Yunanistan merkezli Army Voice'a göre, ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye'nin merkezî rol üstlendiği yeni bir "Barış Konseyi" girişimi, Atina'da ciddi rahatsızlık yarattı. Yunan tarafında asıl endişenin, Ankara'nın Washington nezdinde doğrudan yeni bir etki kanalı kazanması ve Doğu Akdeniz gündemini Amerikan diplomasisinin merkezine taşıyabilecek konuma gelmesi olarak görüldü.
Haberde, Atina'yı tedirgin eden unsurun yalnızca Yunanistan'ın ve birçok AB üyesinin bu yeni yapı dışında bırakılmasının dışında asıl meselenin Türkiye'nin Washington ile doğrudan yeni bir siyasi-diplomatik kanal elde etmesi ve Doğu Akdeniz dosyalarını bu kanal üzerinden masaya koyabilecek kapasiteye ulaşması olduğu belirtildi.
İKİ PARALEL RİSK ALGISI
Analizde, Yunan tarafının iki temel riski eş zamanlı gördüğü ifade edilerek, birincisinin ABD politikasının daha "işlemsel/çıkar temelli" bir çizgiye kaydığı bir dönemde Türkiye'nin bu süreci Washington ile ilişkilerini güçlendirmek için kullanması olduğu, ikincisinin ise Yunan-Türk ilişkisinin, BM ve uluslararası hukuk merkezli çerçevenin dışına çıkarılarak, Trump'ın önceliklerine göre şekillenen Amerikan arabuluculuğu üzerinden yeniden tanımlanması olduğu vurgulandı.
AB-ABD DENGESİNDE ZORLANAN YUNAN DİPLOMASİSİ
Habere göre, Yunan hükümeti iki farklı hattı dengelemeye çalışıyor. Bir yandan Doğu Akdeniz'de Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ın pozisyonlarını savunmak için AB ile uyum korunmaya çalışılırken, diğer yandan Washington ile daha yakın ilişkiler kurularak Yunanistan'ın yeni rol dağılımında "oyun dışı" kalmaması hedefleniyor.
Analizde, Atina'da ve diğer Avrupa başkentlerinde, bu tür girişimlerin Yunan diplomasisinin dayandığı ana çerçeveyi (BM, uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) zayıflatma ya da baypas etme riski taşıdığı yönünde ciddi endişelerin bulunduğu ifade edildi.
ENERJİ DOSYASI VE "TRUMP FAKTÖRÜ"
Yunanistan merkezli Army Voice'a göre, Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanı ihtilafları yıllardır hidrokarbonlar ve enerji altyapısı projelerini kilitliyor. Bu noktada "Trump faktörü" devreye giriyor ve jeopolitik sorunlar, iş anlaşmaları mantığıyla oluşturulan "uzlaşma paketlerine" dönüştürülüyor.
TÜRKİYE ÖN CEPHEDE, YUNANİSTAN DIŞ HALKADA
Army Voice'a göre Atina açısından temel sorunun iletişim eksikliği olmadığı, sorunun Türkiye'nin yeni Amerikan formatında "ön cephe muhatabı" konumuna gelmesi; buna karşılık Yunanistan'ın ve AB'nin büyük bölümünün bu yapının dışında kalması olduğu ifade edildi.
Haberde ayrıca Trump'ın ikinci döneminde Chevron ve ExxonMobil'in Yunanistan, Türkiye, Güney Kıbrıs ve Libya ile anlaşmalar yaptığına işaret edilerek, ABD etkisinin yalnızca diplomatik değil, kurumsal ve ekonomik çıkarlarla da desteklendiği vurgulanıyor. Bu durum, Doğu Akdeniz'de siyasi kararların daha hızlı ve farklı mekanizmalarla şekillenmesine zemin hazırlıyor.
Yunanistan merkezli Army Voice'un haberine göre, Trump'ın "Barış Konseyi" girişimi Atina açısından yalnızca yeni bir diplomatik platform değil; oyunun kurallarını, aktörlerini ve çözüm formatlarını değiştiren yeni bir jeopolitik zemin anlamına geliyor.
Yunanistan için mesele artık yalnızca Türkiye ile ilişkiler değil, uluslararası sistemde hangi çerçevenin esas alınacağı sorusu olarak öne çıkıyor.