Cumhurbaşkanı'nın ABD ziyaretine eşlik eden Emine Erdoğan, BM 73. Genel Kurul açılışı etkinlikleri kapsamında 'Afrika'da kadınların ve kız çocuklarının güçlendirilmesi' temalı toplantıya ev sahipliği yaptı. BM Türkiye Daimi Temsilciliği tarafından organize edilen toplantıya TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bazı Afrika ülkelerinin First Lady'leri, üst düzey Birleşmiş Milletler Temsilcileri ve çok sayıda konuk katıldı.
Birleşmiş Milletler 5 no'lu Konferans Salonunda gerçekleştirilen etkinlikte Afrika Birliği Kadın, Barış ve Güvenlikten sorumlu özel temsilcisi Bineta Diop, UNDP Başkanı Achim Steiner, BM Kadın Doğu ve Güney Afrika Sorumlusu Izeduwab Derex-Briggs, UNICEF Genel Sekreter Yardımcısı Fatumata Ndiaye, Mali Hanımefendisi Aminata Maiga Keita, Nijer Hanımefendisi Lalla Malika Issoufou, Makedonya Hanımefendisi Maja Ivanova, Comoros Hanımefendisi Ambari Azali, Zimbabwe Hanımefendisi, Lesotho Hanımefendisi Maesiah Thabane, Sırbistan Hanımefendisi Tamara Vucıc, Hatiti Hanımefendisi Martine Moise, Nijerya Hanımefendisi Aisha Muhammmadu Buhari de katıldı. Toplantıda Emine Erdoğan'ın Afrika ziyaretlerine dair bir video gösterimi yapıldı.
Emine Erdoğan konuşmasına 'Bugüne kadar 30'a yakın Afrika ülkesini ziyaret ettim. Herbirinde Afrika'nın renkli kültürüne hayranlık duydum. Doğusuyla Batısıyla, Sahraaltıyla herbiri birbirinden zengin özellikler taşıyor. Dünyadaki yaygın algının, oryantalist klişelerin aksine Afrika oldukça dinamik bir kıta. Fakat ne yazık ki bütün bu zenginliğine rağmen, yoksullukla özdeşleşmiş yekpare bir Afrika algısı var. Irkçı rejimler, sömürgeci yönetimler, özellikle son birkaç yüzyılda Afrika'nın bütün dinamizmini alıp götürdü. 20.yy. Afrika için kayıp bir yüzyıl oldu. Fakat biz, Türkiye olarak 21.yy'ın Afrika'nın çağı olacağına inanıyoruz.' diyerek başladı.
Kadınların yoksulluğa mahkum olduğu ve küçük görüldüğü sürece insan haklarının özüne kavuşamayacağını söyleyen Erdoğan, özellikle kırsal kesimdeki kadınların sorunlarının altını çizdi. Afrika'da kadınları ilgilendiren belli başlı konulara değindi. İnsan haklarının bir bütün olduğunu söyleyen Erdoğan, bu hakların bölünemeyeceğine vurgu yaptı.
Türkiye'nin Afrika'ya yönelik çalışmalarına değinen Erdoğan, 'Türkiye, Afrika'nın hakettiği refah seviyesine ulaşması için elinden geleni yapıyor. Özellikle kadınlar için bölgeden bölgeye değişen ihtiyaçlara göre planlamalar yapıyoruz. Temel ihtiyaçların giderilmesi, sosyal statünün güçlendirilmesi ve ekonomik durumun iyileştirilmesi şeklinde üç temel hareket noktamız var.' dedi.
Afrikalı kadınların el emeği ürünlerinin kar amacı gütmeksizin hakettiği değere satıldığı Afrika El Sanatları Pazarı ve Kültür Evi girişiminden de bahseden Emine Erdoğan, 'Afrika'ya verdiğimiz her destek insanlığa yatırımdır. Meyvesi de, hepimize huzurlu ve barışçıl bir dünya olarak geri dönecektir.' dedi.
Etkinlikte konuşma yapan temsilciler, Türkiye'nin Afrika'ya verdiği kalkınma desteklerinin dikkat çekici olduğunu söyledi ve öncülük yaptığı insani yardım faaliyetleri nedeniyle Emine Erdoğan'ın şahsında Türkiye'yi kutladı.
SAYIN HANIMEFENDİ'NİN 'AFRİKA'DA KADINLARIN VE KIZLARIN GÜÇLENDİRİLMESİ' TEMALI KONUŞMASI
Değerli Hanımefendiler, Kıymetli Birleşmiş Milletler Temsilcileri, Sevgili Konuklar,
Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum. Birleşmiş Milletler 73. Genel Kurul açılışı vesilesiyle Newyork'ta sizlerle buluşmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.
Afrika ülkelerinden First Lady ve temsilcilerin katıldığı böyle bir toplantıda Afrika'yı konuşmak benim için mutluluk verici. Zira Afrika, Türk halkının dost ve kardeş bildiği çok özel bir coğrafyadır. Afrika'dan yükselen her ses, Türkiye'de yankılanmaktadır.
Bugüne kadar 30'a yakın Afrika ülkesini ziyaret ettim. Herbirinde Afrika'nın renkli kültürüne hayranlık duydum. Doğusuyla Batısıyla, Sahraaltıyla herbiri birbirinden zengin özellikler taşıyor.
Dünyadaki yaygın algının, oryantalist klişelerin aksine Afrika oldukça dinamik bir kıta. Fakat ne yazık ki bütün bu zenginliğine rağmen, yoksullukla özdeşleşmiş yekpare bir Afrika algısı var. Irkçı rejimler, sömürgeci yönetimler, özellikle son birkaç yüzyılda Afrika'nın bütün dinamizmini alıp götürdü. 20.yy. Afrika için kayıp bir yüzyıl oldu.
Fakat biz, Türkiye olarak 21.yy'ın Afrika'nın çağı olacağına inanıyoruz.
2005 yılında başlattığımız Afrika açılımı, STK'larımızın, işadamlarımızın gayretiyle yeni diyalog mekanizmaları geliştirerek devam ediyor. 2002 yılında sadece 12 Büyükelçiliğimiz bulunan Afrika'da, bugün 41 Büyükelçiliğimiz faaliyet gösteriyor. Önümüzdeki dönemde Büyükelçiliklerimizin sayısının 50'ye çıkarılması öngörülüyor. Afrika ülkeleri de ülkemizin ilgisine kayıtsız kalmıyor. Ankara'daki Afrika Büyükelçiliklerinin sayısı 10'dan 33'e yükseldi.
Bu ilişkiler çerçevesinde, ticaret ve yatırım, eğitim ve kültür, teknoloji transferi, kırsal ekonomi ve tarım, enerji ve ulaştırma gibi alanlarda projeler hayata geçiriyoruz. Üzerinde titizlikle durduğumuz bir konu da, Afrikalı kadınların ihtiyaçlarıdır.
Çünkü inanıyoruz ki, (Mandela'nın dediği gibi) 'kadınlar yoksulluğa mahkum olduğu ve küçük görüldüğü sürece insan hakları özüne kavuşamayacaktır.'
Yeni bir Afrika varetmenin ön şartı, kadınların durumunu iyileştirmektir. Nitekim, Birleşmiş Milletler'in 2063 için ortaya koyduğu Afrika ajandası da bunu teyid ediyor.
Kadınlar, Afrika'nın %50'den fazlasını oluşturuyor. Kadınların %80'i ise, kırsal alanda yaşıyor. Kırsal alandaki kadınların ve genç kızların dezavantajlarının çok fazla olduğunu söylemeye sanırım gerek yok. Yarıdan fazlası temel okur-yazarlıktan yoksun olmanın yanısıra, çocuk yaşta evlilik iki kat daha fazla. Altyapı eksiklikleri sağlık ve eğitim imkanlarına ulaşmayı zorlaştırıyor.
Afrika'nın desteğe muhtaç kadınları için yapacaklarımız, onlar için bir lütuf değil, bizim insanlık vazifemizdir. Çünkü insan hakları bölünmez bir bütündür. Hakların bir bölümü herhangi bir sebeple elden alınırsa, insan hakları kavramı meşruiyetini kaybeder.
Kimi Afrika ülkelerinde kadınları aile içi şiddete karşı koruyacak kanun dahi olmadığını biliyoruz. Hukuki engeller kalkmadan toplumsal adalet sağlanamaz.
Birleşmiş Milletler Raporları her üç kadından birinin, hayatının bir döneminde aile içi fiziksel ve cinsel şiddet yaşadığını gösteriyor. Keza 130 milyon genç kız ve kadının, kadın sünnetine maruz kaldığı biliniyor. Kadın sünnetinin ne tıbbi, ne de dini gerekçesi olabilir.