ABD ile İran arasındaki tansiyon her geçen gün yükselirken, Orta Doğu yeni gelişmelere sahne olmaya devam ediyor.
"DEVASA DONANMA İRAN'A İLERLİYOR"
ABD Başkanı Donald Trump, dün sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Devasa bir armada İran'a ilerliyor." ifadesini kullanmıştı.
Bunun, başında Abraham Lincoln büyük uçak gemisi olan ve Venezuela'ya gönderilenden daha büyük bir filo olduğuna işaret eden Trump, "(Filo) Venezuela'daki gibi, gerekirse hızla ve şiddetle görevini yerine getirmeye hazır, istekli ve kabiliyetli." değerlendirmesinde bulunmuştu.
"BİR SONRAKİ SALDIRI DAHA KÖTÜ OLACAK"
Trump, İran'a hızla masaya oturması, "adil, eşit ve herkes için iyi bir anlaşma için görüşmesi" çağrısında bulunarak, bu anlaşma kapsamında nükleer silah olmayacağını vurgulamıştı.
"Zaman daralıyor. Bu gerçekten önemli. İran'a daha önce dediğim gibi, anlaşma yapın." ifadesini kullanan Trump, İran'ın daha önce anlaşma yapmadığını, bu nedenle 22 Haziran 2025'teki "Gece Yarısı Çekici" adlı operasyonu yaptıklarını hatırlatmıştı.
Trump, "Bir sonraki saldırı daha kötü olacak. Buna izin vermeyin." ifadesini kullanmıştı.
"İRAN SİLAHLI KUVVETLERİ TETİKTE"
Trump'ın bölgedeki gerilimi daha da tırmandıran açıklamalarının ardından Tahran'dan peş peşe sert yanıtlar geldi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, sosyal medya hesabından uyarı niteliğinde bir açıklama yaptı. Arakçi, İran'a yönelik herhangi bir saldırıya anında karşılık vereceklerini vurgulayarak, "Cesur silahlı kuvvetlerimiz, topraklarımıza, hava sahamıza ve denizlerimize yönelik herhangi bir saldırıya anında ve güçlü bir şekilde karşılık vermek için elleri tetikte beklemektedir" dedi.
İran-İsrail arasında Haziran 2025'te yaşanan 12 Gün Savaşı'na değinen Arakçi, "12 Gün Savaşı'ndan alınan değerli dersler, daha güçlü, daha hızlı ve daha kapsamlı bir şekilde yanıt vermemizi sağlayacak" dedi.
İran'ın nükleer teknolojisinin barışçıl olduğunu bir kez daha yineleyen Arakçi, İran'ın nükleer teknolojisini güvence altına alan, nükleer silahının olmadığını garanti eden, eşit şartlarda, zorlama, tehdit ve sindirme içermeyen, karşılıklı yarar sağlayan, adil bir nükleer anlaşmaya her zaman hazır olduğunu belirtti.
İran'ın nükleer silah üretme gibi bir hedefi olmadığını tekrarlayan Arakçi, "Bu tür silahların güvenlik hesaplamalarımızda yeri yoktur ve biz asla bu silahları edinmeye çalışmadık" dedi.
"ÖNCELİĞİMİZ ÜLKEYİ SAVUNMAYA TAM HAZIRLIK"
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi de İran ile ABD arasında şu an için herhangi bir resmi müzakere sürecinin bulunmadığını ancak dolaylı mesaj alışverişinin sürdüğünü bildirdi.
İranlı yetkili, "Amerikalılar sonucu önceden belirlenmeyen müzakere istiyorsa İran bunu kabul edecektir ancak ABD bizi askeri konuşlandırma yoluyla müzakereye zorlayamaz." dedi.
ABD'nin sınırlı saldırı ihtimaline değinen Garibabadi, "Bize karşı saldırı düzenlenen her üssü veya noktayı hedef alacağız. Askeri müdahale ABD için kolay bir seçenek değil çünkü İran'ın cevabının sadece orantılı bir cevap olmayacağını biliyorlar. Cevabımız, bir daha sınırlı saldırılar düzenlemeyi akıllarından bile geçirmeyecek şekilde tasarlandı." değerlendirmesinde bulundu.
Garibabadi, ABD ile müzakere sürecinin başlaması halinde İran'ın olası bir savaşa karşı hazırlık seviyesini düşürmeyeceğini belirterek, "Düşmanın savaş düzeni göz önüne alındığında bizim için müzakere öncelik değil, İran'ın önceliği ülkeyi savunmaya yüzde 200 hazır olmaktır." ifadelerini kullandı.
"İRAN DAHA ÖNCE HİÇ GÖRÜLMEDİĞİ ŞEKİLDE KARŞILIK VERECEKTİR"
İran'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliğinin, X sosyal medya platformundan paylaşılan açıklamayla ise, ABD Başkanı'nın ülkeye yönelik askeri tehditlerine, Trump'ın paylaşımı alıntılanarak yanıt verildi.
ABD'nin Irak ve Afganistan'a karşı açtığı savaşlarda 7 trilyon dolar ve binlerce asker kaybettiğine dikkati çekilen açıklamada, "İran, karşılıklı saygı ve çıkarlara dayalı diyaloğa hazırdır ancak zorlanırsa kendini savunacak ve daha önce hiç olmadığı gibi karşılık verecektir." ifadelerine yer verildi.
"HERHANGİ BİR EYLEM SAVAŞ BAŞLANGICI KABUL EDİLECEK"
Bir başka sert yanıt da İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in danışmanı Ali Şemhani'den geldi. Şemhani X sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında, "Sınırlı bir saldırı yanlış bir algıdır. Herhangi bir kaynaktan ve herhangi bir düzeyden yapılacak herhangi bir askeri eylem, savaşın başlangıcı olarak kabul edilecek ve karşılığı anında, topyekün ve emsalsiz olacaktır. Tel Aviv'in kalbini ve saldırganı destekleyen herkesi hedef alacaktır." ifadelerini kullandı.
İranlı yetkilinin, mesajını İbranice dahil farklı dillerde paylaşması da dikkati çekti.
"İRAN'DAKİ DURUM VENEZUELA'DAKİNDEN DAHA KARMAŞIK"
Tahran'dan peş peşe sert açıklamalar gelirken, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio Senato Dış ilişkiler Komitesi'nde düzenlenen Venezuela oturumunda İran'da hükümet değişikliği ve ABD ordusunun bölgedeki varlığı hakkında açıklamalarda bulundu.
Rubio, "Venezuela'da eski Devlet Başkanı Maduro'nun zaten ABD mahkemelerinde suçlanmış bir narko-terör örgütü lideri" olduğunu ve Maduro'nun Caracas'taki evine Amerikan askerlerince düzenlenen "operasyonun meşru ve haklı olduğunu" savundu.
ABD'li Bakan, İran'da da benzer bir hükümet değişikliği ihtimalinin mümkün olup olmadığı yönündeki soruya, "Bunun, şu anda konuştuğumuz Venezuela'daki durumdan çok daha karmaşık olacağını düşünüyorum, çünkü çok uzun süredir iktidarda olan bir hükümetten bahsediyoruz. Bu nedenle böyle bir durum ortaya çıkarsa, çok daha dikkatli düşünmek gerekecek." karşılığını verdi.
ORTA DOĞU'YA EK ASKERİ TAKVİYE
Rubio, Orta Doğu'daki mevcut ABD askeri varlığının öncelikle savunma amaçlı olarak artırıldığını savunarak, yaklaşık 30 bin ila 40 bin Amerikan askerinin bölgede konuşlandırıldığını söyledi.
Bu kuvvetlerin binlerce insansız hava aracı (İHA) ve kısa menzilli balistik füzelerin menzilinde olduğunu ekleyen Rubio, ABD personelini İran'dan gelebilecek "olası tehditler" karşısında korumaya ihtiyaçları olduğunu vurguladı.
Rubio, ABD'nin bölgeye gönderdiği ilave askeri takviye konusunda, "Bu olasılığa karşı savunma yapabilmek için bölgede yeterli güç ve kuvvetimiz olması gerekiyor." açıklamasını yaparak, İsrail'in güvenliğine olan bağlılıklarının da altını çizdi.
Bakan Rubio, ayrıca İran yönetiminin "muhtemelen hiç olmadığı kadar zayıf" olduğunu ileri sürdü ve Tahran'ı protestocuların "temel şikayetlerini" dikkate almamakla suçladı.
TRUMP'IN PROTESTOLARI YENİDEN CANLANDIRMA PLANI
Karşılıklı tehditlere ek olarak sahadaki gelişmeler de bölgeyi diken üstünde tutuyor. Trump'ın Tahran'da hükümet değişikliğini kolaylaştırmak için İran'daki protestoları yeniden alevlendirme planı üzerinde çalıştığı ortaya çıktı.
Uluslararası haber ajansı Reuters'da yer alan habere göre, iki ABD'li kaynak, Trump'ın bu ay başında ülke genelinde patlak veren ve binlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan protestoların sert biçimde bastırılmasının ardından İran'da "hükümet değişikliği" yaratacak koşulları oluşturmak istediğini belirtti.
PLAN İRAN'DA SOKAKLARI KARIŞTIRACAK
Trump, İran'a karşı güvenlik güçlerini ve üst düzey yetkilileri hedef alan sınırlı saldırılar da dahil olmak üzere çeşitli askeri seçenekleri değerlendiriyor. Birden fazla kaynağa göre amaç, protestoculara cesaret vererek sokak hareketlerini yeniden canlandırmak.
Bu kapsamda Trump'ın, Washington'un şiddetten sorumlu tuttuğu komutanları ve kurumları hedef alarak protestoculara devlet ve güvenlik binalarını ele geçirebilecekleri yönünde güven vermeyi amaçlayan seçenekleri masaya yatırdığı ifade edildi.
GENİŞ ÇAPLI BİR SALDIRI SEÇENECEĞİ DE MASADA
ABD'li kaynaklardan biri, Trump'ın danışmanlarının tartıştığı seçenekler arasında, Orta Doğu'daki ABD müttefiklerini vurabilecek balistik füzeleri ya da İran'ın nükleer zenginleştirme programını hedef alabilecek, kalıcı etki yaratması amaçlanan çok daha geniş çaplı bir saldırının da bulunduğunu söyledi.
Diğer ABD'li kaynak ise Trump'ın askeri seçeneğe başvurup vurmayacağı da dahil olmak üzere henüz nihai bir karar vermediğini belirtti.
PLAN TERS TEPEBİLİR
Konu hakkında bilgilendirilen Batılı kaynaklar, bu tür saldırıların halkı sokağa dökmek yerine, muhalefet hareketini daha da zayıflatabilme ihtimali doğurabileceğinden plandan endişe duyduklarını bildirdi.
Orta Doğu Enstitüsü İran Programı Direktörü Alex Vatanka, geniş çaplı askeri kopuşlar olmadan İran'daki protestoların "silah gücü açısından yetersiz" kaldığını ifade etti.
İSRAİL PLANA MESAFELİ
ABD ve İsrail arasındaki planlamalara doğrudan vakıf üst düzey bir İsrailli yetkili ise, Washington'un hedefi buysa, hava saldırılarının tek başına İran yönetimini deviremeyeceğini söyledi.
İsrailli yetkili, "Eğer hükümeti devirmek istiyorsanız, sahaya asker sokmanız gerekir." ifadelerini kullandı. Yetkili ayrıca, ABD'nin Hamaney'i öldürmesi durumunda bile İran'ın "yerine yeni bir lider getireceğini" ve "hükümetin devrilmeyeceğini" ifade etti.
Yetkiliye göre, İran'ın siyasi rotasını değiştirebilecek tek senaryo, dış baskı ile organize bir iç muhalefetin birleşmesi.
İsrailli yetkili, ekonomik krizin tetiklediği protestolara rağmen İran yönetiminin zayıfladığını ancak hala sıkı şekilde kontrolü elinde tuttuğunu belirtti.
"HÜKÜMET ZAYIF AMA BÜYÜK ÇATLAKLAR OLUŞMADI"
Konuya aşina iki kişi, ABD istihbarat raporlarının da benzer bir sonuca vardığını; protestolara yol açan koşulların devam ettiğini, hükümeti zayıflattığını ancak büyük çatlakların oluşmadığını ortaya koyduğunu söyledi.
İRAN İÇİN VENEZUELA SENARYOSU
Batılı kaynak, Trump'ın hedefinin "hükümeti devirmekten" ziyade bir "liderlik değişimi" yaratmak gibi göründüğünü belirtti. Bu durum, ABD müdahalesiyle devlet başkanının değiştiği ancak devlet yapısının büyük ölçüde korunduğu Venezuela senaryosuna benzetildi.
ABD'NİN BÖLGEDEKİ ASKERİ VARLIĞI NE DURUMDA?
Öte yandan, Pentagon, uçak gemisi taarruz grubu, gelişmiş savaş uçağı filoları ve füze savunma bataryalarını hızla bölgeye konuşlandırıyor.
Trump'ın, daha önce Amerikan kuvvetlerinin "hazır" olduğunu ilan etmesine rağmen, İran'ın idamları durdurduğunu gerekçe göstererek olası saldırının geçici olarak askıya alındığını açıklaması sonrasında gelen bu hamle, Washington'ın bölgedeki askeri tehdidi yeniden tesis etmeye yönelik çabasını ortaya koyuyor.
STRATEJİK AÇIĞIN KAPATILMASI
Ani ateş gücü takviyesi, ABD'li askeri yetkililerinin ocak ayının başında bu bölgenin büyük bir çatışmaya "hazır olmadığını" değerlendirdikleri yönündeki haberlerin ardından geldi.
ABD basınına göre Trump, İran'daki protestoculara yönelik baskılara karşı bir dizi yanıt seçeneğini değerlendirdi ancak bu süreçte lojistik engellerle karşılaştı.
Amerikan askeri varlığının önemli bir kısmı 2025'in sonlarında Karayipler ve Asya'ya kaydırıldı. Bu durum, Orta Doğu'nun sürdürülebilir savaş operasyonları için yetersiz kalmasını beraberinde getirdi.
New York Times gazetesine konuşan üst düzey bir askeri yetkili, bölgedeki komutanların ABD mevzilerini sağlamlaştırmak ve olası İran misillemesine karşı savunmayı güçlendirmek için ek süre talep ettiklerini ifade etti. Ayrıca, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Trump'ı, İsrail'in İran misillemesine hazırlıklı olmadığı konusunda uyardığı belirtildi.
Bu tereddüt, ABD'nin Haziran 2025'te İran'daki Fordow, Natanz ve İsfahan nükleer tesislerine hava saldırısı düzenlediği Gece Yarısı Çekici Operasyonu'nun gerçekleştirilmesiyle çelişti.
Washington, ocak ayının başında yaşanan lojistik yetersizliklerin tekrarlanmasını önlemek amacıyla hızlı bir kuvvet oluşturma faaliyeti emri verdi.
DENİZ GÜCÜ
Söz konusu takviyenin merkezinde, ABD'ye ait "USS Abraham Lincoln (CVN 72)" uçak gemisinin ABD Merkez Komutanlığının (CENTCOM) sorumluluk alanına girmesiyle Orta Doğu'ya konuşlandırılması yer alıyor.
Gemide, karanın iç kesimlerine kadar güç yansıtma kapasitesine sahip gelişmiş bir hava gücü olan "Carrier Air Wing (CVW) 9" bulunuyor.
Bu hava kanadı, "VMFA-314" filosuna ait "F-35C Lightning II" savaş uçaklarını, "F/A-18E/F Super Hornet"lerden oluşan çok sayıda filo ve düşman hava savunmasını bastırmak için tasarlanmış "EA-18G Growler" elektronik taarruz uçaklarını içeriyor.