Güney Afrika'nın cennete benzer ülkesi Swaziland'da ortalama yaşam süresi 32'ye kadar düştü. Ülkede 20'li yaşlardaki yetişkinlerin yarısı enfeksiyon taşıyor.
Esra TÜZÜN
Bu ülke dünyanın en kısa yaşanan yeri
Güney Afrika'nın en uç noktalarından birinde minik bir ülke; Swaziland burası...
Cennete benzeyen bu ülkede temiz hava, şifalı sular, yeşillik hepsi bir arada bulunuyor. Uzun yaşamanın anahtarı olarak gösterilen bütün imkanlara sahipler ama ortalama yaşam süresi 32'ye kadar düştü.
Bu ülkenin yeni virüsler nedeniyle yok olması içten bile değil. Swaziland aslında küçücük bir ülke. Kuzey ve Güney mesafesi 200 kilometre. Ülkenin başında 11 eşi bulunan bir kral bulunuyor. Filmlere konu olan kral Mswati bakire kızlar içinden kendine eş seçiyor, kabilesinin bütün ritüelini hala sürdürüyor.
BU ÜLKE YOK OLMA TEHDİDİ ALTINDA
Swaziland fakirlikten çok çeken klasik Afrika ülkelerinden biri değil. Tarım var, turizm var, madencilik bile var. Masmavi gökyüzü, sıcacık iklimi var. Hatta Avrupa sosyetesinin safari merkezi. "Burası cennet, hastalık asla uğramaz" diyenlerin aksine tüberküloz oranlarının en fazla görüldüğü yer burası, HIV nedeniyle yok olma tehdidi altında.
Ülkedeki enfeksiyon oranının bir benzeri dünyanın başka bir yerinde görülmemiş. 20'li yaşlardaki yetişkinlerin yarısında enfeksiyon var.
Ülkedeki bu virüs oranı dünyadaki en yüksek oran olarak kabul ediliyor. Ülkenin büyümesi HIV yani bildiğiniz AIDS nedeniyle büyük tehlike altına girmiş.
Nerden nasıl kaptıklarını bile artık bilmiyorlar, minicik bebeklere bile test yapılıyor, burada doğan herkese potansiyel riskli olarak bakılıyor.
Dünya onlar için seferber oluyor
Bu küçücük ülkeyi hastalıktan kurtarmak için dünya seferber oldu. Kızılhaç 8 bin kişi görevlendirdi. En ücra köşelerdeki hastalara bile ilaç götürülüyor. Ancak ilaç onları yaşatmak için yetmiyor yiyecek yardımı da gerekiyor.
20 kuruluş bir araya geldi. Onların tedavisi için çaba harcıyor. Lilly burada çoklu ilaca dirençli tüberkoloz için destek veriyor.
SON YAŞLILARINDAN
Mbhaceki Romanı 67 yaşında. Burada yaşlanan ender insanlardan biri. Hastalıklardan korunduğu için övünüyor. Burada çoğunluk hasta olduğu halde önyargılar nedeniyle hastalık hâlâ ayıplanıyor. Bu nedenle insanlar hasta olduklarını saklıyor.
BÜYÜCÜLER ARTIK GÖNÜLLÜ
Bu ülkenin şifacıları da artık hastalıklarla savaş için eğitiliyor. Önce yöre halkı büyücülerden şifa adamış. Ancak hastalık kutsal saydıkları büyücüleri de etkilemiş. Kızılhaç da bunun üzerine büyücüleri ve şifacıları gönüllü olarak eğitmiş. Şimdi bazı bölgelerde HIV ve tüberküloz ilaçları onlar tarafından hastalara uygulanıyor.
TÜRK DOKTOR DA VAR
Türk doktor Aylin Jaspersen de Kızılhaç Program Kordinatörü olarak bu bölgedeki kampanyalara katılıyor. İsviçre Bern'de çalışıyor ancak ocak ayından beri bu bölgedeki proje için Afrika'da bulunuyor. Tek tek evlere gidip hastaların tedavisi için gönüllü olan ekip arasında yer alıyorlar. Kralın emri gereği bu bölgede çalışan gönüllü doktorlar bile yerel kıyafetleri giymek zorundalar.
Bu hastalıklara en dayanıklı çocuklar Dr. Bruce Kudada Swaziland'da enfeksiyonların en fazla görüldüğü noktada çalışıyor. Bu ülkede yaşam süresinin 32'ye kadar indiğini söylüyor.
Yüz kişiden 26'sı virüslü
"HİV görülme oranı her yüz kişiden 26'sı. Tüberküloz son derece yaygın ve tüberküloz hastalarının yüzde 80'i de HIV'li' diyor. Burada anneler babalar HİV ve tüberküloz olunca minicik çocuklar ve hatta doğmamış bebekler bile potansiyel hastalıklı kabul ediliyor. Ancak doktorlara göre iyi bir haber bu hastalıklara çocukların çok daha dirençli olması. Anneleri ve babaları HIV'li olduğu halde sağlıklı doğan bekler var. Bunları korumak için uğraşıyorlar. Ülke çapında HIV ve tüberküloz taramaları yapılıyor.
Hasta ve mutlular
Saphire Dlamini Ngcayini 35 yaşında genç bir kadın. Üç çocuğu var. Mbabane bölgesinde yüksek bir dağın tepesinde ailesiyle birlikte yaşıyor. En yakın yerleşim yerine kilometrelerce uzakta. Bu insanlara hastalığın ulaşması imkânsız gibi görülüyor.
Oysa onun kapısını hem HIV hem de tüberküloz çalmış. Hasta olduğunu anlamadan ölecekmiş, yeni doğum yapmış ancak kapısını çalan doktorlar teşhis koyunca hemen hastaneye yatırmışlar. Ailesine bu dönem içinde Kızılhaç görevlileri bakmış. HIV ve tüberkülozu ona madende çalışan eşi taşımış. O da tedavi görmüş. Aralık ayında hastaneden evine dönmüş, Kızılhaç görevlileri her gün iğnelerini yapmak için kapısını çalıyor, düzenli yiyecek yardımı yapılıyor. Amaç yeni nesile yani onun çocuklarına hastalığın bulaşmasını önlemek.
Çocuklarda şimdiye kadar hastalığa rastlanmamış ama düzenli testleri yapılıyor. Kelimenin tam anlamışla hastalıktan kırılıyorlar. Ancak mutsuz değiller, hastalar dahi bu ülkede gülüyor, bembeyaz dişleri ortaya çıktığında bütün hüznü siliyorlar. Sorulduğunda amasız, koşulsuz "çok mutluyuz" diyorlar ve tüm hastalıklarına karşın danslarını ediyorlar...