Türkiye'nin Gazze'de gösterdiği varlık İsrail'de derin endişelere yol açtı. Jerusalem Post gazetesi, Ankara'nın Gazze barış planına katılımının arka planı ve İsrail'in yeni önceliği hakkında dikkat çeken bir analiz habere imza attı.
TÜRKİYE'NİN ROLÜNÜ KABUL ETMEK ZORUNDA KALDILAR
Haberde, Ankara'nın Hamas'a verdiği desteğe ve Suriye'deki rekabete rağmen, ABD'nin baskısı ile İsrail'in Gazze barış anlaşmasında Türkiye'nin rolünü kabul etmek zorunda kaldığı bildirildi.
İSRAİL SINIRLAMAYA ÇALIŞTI ANCAK BAŞARAMADI
Habere göre, İsrail'in Türkiye ile ilişkisi son yıllarda gergin geçti. Gazze'ye yönelik 2 yıldır süren saldırılar, zaten hassas olan bu dinamiğe yeni bir sürtüşme kattı.
Jerusalem Post, İsrail ile Hamas arasındaki çatışmalar sırasında İsrailli yetkililerin, Ankara'nın ateşkes arabuluculuğundaki rolünü genişletme çabalarını sınırlamaya çalıştığını belirtti.
"TÜRKİYE BÖLGENİN GELECEĞİNDE ÖN SAFLARDA"
Haberde, "Geçtiğimiz haftalarda Türkiye, ABD öncülüğündeki Gazze barış planına garantör ülke olarak imza atarak bölgenin geleceğinde ön saflarda yer aldı. Başkan Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile birlikte İsrail-Hamas çatışmalarına son verilmesini destekleyen ortak bir bildiriyi imzaladı. Ankara, savaş sonrası dönemde somut adımlar atmayı taahhüt etti." ifadeleri kullanıldı.
Jerusalem Post'a göre, Türkiye, İsrailli esirlerin cenazelerinin bulunması ve enkaz kaldırma çalışmaları için Gazze'ye bir arama-kurtarma ekibi göndermeyi planlıyor. Ayrıca Türkiye'nin ateşkesi izlemek ve Filistin güvenlik güçlerini eğitmek üzere çok uluslu bir görev gücüne katılması öngörülüyor.
İsrailli gazete, tarihsel gerginliklere rağmen ABD baskısı nedeniyle Tel Aviv yönetiminin, Türkiye'nin sürece dahil olmasını kabul ettiğini bildirdi.
"ANKARA ÖN KAPIDAN İÇERİ GİRDİ"
Haberde birkaç İsrailli uzmanın konu hakkındaki görüşlerine yer verildi. İsrail'in eski Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Büyükelçisi ve İsrail Bölgesel Dış Politika Enstitüsü Mitvim'in politika uzmanı Michael Harari, "Bu, ilişkide büyüleyici bir dönemeç. İki ülke arasındaki rekabet farklı evrelerden geçti, şimdi yeniden değişiyor ve Türkiye Filistin meselesine doğrudan dahil olmak üzere ön kapıdan içeri girdi." ifadelerini kullandı.
Jerusalem Post, Başkan Erdoğan ile Trump arasındaki iyi ilişkilerin, İsrail'in Ankara hakkındaki olumsuz düşüncelerine rağmen bu sonucu mümkün kıldığını aktardı.
Lindenstrauss ek olarak şunları söyledi: "Gazze'ye yönelik saldırılar sırasında (Türkiye'den) İsrail'e yönelik sert söylemlerde artış gördük. Ancak bu sefer hem daha yoğun hem de eylemlerle desteklenmiş durumda. Bu, İsrail için endişe verici bir gelişme."
HAMAS ÜZERİNDEKİ ETKİ TÜRKİYE'Yİ VAZGEÇİLMEZ KILIYOR
Haberde, Başkan Erdoğan'ın Hamas'a verdiği güçlü destek ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu Nazi lideri Adolf Hitler'e benzetmesi, ayrıca Türkiye'nin İsrail'e karşı açılan Uluslararası Ceza Mahkemesi davasına katılmasının Tel Aviv ile Ankara arasındaki uçurumu daha da derinleştirdiği belirtildi.
Jerusalem Post'a göre, İsrail, Türkiye'nin Hamas'a olan yakınlığından rahatsız ve Ankara'nın ateşkes sürecinde Filistinli grubu koruma altına alabileceğinden endişe ediyor.
Harari, ateşkesin sağlanmasında Türkiye'nin önemi hakkında, "İsrail, ABD baskısı nedeniyle bu anlaşmayı kabul etmek zorunda kaldı. Trump, Hamas üzerinde etkisi olan Türkiye gibi bir aktörü anlaşmaya dahil etmesi gerekiyordu." ifadelerini kullandı.
İSRAİL'İN BİR SONRAKİ HAMLESİ
Haberde, İsrail'in önceliğinin artık Türkiye'nin sahadaki etkisini sınırlamak olacağı bildirildi.
Harari, Tel Aviv'in bir sonraki hamlesine ilişkin, "İsrail, Türklerin yalnızca esirlerin cenazelerinin kurtarılması konusunda rol almasını sağlamaya çalışacak ve Gazze'nin yeniden inşasına katılmasını engellemeye çalışacak; ancak bu çok zor olacak." dedi.
SURİYE'DE İKİ ÜLKE ARASINDA REKABET
Jerusalem Post'a göre, Suriye, İsrail ve Türkiye arasındaki farklılıkların bir başka sahnesini oluşturuyor; her iki ülke de Suriye ile sınır komşusu.
Haberde, "İsrail ile Türkiye'nin Suriye'deki çıkarlarının çelişkili yönleri açığa çıktı ve bu da bölgesel fay hatlarını derinleştirdi." ifadeleri kullanıldı.
Harari, Tel Aviv'in Suriye planı hakkında, "İsrail, Suriye'nin güneyinde kapsamlı bir silahsızlanma görmek istiyor. Ayrıca Dürziler gibi azınlık grupları koruma bahanesiyle bölgenin geleceğini şekillendirmek istiyor. Ancak hem Türkiye hem de Ahmed Şara bunu ya da İsrail'in Suriye'nin geleceğinde herhangi bir söz hakkı olmasını kabul etmeyecektir." ifadelerini kullandı.
BAŞKAN ERDOĞAN'IN KUDÜS'E SAHİP ÇIKMASINI ÇEKEMEDİ
Jerusalem Post'un yayımladığı bu haber İsrail Diaspora Bakanı Amichai Chikli'yi çileden çıkardı. Jerusalem Post'un haberini X sosyal medya platformundaki hesabından etiketleyen Siyonist bakan, alçak sözlerle Başkan Erdoğan'ı hedef aldı.
Chikli, Başkan Erdoğan'ın Filistin ve Kudüs'e sahip çıkmasını hazmedemeyerek, "Muhtemelen Kuran'ı hiç açmamış ya da Tevbe ve Sâlih Peygamberlerin yanı sıra Enbiyâ Suresi'nde övülen Davud ve Süleyman'ı hiç duymamış olan Erdoğan, Yahudi halkının kutsal başkentiyle olan ezeli bağını sürekli biçimde baltalamaya çalışıyor. Zira 1 Ekim 2020'de: "Yani Kudüs bizim şehrimiz. İlk kıblemiz…" demişti ve 2025 Eylül'ünde: "Kudüs'e ait tek bir taş bile İsrail'e vermeyeceğiz." demişti. Erdoğan'a tek bir gerçeği hatırlatıyoruz: Kudüs, Kral Davud'un zamanından beri İsrail'in başkentidir." ifadeleriyle haddini ziyadesiyle aşan bir dil kullandı.
Chikli, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'e (s.a.v) dil uzatarak, "Kudüs, Muhammed'in doğumundan 1.500 yıl, emperyal-sömürgeci Osmanlı işgalinden ise 2.500 yıl önceden beri İsrail'in başkentidir." ifadeleriyle alçak dilini sürdürdü.