Dünyaca ünlü opera binası, plajları, kozmopolit mutfağı, İngiliz ve Amerikan etkilerini taşıyan mimarisiyle Sydney, mutlaka gezilmesi gereken bir şehir.
İstanbul'a uçakla nerdeyse bir günlük mesafede olan Sydney'i görünce bu kadar yolculuğa değdiğini hemen anlıyorsunuz.
Yaklaşık 4.5 milyon nüfusuyla sakin bir şehir olan Sydney'de hiç trafik sıkıntısı da yok. Sydneyliler ise açık sözlü, kibar ve yardımsever insanlar. Hava nerdeyse 12 ay boyunca ılımlı.
ŞEHRİ GEZMEYE OPERA BİNASINDAN BAŞLAYIN
Sydney'i gezmek için Opera binası iyi bir başlangıç. Sydney limanında bir yarımadanın üstüne inşa edilen Sydney Operası, beyaz çatısıyla bir yelkenliyi andırıyor.
2007 yılında Unesco tarafından Dünya Mirası listesine alınarak listeye giren tek modern mimari örneği.
20. yüzyılın en önemli mimari eserlerinden biri olan opera binası, Danimarkalı mimar Jorn Utzon'un eseri. 1955 yılında 32 ülkenin girdiği Uluslararası Opera Binası Yarışması'nı kazanan mimar Utzon, inşaata 1958 yılında başladı. 1966 yılında hükümetin bina için ödemeleri kesmesiyle istifa eden Utzon, ilk başlarda inşaatın üç yılda ve yedi milyon dolara mal olacağını beyan etmişti.
BOTANİK BAHÇESİ TRENLE GEZİLİYOR
Operayı gezdikten sonra hemen sağında yer alan Royal Botanic Gardens'a geçin. Sydney'in piknik yeri ve koşu alanı olan bu bahçeyi, küçük bir tren ile gezebilirsiniz.
30 dönüm araziye sahip bahçenin içinde valinin sarayı, çeşitli seralar ve 7 bin 500 çeşit bitki bulunuyor.
Bahçenin en ilginç yeri ise üstünde binlerce yarasanın asılı olduğu dev ağaçlar. Bahçeden opera binasının manzarası çok göz alıcı. Bahçeyi gezdikten sonra öğle molası verip, rıhtımda bulunan Eastbank restoranında karnınızı doyurabilirsiniz.
Sydney'in en tanınmış yemeklerinden biri olan Fish&Chips (balık ve patates kızartması) özellikle bu restoranda çok lezzetli.
Deneysel çalışmalarıyla ünlü olan Danimarkalı sanatçı, bu sergisinde doğa ile bilimin kesişmesini araştırıyor. Müze çıkışı ise biraz alışveriş için müzenin de üzerinde bulunduğu George Street'e yürüyebilirsiniz. İlk olarak Four Seasons Hotel'in girişinde bulunan Avustralyalı tasarımcı Helene Kaminski'nin hasırdan yaptığı şapka ve çanta koleksiyonuna göz atabilirsiniz.
Biraz daha ileride Avustralya'nın meşhur botlarını üreten UGG mağazası ve kolonyal mimariye sahip Queen Victoria Building adlı alış veriş merkezi de bulunuyor.
KÖPEKBALIKLARI, PENGUENLER, DENİZANALARI...
Sydney'in bir başka ilginç rıhtımı ise Darling Harbour. Rıhtım boyunca eskiden fabrika, depo ve tersane olan binalar 1988'den beri restoran, bar ve turistik eşya satan mağazalara dönüştürüldü.
Akvaryumda köpekbalıkları, penguenler, fosforlu denizanaları, renkli mercan atollerini, diğerinde ise Avustralya'da yaşayan sürüngen, kelebek, yılan ve küçük memelileri görebilirsiniz.