Rusya Ukrayna krizi dün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Sovyet Birliği (SSCB) ile ilgili ifadelerinin de bulunduğu açıklamalarından sonra daha da hareketlendi. Putin, Rus ayrılıkçıların elinde olan Donetsk ve Luhansk'ın bağımsızlığını tanıyacağını söyledi. Donbas gerilimini daha da artıran bu açıklama sonrası gelen tepkilere aldırmayan Putin, Barış Gücü adı altındaki askeri birliklerini tanklarla sözde bağımsız bölgelere gönderdi. Türkiye, ABD ve Batı'dan kınamaların ardı arkası kesilmezken, bir son dakika haberine göre Ukrayna lideri Vladimir Zelenski ise acil yardım çağrısında bulundu. Olası bir Rusya Ukrayna savaşı eşiğindeyken durumla ilgili genel değerlendirmeyi sabah.com.tr'ye Terör ve Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar yaptı.
'JEOPOLİTİK OYUN'
Terör ve Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar genel durumu "Jeopolitik bir oyun oynandı. ABD'nin neyi kurguladığını görmemiz gerek. ABD, aslında Rusya ve Putin'i çok tahrik etti ve bir şekilde Putin'in ana karasını tehdit ederek hareket etmesine neden oldular. Böylece Ukrayna'yı ateş hattına sürükleyen bir denklem gelişti. Burada niyet ve maksatları iyi okumalıyız. Putin, kendi açısından bakıldığında uluslararası hukuk ve egemenlik haklarını ihlal ediyor; ancak kendini meşru gösterme tavrı içinde" sözleriyle değerlendirdi.
3 ÖNEMLİ ATAK
Rusya'nın 3 önemli atağından bahseden Abdullah Ağar bu atakları şöyle sıraladı:
"İlk atağı diplomatik ataktı. İkincisi ise bağımsızlığını ilan eden bölgeleri tanımaktı. Üçüncü atağı ise askeri hareketleri. Nitekim Barış Gücü adı altında Donetsk ve Luhansk'a girdi. Bu çok muğlak bir fotoğrafı beraberinde getiriyor. Bölgelerin yüzde 30'u Rus ayrılıkçıların elinde, yüzde 70'i ise Ukrayna ordusunun elinde. Putin, yüzde 100'ün bağımsızlığını kabul ediyorsa, askeri gücüyle burayı alacaktır. Bu da Ukrayna ve Rusya arasında bir savaş demek. Bu savaşı Rusya da Ukrayna da başlatabilir. Provokasyona da gidilebilir."
TÜRKİYE'NİN İLİŞKİLERİ
Bu durumun Ukrayna'nın tamamına yayılırsa sonuçlarının ne olacağını irdeleyen Ağar, "Ukrayna ve Rusya ile geliştirmiş olduğumuz ilişkiler var. Keza NATO ve AB ilişkilerimiz de var. Bunların hepsi bu durumdan etkilenir" diyerek Türkiye'yi en çok ilgilendiren bölgenin Balkanlar olduğuna dikkat çekip durumu şöyle özetledi:
"Karadeniz, Boğazlar, Kırım, Ukrayna'nın egemenliği, Suriye, Libya ve Karabağ bizi ilgilendiren en önemli olanlar. Şu ana kadar bir denge siyaseti güdüyorduk. Ancak herkes tarafımızı seçmeye bizi zorlayabilir. Bununla ilgili pozisyonları geliştirmemiz için bize vaat ve baskılar gelebilir. Bu Türkiye için hem fırsat hem de bir risk. Bu sürecin çok iyi yönetilmesi gerekiyor"
"ZORDAN DAHA ZOR BİR DURUM"
Türkiye'nin denge siyasetinde şu ana kadar çok başarılı olduğunu söyleyen Ağar, "Zor bir durumdu. Şimdi zordan daha da zor bir fotoğraf var. Bu badirelerin altından kalkacağımızı umuyorum. Bir savaş başlarsa, savaşın bu bölgede kalma olasılığı çok az, bunu da görmemiz gerekiyor. Nitekim, Rusya sürekli olarak bu durumu dile getiriyor" dedi.
SICAK DENİZLERE İNME POLİTİKASI
Rusya'nın sıcak denizlere inme durumunu da değerlendiren Ağar, NATO ülkeleri olan Türkiye ve Yunanistan'ın Karadeniz'deki varlığından da bahsederek "ABD'nin amaçlarından bir tanesi gevşeyen bağları sıkılaştırmak. Bu gevşeyen bağların Fransa, Almanya ve Türkiye olmak üzere 3 aktörü var. Burada Türkiye üzerine bir oyun oynanıyor." ifadelerinde bulundu.
RUSYA'NIN OLASI SALDIRI PLANI
Rusya'nın olası saldırı planını yorumlayan Ağar, "Kuşatmayı ve yığınakları görüyoruz. Ancak burada önemli etken topoğrafya: Arazi yapısı ve çamurlu ve durumu etkiliyor. Bunun dışında Rusya'nın hedeflerine bakmak gerekiyor. Şu an nerelerde aktif? Aslında yüzde 70'i Ukrayna ordusunun elinde olan Donetsk ve Luhansk'a girdi ve buradan ilerliyor" analizini yaptı.
DOST-DÜŞMAN İLİŞKİSİ
Türkiye-Rusya ilişkilerine kapsamlı bir biçimde değinen Ağar, aramızdaki ilişkinin dost-düşman ilişkisi olduğuna dikkat çekerek Rusya ile yapılan 3 iş birliğini 'müzakere, mücadele ve çatışmacı' olarak nitelendirdi. Rusya'nın karşısında olmanın sertleşmeye neden olacağını ve bunun nükleer anlaşmalar, S-400, turizm, ithalat ve ihracat gibi pek çok farklı dinamiği etkileyeceğini söyleyen Ağar, "Türkiye'nin dünkü çıkışı ve şu anki pozisyonu insan haklarına uygun bir pozisyon" dedi.