Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Temeli babası attı o da zirveye taşıdı

İzmirli iş adamı Bilal Saygılı, babasının 1986’da kurduğu Saygılı Ticaret’i dev bir şirkete dönüştürdü. Birçok ülkeye rulman satan Saygılı’nın en büyük hayali ise Japon sermayesini ’e getirmek

Giriş Tarihi: 16.10.2017
Temeli babası attı o da zirveye taşıdı
Ticaret hayatındaki başarıların yanı sıra insana verdiği değer ile 7'den 77'e herkesin dikkatini çeken İzmirli iş adamı Bilal Saygılı, 30 yılda küçük bir ticarethaneden Saygılı adıyla dev bir marka kuruluşuna dönüşmeyi başardı. Şu an dünyanın dört bir yanına rulman satan Saygılı Rulman Yönetim Kurulu Başkanı Bilal Saygılı'nın en büyük hayali ise Japon sermayesini İzmir'e getirmek.

Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?
- 1970'de Ankara doğmuşum. Babam Eflatun Bey hava astsubayı, annem Emine Hanım ise ilkokul öğretmeniydi. Sırasıyla babamın tayinleri sebebiyle Ankara, Kayseri, Merzifon ve en son İzmir'de tahsillerimi yaptım. Karşıyaka Lisesi'nde eğitimimi tamamlarken bir yandan da üniversite sınavlarına hazırlanmaya başladım. Küçüklüğümden beri aklımda hep makine mühendisliği vardı. Üniversiteye kendi imkânlarımla hazırlandım. Çalışıp aldığım kitapları bulmaca çözer gibi uğraşırdım. Öyle yoğun çalışmışım ki Türkiye'de ilk bin arasına girip İTÜ Makine Mühendisliği'ni kazanmıştım. Hayatımdaki dönüm noktasıydı belki de. Üniversite sonrasında İzmir'e geri döndüğümde hem şirketin başına geçtim hem de eşim Şahika Hanım ile mutlu bir yuva kurduk. Mutlu bir ailemin yanı sıra ticarette de büyümek için çok çalıştık.

İş hayatınıza nasıl başladınız?
- 1986 yılında babam Eflatun Saygılı, Saygılı Ticaret'i kurdu. O zamanlar askeriyeden emeklilik süreci devam ettiği için şirketi benim üzerime kurduk. Ama ben iş hayatına üniversite okurken başladım. Okul olmadığında İzmir'de bizzat işi yönetirken okul açıldığında ise Marmara'da satış ve pazarlama ile ilgilenen biriydim. Haftanın beş günü okula gidiyordum. Bir yandan da akşam saat 4'te okul bitince koştura koştura sanayi sitelerine gidip işimi yapıyordum. Cumartesi günleri de etraftaki şehirlerde rulman satıyordum. Okul hayatımda başarılı olurken ticaret hayatında da başarılı olmayı öğrendim. İzmir'den malı getiriyordum ve satıyordum. Maliyet ve şirket masrafını babama verirdim gerisi kar olarak bana kalırdı. Sonra cirolara baktığımızda şirketin satışını yüzde 40 benim yaptığım ortaya çıkmıştı. Okul bittiğinde ise 1992 yılında babam şirketi bana bıraktı. İlk başta ağır geldi. Babam benim meğer önümü açmış. Bir yerde iki kaptan olmaz misali. Bu şirketi aslında bana kurmuş.

Küçük bir dükkandan bu güne nasıl geldiniz?
- Rulman, mekanik ve elektrikli düzeneklerde kayma sürtünmesi yerine bir yuvarlanma sürtünmesi sağlayarak enerji yitirilmesini azaltmak için yataklarla muylular arasına yerleştirilen parçadır. Türkiye rulman konusunda yurtdışına bağlı bir ülkeydi. Sektörü İstanbul'da gayrimüslimlerin elindeydi. Ben yurtdışına çıkıp malı Türkiye'ye getiririm ve satarım dedim. İlk seyahatim Almanya'ya oldu. 8 şehir gezdim ve bana verilen fiyatlarda Türkiye'de satılan fiyatların yarısından aşağı olduğunu gördüm. Hem ticaret erbabı hem de vatanını düşünen biri olarak ülkeme mal getirip çok az kar oranlarıyla satmaya başladım. 1994 yıllarına kadar reel sektör yurtiçinde rulmanı çok pahalıya alıyordu. Biz uygun fiyatlara getirince maliyetleri azaltmış olduk ve ihracatta rekabet yapma şansı ortaya çıktı. Yıllık baz da 5 milyon dolarlık mal getirdik ama 50 milyon dolarlık bir pazarı etkiledi. Birim fiyatlar otomatik olarak aşağı indi. Bu da ülkemizde dövizin kalmasına neden oldu. Bununla gurur duyuyorum. Aslında şirketin bugünlere gelmesi yurtdışındaki malı İzmir'e getirip yine yurtdışına satmamla başladı. 90'lı yıllarda yine Dubai, Singapur, Hong Kong, Malezya ve Çin'e gidip Uzakdoğu'yu keşfettim. Sonra da Rusya ile Ukrayna'daki rulman fabrikalarına gidip oradan mal getirdim. Kendi markamız Eterno'nun yanı sıra dünyaca ünlü Japon devi Nachi'nin Orta Doğu ve Türkiye Cumhuriyeti distribütörüyüz. İç piyasada sektöründe ode varız. Maden, enerji, makine, inşaat ve demir çelik sektörünün her yerinde varız. 50'ye yakın demir çelik fabrikasıyla çalışıyoruz.

Bilal Sayğılı'nın hedefi nedir?
- Ben bir makine mühendisiyim. Her zaman gönlümde üretim vardır. Arzum Japon yatırımcısını İzmir'e kazandırmak. NACHİ firmasının Avrupa ayağındaki rulman ihtiyacının Türkiye'deki Toyota firmasının da rulman ihtiyacının da buradan üretilmesini istiyorum. Onları buraya getirebilirsek, kendi mesleğimin en güzel başarısını yapmış olurum. Önümüzdeki 5 yıl içinde bunu yapmak istiyorum.

İş adamı olarak İzmir'i nasıl görüyorsunuz?
- İzmir tarihi açısından ülkemizin en köklü şehirlerinden bir tanesi. Yerli ve yabancı sermayenin barıştığı yer. Bunu tekrar gündeme getirmek lazım.

Boş zamanlarınızda neler yapıyorsunuz?
- Tarih kitaplarını okumayı çok seviyorum. Kitap okumak haricinde ise doğa sporlarına, motorsporlarına önem veririm. Bilişim teknolojisini yakinen takip ederim. Evde ise yemek yapmayı severim. Özellikle de kuzu güveçten tutun da kebapların her çeşidini yapan biriyim. Büyük oğlum Enes, ortanca Ubeyde ve küçük olan Ömer ile gündeme dair bol bol sohbet ederiz. Onların da dünya görüşü benim için çok önemlidir. En sevdiğim işlerden biri de gençlerle oturup sohbet etmek. Çağı yakalamak için onlarla bir aradayım. Hema tecrübelerimi aktarıyorum hem de onlardan bir şeyler öğreniyorum.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Temeli babası attı o da zirveye taşıdı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN