Allah'u Teala'nın sevgisini kazandırır. İslam'ın ruhu, dinin kaynağı, saadet ve kurtuluşun sebebi ancak sevgidir. Kim Allah'ın sevgisine erişmek isterse Allah'ı bol bol zikretmelidir.
Zikir Allah'a yöneltir. Allah'ı zikreden insan, gitgide öyle bir hale gelir ki, her meselede Allah'u Teala, onun sığınağı, barınağı ve korunağı olur.
Allah'a yakınlık meydana getirir. Zikir ne kadar fazla yapılırsa, yakınlık o kadar artar. Zikirden ne kadar gafil kalınırsa o kadar Allah'tan uzaklaşılmış olur.
Zikir kalbe Allah'u Teala'nın heybet ve büyüklüğünü yerleştirir. Ayrıca kişi Allah'ın huzurundaymış gibi olur.
Zikir, kişide oluşan ürkme duygusunu uzaklaştırır. Çünkü gafil insanın kalbinde Allah'a karşı bir ürkeklik bulunur. Bu hal kişiyi rabbinden uzaklaştırır. Bu hal de ancak zikirle yok olur.
Kim rahatlık zamanlarında Allah'ı anarsa, musibet zamanlarında Allah onu anar. Yani ona rahmet eder.
Zikir, göklerden, yücelerden rahatlama ve Rahmet inmesine sebeptir. Melekler zikredeni kuşatırlar. Ona dua ederler.
Zikir ister yatakta, ister çarşıda, ister sağlıkta, ister hastalıkta, isterse nimetler ve lezzetler içinde meşgul iken yapılsın, insanı daima yükseltir. Ondan başka devamlı yükselmeye sebep olan hiçbir ibadet yoktur. Hatta kalbi zikrin nuru ile münevver olan kimsenin uykusu dahi gece boyu gaflet içinde ibadet eden kimselerden daha üstündür.
Zikir sayesinde dil, gıybet, söz taşıma, yalan, çirkin ve boş sözlerden korunmuş olur. Nitekim dili Allah'ı zikretmeye alışkın olan kişinin genellikle bu gibi şeylerden korunduğu tecrübe ve müşahede edilmiştir. Dili zikre alışkın olmayan kimseler ise her türlü faydasız şeylere müptela olmaktadırlar.
Zikreden, kıyamet günü pişmanlıktan kurtulur. Hadisi Şerif'te buyuruluyor ki: "Allah'ın zikredilmediği her meclis kıyamet günü zarar ve pişmanlığa sebeptir."