Ailesi 1746 yılında İzmir'e geldi. Gönlünü, "1746'dan beri İzmirliyim" diyecek kadar İzmir'e verdi. İlk aşkı İzmir, sonraki aşkı turizm oldu. Ne İzmir ne de turizm sevgisi birbirinin üstüne geçemedi. Hep İzmir ve turizm için çalıştı. Osmanlı'nın ilk bankasını kuran ailesi gibi hep ilkleri gerçekleştirdi. Turizmin öneminin anlaşılmadığı yıllarda turizmi geliştirmek için büyük savaş verdi. Türkiye'de ilk kruvaziyer turizmini başlattı. Turizme katkılarından dolayı aldığı madalyalardan duvarlarda yer kalmadı ama henüz yapacakları bitmedi. Turizmin duayeni, TÜRSAB eski başkanlarından, Ege Seyahat Acenteleri Derneği Onursal Başkanı, İtalyan Kültür Derneği Başkanı nüktedan Şövalye Alex Baltazzi ile neşeli bir sohbet gerçekleştirdik.
Kaç yıldır İzmir'desiniz?
- 1746'dan beri İzmirliyiz. Venedik'ten gelmişler. Soyum Bucalı ama Venedik'ten geldikleri zaman ilk Hacılar köyüne yerleşmişler. Sonra Frenk Sokağı'na, oradan da Buca'ya gittik. Benim büyük büyükbabam Bucalıydı.
GÜNLÜK BİR ZİYARET
Osmanlı padişahlarını ağırlamış aileniz?
- Abdülaziz geldi, Buca'da kaldı. Abdülmecit de Bornova'ya geldi ama kısa ziyaretti. Bu ziyaret hakkında çok detay yok. Abdülmecit 1850'de gemiyle gelmiş. O zaman, Bornova'ya denizle geçiliyordu. Darphaneci Papazyan'ı ziyaret etmiş, sonra bize geldi ama döndü. Abdülaziz, 1863'de geldi, Buca'daki evde kaldı. At yarışlarına gitti. Ne kadar kaldığı bilinmiyor.
Osmanlı ile ilişkileri iyi olduğu için mi evinize geliyorlardı?
- Bankerleriydik.
Evet Osmanlı'nın ilk bankasını kurmuştunuz...
- Osmanlı ile 1843'te gizli bir kambiyo anlaşması yaptık. Osmanlı parası, paunda karşı değer kaybediyordu. Biz, "Merak etmeyin padişahım. Biz bir paundu 110 kuruşa garanti ederiz. Bizimle bir anlaşma yap" dedik ama anlaşma gizliydi. Bu arada başkaları da İzmir'de banka kurmak istiyordu. Hala, "Baltazziler banka kurulmasına mani oldu diye yazıyorlar. Anlaşma var kardeşim başka banka kurulamayacak diye. Çünkü bu gizli kambiyo. Madem gizli kambiyo, 10 tane banka olamaz. Başkaları öğrenirse, manipüle ederler paundu. Paund alırlar, tutarlar. Bu Osmanlı'nın, İzmir'in çıkarı için. İzmir ihracatta en büyük limandı.
Başarmışlar mı?
- Evet 1849'dan, 1852'ye kadar biz bunu başardık. Bir paund, 110 kuruş oldu.
1922'de ailenizi tedirgin edecek bir şey oldu mu?
- Benim babam hiçbir şey anlatmazdı. Geçmişi sildiler ve artık konuşmazlardı. Çiftlikleri kaybettim, şunu kaybettim diye yakınan insanlar var. Osmanlı kanunu bu. Sen çiftliğin başında durmazsan, çiftlik yok olur. Sonra tapular da pek öyle sağlam değildi. Osmanlı'da, biraz da şeriat kanunları geçerliydi. Şeriat ne demek, her mal mülk sultanın. Sana veriyor ama bu demek değil ki oğluna da verecek. İsterse alıyor. Aliağa'dan Menemen'e kadar bütün çiftlikler bizimdi. Belediyenin kitabında yazıyor. Aristid Bey'den oğlu Edmond'a kaldı, Edmond öldü, karısı Eliza'ya kaldı, Eliza da ölünce, hükümete kaldı. Kardeşleri vardı ama vermediler. Bugünkü medeni hukuka göre bizde olması gereken yerler, hükümete kaldı. Osmanlı'da böyleydi. Ben şikayet etmiyorum. Osmanlı çöktü, biz de çöktük. Bunun başka açıklaması yok. Bazıları yakınabilirdi onlar ne kadar zenginlik içinde yaşadılar diye ama ben hiç soruşturmadım. Ben de az çok istediğim yerdeyim.
BANKACI ÇİFTLİK SAHİBİ

l
İlk turizmci siz misiniz?
- Aile hep bankacı, çiftlik sahibiydi. Büyük amcam Aristide Osmanlı ile çok iç içeydi. Orman genel müdürlüğü yaptı Osmanlı'da. Osmanlı tabietini bile aldı. Maliye bakanı yardımcısı da oldu. Büyük babam arkeolog. Fransız okullarında okudum. Levantenler arasında çok ender olan yüksek ticarete yazıldım. Hem okuyor hem çalışıyordum. Belçika Hava Yolları'nda müdür oldum 1962'de. Şirketin genel müdürü, istikbalim daha iyi olur diye İstanbul'a çağırdı. Gitmeyince, acente açmamı teklif etti. "Türkiye o kadar güzel ülke ki, göreceksin dünyada belli başlı turistik ülkelerden biri olacak" dedi. Nasıl olacaktı, 1 milyon turist geliyordu ancak. "Sen aç biz sana Belçika Hava Yolları'nın temsilciliğini verelim, yardım edelim" dedi, o zaman acente açtım. Birden yükselmedi turizm ama turizmin yükselmesiyle ben de yükseldim. Ben İzmirliyim ama İstanbul gibi bir yere muhakkak açılması lazımdı. İstanbul, Kuşadası ve Antalya'ya açtık, oğullarım da aynı istikamete gelince bu şirket büyüdü.
Türk turizmine hizmetiniz büyük...
- Bir taraftan kendimi 1746'dan beri İzmirli hissediyorum. İzmir'e nasıl katkı yapabilirim? Ancak bildiğim konuda. O yüzden turizm konusunda yaptım. Ne yaptıysam hem ülkenin hem benim menfaatim var. TURSAB'da, Ege Seyahat Acenteleri Birliği'nde başkanlık yaptım, Deniz Ticaret Odası'na girdim, turizmi geliştirmek için elimden geleni yaptım. Hoşuma da gitti.
İZMİR'İN ÖNE ÇIKMASI İÇİN YAPILACAK ÇOK İŞ VAR
İzmir hak ettiği yerde mi turizmde?
- İzmir hak ettiği yerde değil.
Neden?
- İhracatta en büyük limandı Osmanlı'dan beri. İncir, yağ, tütünden kolay para kazanılıyordu. Böyle bir trende alışmış bir kent. Kolay para kazanmaya. Sezonluk da bir çalışma. Sezonda bunları yaparsınız, parayı kazanırsınız, sonra da Çeşme'ye gider, istirahatınızı yaparsınız. Bu mamuller, tütün de dahil artık fazla önemi kalmayınca, bir ayak uydurulmadı İzmir'de. Dinamizm gelmedi. Turizm de yeni bir konuydu. Biz metropolüz. Efes, Bergama yanımızda. Biraz şımarık bir yaklaşımımız oldu. Selçuk'ta dev bir otel olacak, Kuşadası'nda bu kadar otel olacak, düşünemiyorduk. İzmir'in biraz önemi kayboldu. İzmir'in öne çıkması için yapılacak şeyler var.
Neler yapmalıyız?
- Bozduğumuz şeyleri düzeltmemiz gerekir. İzmir 8 bin yıllık kent. Bayraklı'da kuruldu, sonra Kadifekale'ye gittiler. Hadi Bayraklı'yı unutalım kazı zor olabilir ama Kadifekale'yi niye bıraktık. Şimdi sağolsun belediyemiz biz bunu onaracağız diyor ama biz bunu 1980'den beri söylüyoruz. Kadifekale önemli bir yer. Dini turizm bakımından da önemli. İnancı yüzünden Romalılar tarafından Kadifekale'de öldürülen Saint Polycarp çok önemli. Tiyatrosu vardı, her şeyi vardı. Burada kazıları neden bıraktılar? İzmir'de Agora vardı. Gittiler, Agora'nın yanına otoparkı diktiler. Bozmak istiyorsanız, bundan daha iyi başaramazsınız. Turizm dünyanın en hızlı gelişen sektörü. Bir şey siz koyuyorsunuz, karşınızdaki iki koyuyor. Fransızlar bir pramit koydular, İtalyanlar yeni bir kongre sarayı yaptılar. Biz bunlarla yarışıyoruz. Hızlı olmamız lazım. Bu bölgede dünyada en zengin tarihi eserler çıktı. Bunların merkezi de İzmir. İzmir'de doğru dürüst müze yok. Kahire çok fazla ilginç bir kent değil ama öyle güzel bir müze yaptı ki gidiyorsunuz, binlerce kişi girip çıkıyor. Hadi piramitlere gidiyor ama Kahire olarak en büyük kozu, müzesi. Bizim bakan şimdi dışarıdaki eserleri getirtmeye çalışıyor çok güzel ama İzmir'e ait olan da İzmir'e getirtilmeli.
BİR CÜMLE İÇİNDE TAM BEŞ DİL KULLANABİLİYOR
Şövalye nişanınız nereden?
- Türkiye ile İtalya'yı birbirinden ayıramıyorum. Konsoloslar İtalyan Kültür Derneği ile ilgilenmemi istedi. Türk İtalyan ilişkilerinde, kurslarda epey hizmet ettim. Karşıdaki kim olursa olsun, eğer o ülkeye faydalı ise hoşuna da gitmese söylerim. Fransız okulunun terbiyesi. İtalyanlar da bir şey verdiğiniz mi karşılığını veriyor. İtalya'ya yaptığım hizmetler nedeniyle Cumhurbaşkanımız beni şövalye yaptı.
Evde İtalyanca mı konuşuyordunuz?
- Evde İtalyanca Fransızca ve Rumca konuşuluyordu. Hangisini daha çok konuştuğumu bilemiyorum. İzmir Rumcası Levantenler arasında çok yaygındı. Babamın büyük av merakı vardı. Avda gözüne kurşun geldi. Herkes en iyi doktorun Atina'da olduğunu söyledi. Bir yaşındaydım. Düşünsenize biz İtalyanız ve İkinci Dünya Harbi. Harp bitinceye kadar bloke olduk. Rumcayı öyle öğrendim 10 yaşına kadar. Annem Fransız kültüründe, babam da Fransızca okudu ama Amerika'da da okumuş. Uluslararası konuşma adeti hala bende var. Bir cümle içine, Fransızca, İngilizce, Türkçe, Yunanca ve İtalyanca koyuyorum. Benim iyi tarafım, Türkçeyi iyi öğreneceğim diye söz verdim ve öğrendim.
EŞİ DE AYNI SEKTÖRDEN
Gönlünü turizme kaptırmış Alex Baltazzi, eşini de bu sektörden seçti. Turban'da yetişip, orada müdürlüğe kadar yükselen Saadet Baltazzi, Alex Baltazzi ile evlendiğinden bu yana, yani 14 yıldır yalnız hayatını değil, işini de paylaşıyor. İzmir Enternasyonal Fuarı'nın, fuar yeşil alan olunca yıkılan ünlü Palmiyeler Restoran'ın sahibi babası sayesinde hizmet sektörü ile tanışan Saadet Baltazzi, şimdi tecrübesini Karavan Turizm'de değerlendiriyor.
56 yıllık Palmiyeler'in yıkılması içinizi yaktı mı?
- Fuar yeşillik olsun, fazla bina olmasın. Bu çok güzel ama Göl Gazinosu gibi köklü birkaç gazino, restoran kalacaktı. Kalite o zaman korunurdu. Şimdi küçük küçük bir sürü kalitesiz yer açıldı.
Çocuğunuz var mı?
- Alex'in 2 oğlu var. Gerçekten muhteşem bir baba. Fevkalade de 2 çocuğu var. Bu yüzden ben hiç çocuk düşünmedim.
Güleryüzlü, nüktedan Alex Baltazzi evde nasıl?
- Alex Bey fevkalade bir insan. Hem zordur, hem kolaydır. Çok iyi niyetlidir. İşinde mükemmeliyeti arayan, son derece titiz insan.
Berrin TUNCEL BİRER