İngiltere merkezli gazete The Times'a göre, ABD ve İsrail'in askeri saldırılarının ardından İran'a yönelik gündeme gelen deniz ablukası, Tahran yönetimi için bombalardan bile daha yıkıcı sonuçlar doğurabilecek bir ekonomik tehdit olarak öne çıkıyor.
HÜRMÜZ HAMLESİ VE "DİRENİŞ EKONOMİSİ" PLANI
İran, saldırılar karşısında yıllardır hazırlığını yaptığı planı devreye sokarak bölgedeki petrol tesislerini hedef aldı ve Hürmüz Boğazı'nı kapatarak rakiplerini baskı altına almaya çalıştı. Ancak savaşın yerini rejimi boğmayı amaçlayan bir deniz ablukasının alması, Tahran'ı bu kez kendi varlığını tehdit eden yeni bir krizle karşı karşıya bıraktı.
İran yönetimi bu süreçte çözümü "direniş ekonomisi" olarak adlandırdığı modelde arıyor. Rejim, yıllardır süren yaptırımlara rağmen ekonomisini petrol dışı alanlara çeşitlendirmeye ve özellikle Çin ile ticari ilişkilerini derinleştirmeye çalıştı. Ancak savaş öncesinde bile artan enflasyon, işsizlik ve kitlesel protestolar ekonominin kırılganlığını gözler önüne sermişti.
ABLUKA EKONOMİYİ FELÇ EDEBİLİR
ABD'nin İran limanlarına giren ve çıkan tüm gemilere yönelik uyguladığı abluka, halihazırda zor durumda olan ekonomiyi uçurumun eşiğine sürükleyebilir. Londra merkezli düşünce ve araştırma kuruluşu Chatham House'da Orta Doğu programının başkanı Sanam Vakil, "Muhtemel etkiler mali baskı, tedarik kıtlığı ve yurt içinde fiyat artışları olacaktır. İstihdam üzerindeki etki de çok büyük olacak" değerlendirmesinde bulundu. Vakil ayrıca, ticaretin kara sınırlarına kaydırılmasının bu baskıyı hafifletmeye yetmeyeceğini vurguladı.
PETROL GELİRLERİ VE DEV KAYIP RİSKİ
Habere göre veri ve analiz firması Kpler, İran'ın Mart ayında günlük 1,8 milyon varilin üzerinde petrol ihraç ettiğini ve bunun yaklaşık 5 milyar dolar gelir sağladığını ortaya koydu. Bu rakam, 2025'e kıyasla artışa işaret ediyor. Ancak eski ABD Hazine yetkilisi Miad Maleki, ablukanın İran'a günlük 276 milyon dolar ihracat ve 159 milyon dolar ithalat kaybı yaşatabileceğini belirtiyor. Bu durumun aylık bazda 13 milyar dolarlık ekonomik daralma anlamına geldiği ifade ediliyor.
DEPOLAMA KRİZİ VE ÜRETİM TEHLİKESİ
İhracatın durması halinde İran'ın petrol depolama kapasitesi iki haftadan kısa sürede dolabilir. Bu da kuyuların kapatılmasını zorunlu hale getirerek uzun vadeli üretim kapasitesine zarar verebilir. İran'ın yıllık deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 90'ını Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştirmesi ise alternatif seçenekleri neredeyse imkânsız hale getiriyor.
SAVAŞIN MALİYETİ VE UZUN VADELİ HASAR
Savaşın İran'a maliyetinin 270 milyar doları bulduğu belirtiliyor. ABD ve İsrail saldırılarının, ülkenin ana çelik fabrikaları dahil kritik altyapıyı hedef aldığı ifade ediliyor. Yaptırımların kaldırılmaması ve dış destek sağlanmaması durumunda İran ekonomisinin toparlanmasının onlarca yıl sürebileceği değerlendiriliyor. Bu senaryonun ise ABD ile bir anlaşma olmadan gerçekleşmesi zor görülüyor.
"DİRENİŞ EKONOMİSİ" YETERSİZ KALABİLİR
Ablukanın etkileri, İran'ın yıllardır uyguladığı "direniş ekonomisi" modelinin kaldırabileceğinden çok daha ağır olabilir. Yerli üretim teşvik edilse de ülkenin tahıldan sanayi parçalarına kadar geniş bir yelpazede ithalata bağımlı olduğu vurgulanıyor.