*İstanbul eski ve gizemli bir şehir, her semtinin hikâyesi farklı.
*Rivayetlere göre bazı mekânlarda “paranormal aktiviteler” almış başını gitmiş.
*Aktüel; tekinsiz, “perili” olduğu söylenen, hayaletlerle dolu olduğuna inanılan mekânları dolaştı, şehir efsanelerini araştırdı.
* İşte İstanbul’un ve dünyanın en tekinsiz mekânlarının dökümü.
* Dikkat! Bu sayfada anlatılanlar uykunuzu kaçırabilir.
Yazı: Neslihan Perker
Fotoğraflar: Ergun Candemir
Alman Generalin Büyükada’daki evi
Birinci Dünya Savaşı’nda, Osmanlı ordusunda görev yapmış olan bir Alman generaline ait olduğuna inanılan ev, Büyükada’nın tepesinde, çok ıssız bir yere inşa edilmiş. Yokuş yukarı fayton yolculuğunun ardından koruluğun içinde uzun bir yol yürüyüp tepeye vardığınızda, harabe hâline gelmiş kalıntılar, garip bir bahçe kapısı ve ayakta kalan bir müştemilat çıkıyor karşınıza. Perili olduğuna inanıldığından yıllardır ada halkı mekândan uzak durmuş.
Bakırköy’ün Perili Köşkü
İncirli istikametinde, cadde üzerinde ilerlerken modern binaların arasında bakımsız bir köşk dikkatinizi çekiyor. Bu köşk yaklaşık 200 yıllık ve sahibi orada oturmuyor. Aslında yeniden restore ettirmeyi de düşünüyormuş. Evin içinde yaşayan aile ise hâlinden oldukça memnun, söylentilerin aksine, gayet normal bir hayat sürüyorlar. Ailenin annesi, bu köşkte büyümüş, onun babası da tarihi yapının uzun yıllar emektarı olarak görev yapmış. Semt sakinlerinin inanışına göre köşk perili… Hatta çitayı biraz daha yükseltiyoruz, televizyon kanallarının bir dönem yaptığı haberlere göre, bina senede bir kere kayboluyormuş.
Cemil Molla Köşkü
Kuzguncuk’tan, Beylerbeyi’ne doğru giderken tam Tünel’e girmeden önce sağ tarafınızda yükselen beyaz yapı. Bina şu anda, Mesa Holding’in bünyesindeki arazinin içinde yer alıyor, restore edilmiş şekliyle ise çok havalı görünüyor. Eskiden de havasından pek geçilmezdi. Çünkü kendisinin özellikle çocukluğu Beylerbeyi’nde geçmiş kişiler için yeri ayrıdır… Yanından arabayla geçerken bile acayip korkardı insan. Köşk, 1885 yılında, Şeyhülislâm Üryanizâde Ahmet Es'ad Efendi'nin torunu, şair Süleyman Bey'in oğlu Mahmud Cemil Efendi tarafından yaptırılmış. Kendisi Cemil Molla ismi ile meşhurmuş. Köşkü yaptırdığı zaman 22 yaşında olan Cemil Efendi 1941'de vefat etmiş. Geçmişten hafızalarda yer alan anılara bakılacak olursa, köşk uzun yıllar restore edilememişti, hatta çocukluk yılları 80’ler ve 90’lı yıllara denk gelen semt çocuklarının dilinde hep, “işçiler burayı bir türlü yenileyemiyorlar, hepsi geldiği gibi kaçıyorlarmış” söylentileri dolaştı uzun zaman.
Molla Zeyrek Camisi
Fatih’te bulunan, Zeyrekhane olarak da bilinen bölgede yer alan Molla Zeyrek Camisi, İstanbul’un fethinden sonra Pantokrator Kilisesi’nin camiye çevrilmesiyle ortaya çıkmış bir yapı. Hâlâ, yabancı turistlerin merakını cezbeden caminin içinde, kiliseye ait bazı izler günümüze kadar gelmiş. Caminin şu anda park hâline getirilmiş arazisine bakan sokak ise oldukça esrarengiz. Çünkü o bölgede çocukluğu geçenlerin anlattığına göre, parkın olduğu yer eskiden bir ahırmış ve bu ahır içindeki kuyu ve altındaki mahzeni ile semt sakinlerinin ürktüğü bir yermiş. Çünkü geceleri, bu ahırdan çığlık sesleri duyulurmuş. Hatta hayvanını oraya bağlayan ailelerin çocukları, akşam saatlerinde bu hayvanları ahıra giderek geri almaya korkarmış. Ahırın altından Ayvansaray’a kadar giden bir tünelin varlığı konuşulurmuş. Şimdi ise o ahırın olduğu yerde eski yapıdan hiçbir iz yok ve yerinde manzarası çok güzel, ferah bir park var. Geceleri çığlık seslerini duyduğunu iddia edenler ise hâlâ devam ediyor.
Cevahir Bedesteni’ndeki zaman tüneli
Sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da en eski ve gizemli mekânlarından biri olan Kapalıçarşı, dünyanın en eski alışveriş merkezi olma özelliğine de sahip. Zira bu mistik ve kozmopolit mekân, gün içinde binlerce turisti ağırlıyor. Kapalıçarşı’nın bir diğer özelliği ise, ezoterik tarikat üyelerinin buraya gelmesi. Çünkü tarikat üyelerinin inancına göre, “Cevahir Bedesteni”ndeki bir nokta farklı bir zaman boyutuna açılıyor. Tekin değildir denemez ama çok mistik olduğu kesin.
Edinburgh Kalesi (İskoçya)
İhtişamlı kalenin koridorlarında ölülerin sesinin yankılandığı, kalenin zindanlarında, güney köprü kemerinde, avlusunda insan hayaletlerin yanı sıra köpek hayaletlerinin de görüldüğü söyleniyor.
Highgate Mezarlığı (İngiltere)
Bu mezarlık ürkütücü mezar taşları, sarmaşıkların yükseldiği duvarları, mezarlar arasındaki derin geçitleriyle Britanya’nın bir numaralı hayalet mevkii. Karl Marx’ın mezarı da burada.
Ohio Üniversitesi (ABD)
Kampusun etrafında beş ayrı mezarlık bulunuyor ve şeytanın simgesi pentagramın oluşturduğu yer ise rektörlük binası. Hayalet izine rastlanan yerlerden biri, altında mezarlar bulunan Jefferson salonu. Bir diğeri ise akıl hastaları üzerinde elektro şok deneyleri ve labotami uygulanan “The Ridges” adlı terk edilmiş bir akıl hastanesi.
Myrtles Plantasyonu (ABD)
Bu ev "Amerika'nın en lanetli evi" olarak da biliniyor. Canlanan yağlıboya tabloları, kanlı el izi ve kendi kendine açılıp-kapanan kapıları fenomen lanetleri arasında.
Alcatraz Hapisanesi (ABD)
Al Capone ve George Kelly gibi suçluları barındırmış bu hapishaneyi ziyaret edenler çığlıklar, aniden kapanan hücre kapıları ve ayak sesleri duyduklarını iddia ediyorlar.
Amityville (ABD)
New York'ta bulunan evin eski sahipleri gece vakti çalınan bando sesi, cızırtı, garip kokular bazen de siyah garip bir yaratığın varlığından söz ediyorlar.
Point Hicks Deniz Feneri (Avustralya)
Deniz fenerinin korucusu 1947'de gizemli bir şekilde kaybolur. Sonraları birçok ziyaretçi geceleri korucunun bot seslerini duyduklarını iddia ederler. Korucunun hayaleti hâlâ kapı kollarını temizlemeye devam ediyormuş.
Sleepy Hollow Kasabası (ABD)
New York’un 30 kilometre kuzeyinde bulunan köy, öğretmen Ichabod Crane ve Başsız Suvari'nin hikâyesini anlatan Washington Irving klasiği “The Legend of Sleepy Hollow” (Sleepy Hollow Efsanesi) öyküsüyle ölümsüzleştirildi. Ziyaretçiler “Başsız Süvari”yi gördüklerini iddia ediyorlar.