İngiltere merkezli The Times'a göre, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'la yürütülen barış sürecine ilişkin çelişkili açıklamaları ve agresif hamleleri, Tahran yönetimini müzakere masasından çekilmeye zorladı. Körfez'de ateşkes ihtimalinin ilk kez konuşulmaya başlandığı süreçte yaşanan gelişmeler, bölgede yeni bir çatışma riskini artırdı.
MÜZAKERE SÜRECİNDE GERİLİM TIRMANDI
Ateşkes görüşmeleri gündeme geldiğinde bir İran askeri sözcüsü Trump'ı "kendi kendine müzakere etmekle" suçladı. Son üç gündür Pakistan'ı överek ikinci tur görüşmeler için zemin hazırlamaya çalışan Trump'ın, aynı zamanda yaptığı sert açıklamalar ve gazetecilerle gerçekleştirdiği kısa telefon görüşmeleriyle süreci sabote ettiği değerlendirildi.
İran'ın "her şey üzerinde anlaştığını" öne sürerek henüz netleşmemiş başlıklarda erken zafer ilan etti. Bu çıkış, İran'ın baş müzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf'ı, anlaşmazlık konularını açıkça sıralamaya itti.
ABD'DEN SERT ASKERİ MESAJ
Trump, Başkan Yardımcısı JD Vance'i İslamabad'a gönderme planını açıklarken, ABD donanmasının Umman Körfezi'nde bir İran kargo gemisini durdurduğunu ve etkisiz hale getirdiğini duyurdu.
"Donanma gemimiz, makine dairesinde bir delik açarak onları oldukları yerde durdurdu" sözleriyle operasyonu duyuran Trump'ın bu açıklamasından dakikalar sonra İran, görüşmelere katılmayacağını açıkladı.
STRATEJİ Mİ, RİSKLİ KUMAR MI?
Trump'ın tutarsız görünen hamlelerinin arkasında bilinçli bir strateji olabileceği değerlendiriliyor. Görüşmeler başlamadan zafer ilan etmenin, İran'ın teslim olduğu algısını güçlendirmeyi hedeflediği belirtiliyor. Ancak bu yaklaşımın, İran'ın tamamen geri çekilmesine ve ABD'nin yeniden askeri harekâta yönelmesine yol açabileceği, bunun da ciddi bir risk oluşturduğu ifade ediliyor.
İRAN EKONOMİK BASKI ALTINDA
Trump'ın ilk dönemindeki "azami baskı" politikaları İran ekonomisini zayıflatırken, İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun etkisini artırmıştı. Ancak mevcut durumda İran limanlarına yönelik abluka ve altyapıdaki yıkım, Devrim Muhafızları'nın da hareket alanını daraltmış durumda. Kurumun yeniden yapılanma için petrol gelirlerine ve ithalata ihtiyaç duyduğu vurgulanıyor.
KÖRFEZ'DE DEV ASKERİ YIĞINAK
ABD, Ortadoğu'daki askeri varlığını hızla artırıyor. USS Gerald R. Ford uçak gemisi grubu Süveyş Kanalı'nı geçerek bölgeye yönelirken, USS Abraham Lincoln ile birleşmesi bekleniyor. Ayrıca USS George H. W. Bush'un da kuzeye ilerlediği ve bölgede en az 40 bin askerin konuşlandırıldığı ifade ediliyor. Üç uçak gemisi grubu ve deniz piyade görev güçlerinin varlığı, barış beklentisinin aksine savaş hazırlığına işaret ediyor.
İsrail ve bazı Körfez ülkeleri, zayıflamış ancak ayakta kalan bir İran'ı en kötü senaryo olarak görüyor. Birleşik Arap Emirlikleri'nden analist Abdulkhaleq Abdulla, "İran zayıfladı ancak kendisini bölge için bir numaralı düşman haline getirdi.
Bu da daha tehlikeli bir İran demek" değerlendirmesinde bulundu. Abdulla, en iyi seçeneğin "nükleer silahsız ve füzesiz bir İran" olduğunu belirterek, bunun gerekirse askeri yollarla sağlanabileceğini savundu.
SAVAŞ İHTİMALİ GİDEREK GÜÇLENİYOR
Hem ABD hem de İran'ın yeniden savaşa dönmenin kaçınılmaz olabileceğini değerlendirdiği bir tablo ortaya çıkıyor. İran'ın da bu ihtimale hazır olduğunu öne sürdüğü belirtilirken, Trump'ın "Amerika her zaman kazanır" yaklaşımıyla hareket ederek askeri seçeneği masada tuttuğu ifade ediliyor.