla New York stili bir pizzacının açıldığını müjdeledi. Hemen yanı başımdaki böyle iddialı isimli pizzayı tatmadan yapamazdım. Gazeteden bir arkadaşımla öğlen yemeğine gittik. Burası Gayrettepe'de Yıldız Posta Caddesi üzerinde küçücük bir mekân. Her iskemle dolsa bile ancak 20 kişi oturabiliyor. Arkada iyi bir fırın, yanda büyük bir meşrubat dolabı mekânın önemli bölümünü kaplıyor. Restoranın ortakları uzun süre New York'ta bulunmuş, bu konsepti öğrenip Türkiye'ye dönmüşler. Buranın başarısına göre başka şubeler de planlanıyormuş. Şimdi gelelim New York stili pizzanın özelliğine. Aslında Amerika'nın en eski pizzalarından bu. 1900'lerin başlarında Napolili göçmenler New York damak tadına uyarlamışlar. Hamurunun kenar kısımlarının gevrek, pizzanın tabanının çok ince, üzerindeki malzemenin ise bol olması gerekiyor. Genellikle büyük tekerlekler halinde pişirilen bu pizza, dilimler halinde de satılıyor; bizde lahmacunun dürüm yapılıp elle yenmesi gibi, bu pizzanın dilimini eline alan bunu ikiye katlayıp ısırıyor. New York tarzı pizzanın kenarlarının gevrek ve çıtır olmasının bir nedeni de, hamurunun kentin bol mineralli suyuyla yoğrulması. New York dışındaki bazı pizzacılar aynı sonucu alabilmek için New York'tan su getirtiyorlar. Tabii Esentepe'deki pizzacının böyle bir lüksü yok. O İstanbul suyu ile yapıyor hamurunu. Mönüde 20 çeşit pizza var. Bunların dokuzu klasik diyebileceğimiz çeşitler. 11 çeşit ise buraya özgü pizzalar. Ayrıca her pizza üç boyda ısmarlanabiliyor. Tek kişilik olarak öngörülen 23 santim çapında olan "küçük", 32 santim çapındaki "klasik", 45 santimlik dev pizza ise "mega NY" olarak adlandırılıyor. Biz iki kişi dükkân sahibinin de yönlendirmesiyle iki küçük pizza ısmarladık. Biri mozzarella peyniri, sucuk, sosis, mantar, jalapeno biberi, siyah zeytin, siyah sos ve domates sosuyla hazırlanan "Brooklyn Black", öteki ise mozzarella, pesto sosta marine edilmiş mevsim sebzeleri ve domates soslu "Brooklyn Vejetaryen". Ayrıca ortaya bir de Brooklyn Salata söyledik. Küçük diye sunulsa da pizzaları bitiremedik; porsiyon o kadar büyük, malzeme o kadar boldu. Lezzetlerine de söyleyebileceğim olumsuz bir şey yok. Ancak kenar kısımları bir New York tarzı pizzadan beklediğim gevreklikte değildi. Daha çok ekmek kabuğu gibi dişler arasında yaylanan bir dokuya sahipti. Restoran sahibi bunun nedeni olarak pizzanın fırından biraz erken çıkarılmasını gösterdi. Bense meselenin pizzanın hamurundan kaynaklandığını düşünüyorum. Roka, kırmızı soğan, ceviz, domates, turp, rende parmesan peyniri, zeytinyağı ve balzamik sosla hazırlanan Brooklyn salata taze ve başarılıydı. Yemeğin üstüne bir porsiyon ısmarlayıp paylaştığımız geleneksel Amerikan tatlılarından "Cinnamon Roll", yani fırından çıkar çıkmaz servis edilen, üzerine sütlü bir sos gezdirilen tarçınlı çörek ise olağanüstüydü. Sadece bunu yemek için bile buraya gelinebilir. Paket servisi de bulunan Brooklyn Pizza'dan birer de kola içerek iki kişi 49 lira hesap bırakıp ayrıldık. Artık İstanbul'da New York stili bir pizzacımız var!
* * *
Beğendiklerim:
Pizzaların malzemesine özenildiği belli oluyor. Ayrıca üzerindeki malzeme miktarı da bol. Buraya özgü, fırından çıkar çıkmaz servis edilen tarçınlı çörek ise gerçekten bir başyapıt.
Beğenmediklerim:
Mekân çok ufak. Yazın dışarıdaki masalarda daha fazla kişi yemek yiyebilse de, kışın bu sayı 20'yi geçmez. Ayrıca New York tarzı pizzanın kenar kısımları daha gevrek olmalı.
Mutfak **** Servis *** Ambians ***
Brooklyn Pizza Yıldız Posta Cad. 23, Gayrettepe Tel: 0212 288 02 08