Başkonsolos Zarch, ABD ve İsrail'in saldırılarını kınayarak, "İmam Hamaney'in şehadeti, komutanların öldürülmesi, yüzlerce masum İranlı çocuğun katledilmesi ve şehir altyapılarının tahrip edilmesiyle İran'ın Müslüman halkına karşı büyük bir suç işlenmiştir. Bu suçların bedelinden ve hesap vermekten kısa sürede kurtulmaları mümkün değildir" dedi.
İslam Devrimi'nin zaferinin üzerinden 47 yıl geçti ifade eden Başkonsolos Zarch, Bu devrim; Allah'a iman, liderlik ve halkın birliği olmak üzere üç temel eksene dayanarak; bağımsızlık, özgürlük ve İslam Cumhuriyeti olmak üzere üç temel hedef doğrultusunda gerçekleşmiştir. Önceki düzenden bir kopuş meydana getirmesine rağmen, yerli ve dini kapasitelere dayanarak gelenek ile siyasal modernite arasında bir bağ kuran bir model ortaya koymayı başarmıştır. Bu modelin en belirgin yönü bugün, vatanın dış saldırılar karşısında bağımsız ve onurlu biçimde savunulmasında görülmektedir" ifadelerini kullandı.
İran, Amerika Birleşik Devletleri ve Siyonist rejimin saldırıları nedeniyle, toprak bütünlüğünü ve ulusal egemenliğini savunmak için tam kapsamlı bir savaşın içinde olduğunu kaydeden Başkonsolos Zarch, şunları söyledi: "Bu mücadelede İslam Devrimi Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamaney'in şehadeti, milletin kalbinde derin bir manevi ve duygusal boşluk oluşturmakla birlikte, ülkenin stratejik sürekliliği meselesini en önemli ulusal öncelik hâline getirmiştir. Aynı zamanda düşmanlar, İran'ı parçalamak ve adını siyasi coğrafya haritasından silmek amacıyla tüm araçlarını devreye sokmuştur. Böyle bir dönemde liderlik yapısında oluşabilecek herhangi bir tereddüt veya boşluk telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilirdi. Trump ve danışmanları hesaplarını yaparken İran toplumunun temel unsurlarını yeterince doğru değerlendirmemiştir. İran halkının Allah'tan başkasından korkmama inancı, ilahi sünnete olan bağlılığı ve 'velayet' anlayışı gibi unsurlar göz ardı edilmiştir. Netanyahu'nun telkinleriyle Amerika, 'Önce Amerika' sloganını fiilen İsrail rejimine öncelik vererek kendi elleriyle boşa çıkardığı bir bataklığa sürüklenmiştir."
Başkonslos Zarch, "İmam Hamaney'in şehadeti, komutanların öldürülmesi, yüzlerce masum İranlı çocuğun katledilmesi ve şehir altyapılarının tahrip edilmesiyle İran'ın Müslüman halkına karşı büyük bir suç işlenmiştir. Bu suçların bedelinden ve hesap vermekten kısa sürede kurtulmaları mümkün değildir" diye konuştu.
İran İslam Cumhuriyeti halkının direnişi, İran toplumunun dinamizmini ve sivil- İslami yapısını, ayrıca yedi bin yıllık kültür ve medeniyetini doğru biçimde tanımayanları hayrete düşürdüğünü ifade eden Başkonslos Zarch, şöyle konuştu: "Allah'ın sünneti gereği hak galip gelecektir. Bu belki birkaç yıl sürebilir; ancak nihayetinde hak üstün gelecektir. İlahi vaat asla boşa çıkmaz. Mustazaflar yeryüzünün varisleri olacaktır. Bu vaat, müminlere maddi hesaplarla ölçülemeyecek bir umut verir. Düşman, birkaç savaş ve ekonomik baskıyla bu umudu yok edebileceğini sanmaktadır. Oysa bu umut başka bir kaynaktan gelmektedir; tarih boyunca defalarca sınanmış bir inançtan. Firavunlar gitmiş, Musa'lar kalmıştır. Nemrutlar gitmiş, İbrahim'ler kalmıştır. İran halkı bu ilahi geleneği kendi gözleriyle görmüştür. Bu yüzden umutsuzluğa kapılmazlar. Teslim olmazlar. Çünkü bilirler ki sabır ve tevekkül, onları zafere ulaştıracak iki kanattır."