Türk sineması altın yıllarını yaşıyor; hem kendi ülkesinde seyirci çoğunluğunu ele geçirmiş durumda hem de filmlerimiz Batı'da da ilgi görüyor, ödüller alıyor ve alıcı buluyor. Ve bu durumda, klasik bir batılı tavrı ya da geleneği hemen devreye giriyor:
Sinemamızın geçmişini merak ediyor, birikimini tanımak istiyor ve klasikleşmiş filmlerimizi talep ediyorlar. Bu nedenle, şimdiye kadar yapılması için dilimizde tüy biten, ama asla yapılmayan bir olay gerçekleşiyor: Eski filmlerimiz devlet eliyle koruma altına alınıyor, yeni kopyalar basılıyor. Bu yapılırken de o yıpranmış negatifler en azından şöyle bir elden geçiyor; hepsi en ideal ve bilimsel biçimde onarılmasa da...
Talep şimdilik en çok Fransa'dan geliyor. O ülkedeki Türk kültür yılı uygulamasının da katkısıyla... Ekim ayındaki Montpellier Festivali, çağdaş sinemamız için geniş bir paket istiyor. Yapılacak bir dizi sunuş ve söyleşiye yönetmenleriyle birlikte ben de katılacağım. Yine sonbaharda Amiens Şenliği sinemamıza iki özel bölüm ayırıyor:
Yeşilçam ve
Türkan Şoray'a Saygı. İlk bölümde 10, ikincisinde beş film yer alacak. İKSVİstanbul Kültür ve Sanat Vakfı ve Mimar Sinan Üniversitesi Sinema-TV Enstitüsü arşivinin katkılarıyla hazırlanan girişimde, özellikle arşivin elindeki eski filmlerimiz onarılacak. Bakanlığın onarımını yüklendiği filmler şöyle:
Üç Arkadaş, Son Kuşlar, Dönüş, Selvi Boylum Al Yazmalım ve Hazal. Bu arada, yakın yıllarda onarılan Vurun Kahpeye, Susuz Yaz, Bereketli Topraklar Üzerinde gibi klasiklerin de bu gösteriye katılacağını ekleyeyim. Umuyorum ki benim önerdiğim Vesikalı Yarim ve Adı Vasfiye de (eğer elde yeterince iyi kopyaları yoksa) bu listeye eklensin...
Elbette bu kadar değil.
Paris Sinemateği denen dünyanın belki en saygın film koruma ve gösteri merkezi, 2010 yılı için bir Metin Erksan gösterisi talep etti, ustanın tüm önemli filmleriyle...
Bakanlık bunu da kabul etti. Bakanlığa bağlı Telif Hakları ve Sinema Dairesi başkanı Abdurahman Çelik ve deneyimli bürokrat Nejat Gökçe dostlarımız, bana bu kararları doğruladılar. Bir de yine Türk kültür yılı çerçevesinde Fransa'dan gelen Ömer Kavur filmleri talebi var. Onun 13 filmini birden göstermek istiyorlar.
Eğer bakanlık bunu da yüklenirse, erkenden yitirdiğimiz sevgili Kavur dünyada biraz daha iyi tanınacak. Umarım bu da gerçekleşir.
Elbette bu onarım işinde bakanlığa birden çok yüklenir gibi görünüyoruz.
Ama unutmayalım: Türk kültürü dünyada ilgi görür, hatta moda olurken bu özveriyi yapmak gerekiyor.
Çünkü malum, kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez!
Kültürel tanıtım, gerçekten de çok büyük bir geri dönüş sağlıyor. Ayrıca, bu yoğun talebin, koruma ve onarım işlemlerinin yıllar yılı süregelmiş büyük ihmalinden kaynaklandığı da açık değil mi?