Mankurt nedir? Mankurt Türk, Altay ve Kırgız efsanelerindeki bilinçsiz köle demek. Mankurt nedir sorusunun cevabı aklını efendilerine teslim etmiş insanlar anlamındadır. Türk, Altay ve Kırgız efsanelerinde bahsedilen bilinçsiz köledir.
Efsanelere göre mankurt haline getirilmek istenen kişinin başı kazınır, başına ıslak deve derisi sarılır ve böylece elleri kolları bağlı olarak güneş altında bırakılır. Deve derisi kurudukça gerilir. Gerilen deri başı mengene gibi sıkar ve inanılmaz acılar vererek aklını yitirmesine neden olur. Böyle bir kişi bilinçsiz ve her istenen şeyi sorgusuzca yapan bir köleye dönüşür.
Mankurt kukla olmuş kişidir!
Mankurt bazı işlemler sonucu öz benliğini yitirerek kendisini kimliksizleştiren düşmanının kuklası haline gelmiş bir zavallı insan tipidir.
Aytmatov'un "Gün Olur Asra Bedel" adlı eseri pek çok Batı diline ve Türk lehçelerine çevrilip yaygınlaşırken "mankurt" kavramı da kabul görerek literatüre girmiş ve "mankurt" ve "mankurtlaştırma" temaları yaygınlaşmıştır.
Bir insan Mankurt yapılmak istenirse o kişinin saçları kazınır. Kafasına devenin boyun derisi iyice gerdirilerek geçirilir. Kafasında deve derisi bulunan Mankurt adayı sıcak çölde güneş altında birkaç gün bırakılırdı.
Böylece sıcağın etkisiyle deve derisi büzülür ve kafaya iyice yapışır. Deve derisinin artık kafa derisiyle bütünleşmeye başlamasıyla kazınan saçlarda yeniden uzamaya başlar.
Fakat deri kafaya o kadar yapışır ki zaten sert olan deve derisi sıcağın etkisiyle iyice sertleşir ve uzayan saçlar deriyi delip uzamasına devam edemez.
Bu nedenle saçlar uzamaya vücudun dışı yönünde değil de kafanın içine doğru uzamaya başlar. Sıcaktan büzüşen deve derisinin kafatasına yaptığı baskı ve kafanın içinde ters yönde uzayan saçların kafatasını delip beyne doğru ilerlemesiyle mankurt büyük acılar çeker. Bu acılara dayanamayan mankurt bir müddet sonra kuklaya döner. Hafızasını yitirir, anne-babasını dahi tanımaz. Aklını çalıştırıp düşünemez hale gelir. Bu nedenle sahibi ne söylerse ona itaat eder.
Haşhaşiler Lideri Hasan Sabbah Kimdir?
Hasan Sabbah, İran'ın Kum kentinde doğmuştur. Tam adı Hasan bin Ali bin Muhammed bin Cafer bin Hüseyin bin Sabbah el-Hamari'dir(1034 – 1124). Büyük Selçuklu Devleti zamanında yaşamış olan, tarihin eski ezoterik ve batıni örgütü Haşhaşileri kuran ve ölene kadar liderliğini yapan İranlıdır. Tarihteki en gizemli insanlardan biri olarak adı geçer. Müridlerinin adını Seyduna olarak bildiği Hasan Sabbah gençliğinde çeşitli çelişkiler yaşamış, islamiyeti büyük ölçüde sorgulamış, tarikat ve mezheplerle ilgili birçok toplantıya katılmıştır.
Yakın arkadaşı olan büyük astronom Ömer Hayyam'la ettiği bir muhabbet esnasında Ömer Hayyam'ın espriyle söylediği : "bu insanlar cennet için yaşıyorlar, ancak onlara bir cennet verebilirsen onları yönetirsin" sözü Hasan Sabbah'ın hayatının sözü olmuştur.
Kendisini ve Etrafındakileri Peygamber Olduğuna İnandırmış
Ele geçirdiği Alamut Kalesi'nin arkasındaki eski Deylem krallarının bahçelerini kusursuz bir hale getirmiştir. Köle pazarlarından aldığı güzel kızları bu bahçelere getirmiş, onları huri gibi yetiştirtmiştir.
Bununla beraber fedai olabilecek güçteki yetişkin ve gözü kara erkekleri de bu kaleye getirerek onlara inanılmaz bir irade kazandıracak ölümcül dersler verdirmiştir.
Orada yarı baygın halde gördükleri muhteşem bahçelerin ve hurilerin büyüsüne kapılan gençler çelik gibi bir inanmışlıkla dönmüş ve gidemeyenleri de heyecanla anlattıkları masallara inandırmışlardır.
Kendi cennetlerini gördükten sonra;
Ölmek ve cennete kavuşmak için yaşayan gençlere istediği her şeyi yaptırabilecek olduğundan emin olan Hasan Sabbah, birbiri ardına suikastler düzenlemiş ve hepsinde de başarılı olmuştur.
Büyük bir düşünce gücüne sahip olan Hasan Sabbah, ona hep destek olmuş bir hükümdar olan Hüseyin Alkeyni'yi öldürdüğü için öz oğlunu kellesiyle cezalandırabilecek kadar da kendi kanunlarının esiri olmuştur. Hasan Sabbah amaçlarına ulaştığı için sevinirken Alamut Kalesi'nde intiharlar ve belalar çoğalmıştır.
Bütün Bunların Tek Sebebi, Allah var mı?
Kendi kendini yiyip bitirmeye yatkın olan kurduğu bu düzen dünyada eşi benzeri görülmeyecek olaylar çıkarmıştır. Hayatı boyunca çelişkiler yaşamış olan Hasan Sabbah yaşadığı süre içinde Allah'a inanıp inanmamak arasında gidip gelmiş ve yaptığı her kıyım anında O'ndan bir işaret beklemiştir, fakat olmamıştır. Ve tüm bu yaptıklarının kendince sebebi, yalnızca budur: "Allah var mı?"
Bazı kaynaklarda ve Ömer Hayyam'ın da notlarında ifade edildiğine göre, Alamut Kalesi'nde haşhaş yasaktı ve söz edildiği gibi haşhaş tükedilmiyordu. Bu insanları kendilerinden geçiren, haşhaştı. Hassan Sabbah'ın katı tutumu onların birer keşiş gibi yetişmesine sebep olmuştu.
Hasan Sabbah Neden İran'da Bulunan Alamut Kalesi'ni seçti?
1090 yılında Alamut Kalesi'nde eğitim ve örgütlenme mücadelesine yeni bir boyut kazandırarak, Alamut kalesini kendisine merkezi üs olarak seçti. Alamut Kalesi, Elbruz sıradağlarının en doruğunda olup, çok korunaklı bir konumdadır. Nitekim yıllarca ordular Alamut'u kuşatmalarına rağmen fethedememişlerdir.
Hasan Sabbah burayı bilinçli seçmiştir. Hasan Sabbah, Alamut'un bütün eksiklerini tamamladı. Su kanalları açıp, ambarlar kurdu. Çevredeki küçük kaleleri alıp onlara kuleler yaptı.
Bu arada bazı kurallar getirdi. Böylece her birey kendisini topluluğun sorumlu bir üyesi ve onun ayrılmaz bir parçası olarak hissetmeye başlamıştır.