Dünya'nın en eski şehirlerinden bir tanesi: Kudüs. Akdeniz ve Ölü Deniz'in kuzey sınırı arasında yer alan Kudüs'ün nüfusu 800.000 üzerindedir ve 125.1 km2 bir yüzölçümüne sahiptir.
Kadim tarihi boyunca, iki defa yok edilir Kudüs, 23 defa işgal edilir, 52 defa saldırıya uğrar ve 44 defa da ele geçirilip tekrar kurtarılır.
Eski Kudüs, 1981 yılında "UNESCO Dünya Mirasları" arasına girer ve ayrıca şehir, "Tehlike Altında Olan Dünya Mirasları" arasındadır.
Kudüs, Müslüman bilincin sürekli diri tutması gereken bir emanetidir. Müslüman zihinde Kudüs'ün tutsaklığı aslında İslam Dünyasının bedenen ve zihnen rehin alındığı gerçeğini yüzümüze vurmaktadır.
Kudüs her Müslüman için semaya açılan bir kapı, her müminin kalbin özgürlük hayalidir. Kudüs bugün işgal altında, Müslümanlar her ne kadar bu gerçeği unutsa da, Kudüs'ün işgalcilerinin karşısında Filistinliler İslam Dünyası olmalı fakat yoklar.
Bu yüzden tarihin ortasından bir ders; Kudüs'ün Selahaddin tarafından fethedilmesi. Bugün İslam Dünyasının yaşadıklarının benzerini o gün yaşayanlar ve tarihin edilgen sayfalarında etken konuma yükselenler.
Kudüs'ten alınacak daha çok ders var, okumasını ve görmesini bilenlere...
Eyyubi Yönetimine karşı Avrupa, Üçüncü Haçlı seferiyle tekrar Kudüs önlerine gelir, tarihler 1189'dur fakat kuşatmadan bir sonuç çıkmaz ve Kudüs, Eyyubiler'in kontrolünde kalır.
Selahaddin'den önce bir başka Müslüman Komutan ve Halife olan Hz. Ömer Bizans yönetiminde olan Kudüs'ü 636 yılında fetheder.
İslam Tarihinde Kudüs'ün Fethi denilince akla bu iki isim gelmektedir ve üçüncü bir ismin çıkması tarih boyunca olduğu gibi günümüzde de beklenmektedir.
YA BU UĞURDA ÖLÜR YA DA ŞEHRİ HAÇLILARDAN KURTARIRIM
Selahaddin Kudüs'ün fethi için: "ya bu uğurda ölu¨r ya da şehri Haçlılardan kurtarırım" diye yemin eder. 20 Eylül 1187 günü¨ Kudüs'ü¨ kuşatır. Kuşatmadan sonra Selahahddin şöyle der:
"Kudüs'ün, Allah'ın kutsal saydığı beldelerden biri olduğuna büyük bir inancım vardır. Sizin de kutsallığına inandığınız bu beldeye muhasara ve savaşın gerektirdiği yollarla hücum etmek ve girmek istemiyorum."
Müslüman Ordusu, Kudüs'ün Haçlı Ordusu'nu darma dağın eder ve Kudüs'ün surlarına dayanır. Şehrin savunması İbelin'in Baron'u İbelinli Balian'a kalmıştır. Asker olan olmayan herkes kılıç kuşanıp savunma duvarlarında yerini alır.
Selahaddin'in kuşatma kuleleri ve topları Kudüs surlarını dövüyor ve harap ediyordur. İbelinli Balian ise sabırla sırasını bekler ve karşılık için uygun zamanı kollar.
Kudüs surları Müslüman Ordusuna karşılık vererek surlardan geçirmemeye çalışır. Selahaddin Eyyubi'nin Ordusu kayıplar verse de kuşatmaya devam eder.
KUDÜS İÇİNDE BİR FATİH
Fakat kuşatma devam ederken 2 Ekim 1187 şafağı birkaç Müslüman Eyyubi Süvarisi surların gerisinde Beyaz bayrak sallar. İbelinli Balian ve Selahaddin karşı karşıya gelir ve 12 gün süren kuşatmanın ardından Kudüs teslim olur.
Selahaddin, Haçlılar'ın Kudüs'e girişlerinde yaptıkları katliamları, asla tekrarlamak istemeyip bir intikam almaz.
Selahaddin, Kudüs'e gönül huzuru ile bir fatih olarak girer ve kutsal şehrin hürriyetine kavuşmasını sağlar. Şanlı ve kahraman emir, İslâm kumandanı Selâhaddin Eyyubi İslâm'ın üçüncü kutsal şehri ve Müslümanların ilk kıblesi olan Kudüs ve Mescid-i Aksa'yı özgürlüğüne kavuşturduktan sonra şehrin seksen sekiz yıl süren işgalden ve öncelikle Mescid-i Aksa'nın yıllardır kötü halinden temizlenmesini emrederek ibadete hazır hale getirilmesini ister.
KUDÜS FATİHİ: SELAHADDİN EYYUBİ
Selahaddin Yusuf bin Eyyub, 1138 yılında Tikrit'te doğar. Vefat ettiğinde ise tarihler 4 Mart 1193'tür ve Selahaddin, Eyyubi Hanedanının Sultanıdır. Mezarı bugün Şam'da bulunan Emevi Camii'ndedir.
Selahaddin Eyyubi'ye tarih boyunca farklı etnik kökenler atfedilir, çeşitli milletler mirasını sahiplenirler. Yaygın olarak kabul edilen görüş ise Selahaddin'in Kürt kökenli olduğu yönündedir ancak Türk veya Arap olduğu yönünde görüşler de mevcuttur.
İbn Haldun Mukaddime'sinde Selahaddin Eyyubi'den şu şekilde bahsediyor:
"Selahaddin Eyyubi el-Kurdi , Mısır ve Suriye mülküne sahip oldu."
Babası Necmeddin Eyyub, önceleri Selçukluların Tikrit Valisi olarak görev yaparken, daha sonra Musul atabeği İmadeddin Zengi'nin yanına giderek onun hizmetine girer, 1139 yılında Baalbek valiliğine getirilir.
Kardeşi Esedu¨ddin Şirkuh'un da Zengilerin ordusunda kumandan olarak görev yaptığını bildiğimiz Necmeddin, İmadeddin Zengi'nin ölümünden sonra yerine geçen oğlu Nureddin Mahmud döneminde Şam Valiliğine kadar yükselecek, bu sırada oğlu Selahaddin de bu şehrin şahnesi olarak görev alacaktır.
İyi bir eğitim alan ve Zengiler tarafından Haçlılar üzerine düzenlenen seferlere katılarak askerî tecrübe edilen Selahaddin, amcası Şirkuh kumandasında 1160'lı yıllarda Mısır'a yapılan seferler esnasında gösterdiği üstün başarı ile dikkat çekip sivrilecek, daha sonra da bilindiği gibi, Mısır'da siyasî hâkimiyeti ele geçirip Eyyubiler hanedanının kurucusu olacaktır.
ŞARK'IN EN SEVGİLİ SULTANI SELAHADDİN
I. Haçlı Seferi sonucunda kurulan Kudüs Krallığı; gözünü Mısır'a diker. Zaman Mısır'ın alınabilmesi için çok elverişlidir. O günkü Mısır, Fatımiler Devleti'nin iç karışıklıklarıyla boğuşmaktadır.
Mısır veziri Şaver, bir saray darbesi sonucu rakibi olan diğer vezir Dırgam'a yenilip vezirlikten olunca gizlice Şam'a, Nureddin Mahmud Zengi'nin yanına gider ve yardım ister.
Nureddin Zengi bu olayı fırsat bilerek İslam dünyasındaki iki başlılık problemini halledebileceğini ve Müslümanları tekrar tek çatı altında birleştirip Haçlılarla mücadele konusunda güçleneceğini hesaplayarak Şaver'e olumlu yanıt verir.
Gerçekleştirilen üç Mısır Seferi'nin ardından 1171'de Mısır'da Şii Fatımi halifeliğine son vererek Sünniliğe dönüldüğünü ve Bağdat'taki Abbasi halifeliğine bağlılığını ilan eden Selahaddin Eyyubi böylece Mısır'ın tek yöneticisi durumuna gelir.
Böylece İslam dünyasındaki iki başlılık son bulur ve biri Bağdat'ta, biri de Mısır'da olmak üzere mevcut olan iki halifeli yapı değiştirilir. Artık İslam dünyasında tek bir halife vardır. Bu olay Müslümanların haçlılara karşı birleşmesinde tarihi dönemeçlerden birisidir.
Selahaddin, Nureddin Mahmud Zengi'ye hayatı boyunca bağlı kalır, fakat Nureddin'in 1174 yılında vefat etmesiyle durum değişir. Selahaddin, Nureddin'in dul eşi İsmedüddin Hatun ile evlenir.
Fakat Nureddin'in yerine geçen oğlu İsmail, Selahaddin'i tanımaz ve işbirliğine yanaşmaz. Mısır'daki zengin tarım topraklarını mali dayanak olarak kullanan Selahaddin, Nureddin'in çocuk yaştaki oğlu adına naiplik talebinde bulunmak üzere küçük, ama çok disiplinli bir orduyla Suriye'ye hareket eder. Ama çok geçmeden bu talebinden vazgeçer.
1186'ya değin Suriye, Kuzey Mezopotamya, Filistin ve Mısır'daki tüm Müslüman topraklarını kendi bayrağı altında birleştirmeye çalışır ve İslam birliğini tekrar kurar.
Zamanla sahtekarlık, ahlaksızlık ve gaddarlıktan uzak, cömert, erdemli, ama kararlı bir hükümdar olarak ünlenir. O zamana değin iç çekişmeler ve yoğun rekabet yüzünden Haçlılara direnmede güçlük çeken Müslümanların maddi ve manevi açıdan güçlenmelerini sağlar.
ŞANLI KOMUTAN'IN VEFATI
Selahaddin başkenti Şam'a çekildiğinde tarihler 1193 yılını gösteriyordur. Şanlı komutan 56 yaşında vefat eder. Vasiyeti için kısa bir beyanda bulunmuştur;
"Vasiyetim, ümmetin saâdet ve huzurunu dilemekten başka bir şey değildir."Vefatının ardından akrabaları imparatorluğu paylaşırlar.