Bu çatışmanın İran milletine baskı kurmak ve onların iradesini zayıflatmak amacıyla başlatıldığını ifade eden Başkonsolos Zarch, şöyle konuştu:
"Bir kez daha İran halkının direniş ruhu ve toplumsal dayanışması ortaya çıkmıştır. Bu süreçte dost ve komşu milletlerin, özellikle de Türkiye'nin Erzurum şehrinde yaşayan insanların gösterdiği empati ve destek, iki halk arasındaki derin insani ve tarihi bağların güçlü bir yansıması olmuştur. Bu savaşın önceki çatışmalardan önemli farkları vardı. Liderlerin, askeri komutanların, genç kızların, sporcuların ve çok sayıda masum insanın hayatını kaybetmesi İran toplumunun kalbinde derin bir yara açtı."

Başkonsolos Zarch, "Bunun yanı sıra şehir altyapısına, askeri merkezlere ve hatta sağlık kuruluşlarına yönelik saldırılar, çatışmanın boyutlarının alışılmış sınırların ötesine geçtiğini ve sivillerin yaşamının da doğrudan hedef alındığını göstermiştir. Bütün bu acı ve kayıplara rağmen İran milleti bir kez daha baskı ve tehditler karşısında teslim olmayacağını göstermiştir" ifadelerini kullandı.

Gerçekte dil, kalem ya da herhangi bir ifade aracı savaşın acılarını ve karmaşıklığını tam olarak tasvir etmekte yetersiz kaldığını anlatarak, şunları söyledi: "Bu noktada asıl önem taşıyan şey, böylesi zor şartların ortasında ortaya çıkan insani dayanışma ve empati örnekleridir. Bu dayanışmanın en açık örneklerinden biri, Erzurum halkının ve Doğu Anadolu'nun diğer bölgelerinde yaşayan insanların İran milletine karşı gösterdiği samimi sevgi ve destek olmuştur. İran halkının savaşın acılarıyla karşı karşıya kaldığı günlerde Erzurum'dan geniş ölçekte taziye, dayanışma ve destek mesajları gönderilmiştir. Bu duygusal destek yalnızca belirli bir kesimle sınırlı kalmamıştır. Üniversite hocaları, yazarlar, medya mensupları, bilim insanları, doktorlar, öğretmenler, esnaf ve iş dünyası temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, dernekler ve günlük yaşamlarını sürdüren sıradan kadınlar ve erkekler çeşitli şekillerde insani duygularını ifade etmişlerdir. Bu geniş çaplı tepki, milletler arasındaki duygusal bağların siyasi ve coğrafi sınırların çok ötesinde olduğunu göstermiştir."

Başkonsolos Zarch, "Dünya genelinde on binlerce masum kadın ve çocuğun yaşadığı acı ve trajediler İslam dünyasının vicdanında ağır bir yük olarak durmaktadır. İnsanların çektiği acılar milliyet ve sınır gözetmeksizin bütün duyarlı vicdanları yaralamakta; Müslüman toplumlar kendilerini bu acıların ortağı olarak görmektedir" diye konuştu.
İran ve Türkiye halkları arasında insanı dayanışma ilk kez görülmediğini dikkati çeken Başkonsolos Zarch, şunları kaydetti: "Tarih boyunca birçok kez İran milleti ve dost Türkiye halkı, devlet yapılarının da ötesinde, zor ve kritik dönemlerde birbirlerinin yanında durmuş ve dostluklarını göstermiştir. Bu durum iki millet arasındaki ilişkilerin tarih, kültür ve ortak medeniyet bağlarıyla derin şekilde kök saldığını göstermektedir. Şüphesiz ki bu tür değerli davranışlar İran ve Türkiye halklarının dostluk tarihinde altın bir sayfa olarak kaydedilecektir. Bugünlerde ülkemizin gökyüzü savaşın ağır gölgesi altında kararmışken, sizlerden gelen dayanışma ve taziye mesajları İran halkının kalbine huzur veren bir ışık gibi ulaşmıştır. İran milleti uzun bir direniş ve sabır tarihine sahiptir ve en şiddetli fırtınalarda bile umut ve onurla karanlığı aşmayı başarmıştır. Böyle günlerde söylenen her sıcak söz ve gösterilen her destek, kelimelerin ötesinde bir değer taşır ve yaralı kalplere merhem olur." ABD ordusunun, İran'ın Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentinde okula art arda düzenlediği saldırılarda hayatını kaybeden öğrenciler anıldı.