Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte Rusya ile ters düşen Avrupa, kara kara kışın ne yapacağını düşünüyor. Rusya'nın Avrupa'da pek çok ülkeye gaz akışını kesmesi ya da kısıtlaması, ülkelerin genelinde endişeye yol açtı.
Öyle ki Almanya, şimdiden soğuk geçecek aylara karşı planlar yapmaya başladı. Alman basınına göre, krizle ilgili bir zirve bile düzenlenecek. Alman Sanayiciler Federasyonu (BDI), gaz kıtlığının sanayinin diğer kollarına da sıçrayarak üretimde sıkıntılara neden olabileceğini söyledi.
Yapılan açıklamada, "Siyaset ve iş dünyası, yaz aylarını gaz tasarrufu yapmak ve depolama tanklarını yaklaşan ısıtma mevsiminden önce doldurmak için kullanmalı" denildi.
Öte yandan Rusya ile iyi iyilişkiler içinde olan Türkiye'nin böyle bir endişesi bulunmuyor. Aynı zamanda Avrupa Birliği (AB), krizin çözümü için gözünü Türkiye'ye çevirdi.
Azerbaycan'dan Avrupa'ya gaz taşıyan Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) ile Türkiye, AB için kilit bir rol mü oynuyor? Yaşanan gaz krizinin Türkiye'ye etkileri ne olur? Avrupa için tehlike çanları çalıyor mu? Merak edilen bu soruları Kocaeli Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Yunus Furuncu sabah.com.tr'de cevapladı.
Almanya'nın genel durumunu değerlendiren Furuncu, "Almanya'nın bu enerjiye ihtiyacı var. Almanya'nın stratejisi şöyleydi: İlk olarak kömür, ikinci olarak da nükleer santralleri tamamen kapattı. Bununla birlilte yeni kaynaklar gündeme geldi. Almanya bu konuda ikinci doğal gaz boru hattına güveniyordu. Ancak Rusya-Ukrayna savaşı Almanya'da bu stratejiyi çökertti. Almanya şu anda doğal gaz depolamaya ve kömür santrallerini açmaya çalışıyor." dedi.
Avrupa'nın genel durumunu değerlendiren Furuncu bu defa da, "Avrupa ise elindeki enerji santrallerinin ömrünü uzatmaya çalışıyor. Avrupa savaştan sonra bir anda enerji sektörü anlamında değişiklik gösterdi, daha doğrusu göstermek zorunda kaldı. Almanya da dahil tüm Avrupa Birliği (AB) ülkeleri Rusya'ya bağımlı. Aslında bu ülkeler Rusya'nın saldırgan tutumunu görüyorlardı, ancak bunu umursamadılar. Hızlı ve aktif bir şekilde karar alamadılar" sözlerine yer verdi.
Türkiye'de ise durumun bunun tam tersi olduğunun altını çizen Furuncu, Rusya ile Türkiye arasında 2015 yılında yaşanan uçak krizini örnek verdi. Furuncu, "Türkiye krizden sonra Rusya'ya bağımlılığını çok hızlı bir biçimde düşürdü. İlk olarak Azerbaycan'dan gelen doğal gaz alımını artırdı. Sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) aldığı ülkeleri çeşitlendirdi. Türkiye'nin bu anlamda eli oldukça güçlü. Tükettiği doğal gazın yüzde 60'ından fazlasını gemileriyle tedarik edebiliyor. Avrupa ise bu olumsuz senaryoya kendisini hazırlayamadı. Avrupa ülkeleri birlikte karar alamıyorlar ve nötr kalıyorlar" değerlendirmesinde bulundu.
Bu dönem Türkiye'de krizin yaşanmamasının nedenini eski stratejilere bağlayan Furuncu, "O dönemde Türkiye eksik yönlerini törpüledi. Rusya ile başka coğrafyalarda karşı karşıya kaldık. Bunun elimizi kolumuzu bağlamaması için, bağımlılığımızı düşürmemiz gerekiyor. Biz Rusya'ya 'gaz verme istersen, ben başımın çaresine bakabilirim' diyebiliyoruz. Türkiye bunu çok hızlı bir şekilde başardı" dedi.
Enerji tedarik hususunda bir sıkıntı olmadığının altını çizen Furuncu, maliyetlerden de bahsetti. Furuncu, "AB'deki gaz krizi, Rusya'nın izole edilmeye çalışması enerji sektöründe krize neden oluyor. Ülkeler fiyatları ister istermez artırmak zorunda kalıyor. Her ne kadar devletimiz ödemelerin yüzde 75'ini üstüne alsa da, bu maliyet krizi hepimizi etkiliyor. Türkiye, enerji tedarik noktasında bir kriz yaşamayacak. Bu da Berat Albayrak döneminde alınan stratejik kararlarla mümkün oldu. Ancak arz ve talepten dolayı oluşan kriz, maliyetleri ister istemez artıracak" dedi.
Son olarak da TANAP projesinden bahseden Furuncu şu ifadelere yer verdi:
"Avrupa ile Azerbaycan yetkilileri, bir toplantı yaptı. Enerji aldığınız ülkeleri çeşitlendirmek gerekiyor. Bu güzergah Avrupa açısından çok çok önemli. Bununla ilgili projelendirme aşamaları başlıyor. Savaşın bazı fırsatları olabiliyor. Onlardan biri de Orta Asya'daki Türk cumhuriyetlerinin gazı için Türkiye'ye ihtiyaç duyulması. Bu rota netleşecek ve elbette bu durum Türkiye için büyük bir fırsat."