Cumhuriyet'in 100. yılında Türkiye'nin ve İstanbulun nüfusu ne durumda olacak, hangi sektörler bununla beraber gelişim gösterecek? İşte cevapları...
Fırsat penceresi:
Türkiye'de doğurganlık azalırken çalışabilir nüfusun artışı ve eğitim düzeyinin yükselmesi, “fırsat penceresi” diye adlandırılan yeni bir kalkınma ivmesini ortaya çıkaracak. Geçmişte Güney Kore ve diğer Güneydoğu Asya gibi ülkeler bu demografik eğilimden yararlanarak yüksek büyüme oranlarına ulaşmışlardı.
Kaynak: Para Dergisi
13 yılda yüzde 20 artış:
Cumhuriyetin 100. yılında Türkiye’nin nüfusu konusunda farklı projeksiyonlar var. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2008 yılında yaptığı tahmine göre 2023 yılında Türkiye’nin nüfusu 82 milyon 293 bine ulaşacak.
Amerikan Sayım Bürosu’nun (Census Bureau) uzmanları ise 2023 nüfusumuzun 89 milyon 62 bin 582 kişi düzeyine çıkacağını tahmin ediyor.
Zengin ülkelerin çoğunluğunda nüfusun durakladığı veya azaldığı bir dönemde bu nüfus artışı iç pazarı ve talebi büyütecek.
Nüfus artış hızı düşecek:
2009’da yüzde 1.13 olan yıllık nüfus artış hız, gelecek 13 yıl içinde gerilemesini sürdürecek ve 2023 yılında yüzde 0.79’a inecek.
Doğurganlık azalacak:
Bir kadının 15 ile 49 yaş arasında doğurduğu çocuk sayısını ortalama olarak veren bu göstergenin 2009’daki 2.1’lik düzeyinden 2023’e kadar 1.99’a gerileyeceği tahmin ediliyor.
Çekirdek aile yaygınlaşacak:
Genç çiftlerin anne babalarıyla birlikte yaşadığı geniş aile tipinin çekirdek aileye dönüşme süreci gelecek yıllarda da sürecek. Hanehalkı boyutu 1968’de 5.5 ve 2009’da 3.93 kişiydi. 2023’te ise bu sayı 3.8’e kadar inmiş olacak.
Hanehalkı sayısının nüfustan daha hızlı artması ve çekirdek ailenin yaygınlaşması, konut, otomobil mobilya, elektronik ve beyaz eşya sektörlerine ek talep yaratacak.
Çalışabilir nüfus artacak:
2009’da 15 ile 64 yaş arasındaki nüfus 48 milyon 799 bin kişiydi. 2023’te bu sayı 56 milyon 195 bini bulacak.
Çalışabilir nüfus ve bu nüfusun elde edebileceği gelir artarken çocukların sayısının sabit kalması, çocuk başına harcanacak parayı yükseltecek.
13 yıl içinde çocukların eğitimine ve sağlığına daha fazla para harcanacak. Okul öncesi eğitim için açılan anaokulu ve kreşlerin sayısı artacak. Oyuncak, çocuk mobilyası ve bilgisayar sektörleri bu eğilimden yararlanacak.
Çocuk sayısının sabit kalması eğitimin kalitesini yükseltecek. Okul açığı kapatıldıktan sonra yeni okulların yapımına harcanacak para, mevcutların öğretim kalitesinin yükseltilmesine ayrılabilecek.
Yaşlıların sayısı ve oranı artacak: Halen nüfusumuzun yüzde 6’sı, 65 yaş ve üstü kişilerden oluşuyor. 13 yıl sonra bu oran TÜİK’e göre yüzde 9.3’e, ABD Sayım Bürosu’na göre ise yüzde 8.9’a çıkacak.
Artışa rağmen bu oran AB ortalaması olan yüzde 17’nin epey altında kalacak. 2010- 2023 döneminde yaşlı sayılan nüfus bugüne göre 2.5 milyon kişilik artışla 7.2 milyona yükselecek. Sayısı artan yaşlılar için özel sektör ve devlet yeni huzur evleri ve geriatride uzmanlaşmış hastaneler kuracak. Fizyoterapiye ve bakım hizmetlerine talep artacak.
Ömrümüz uzayacak:
Bebek ölümlerinin azalması ve yaşlıların daha iyi tıbbi bakım almaları sayesinde doğuşta hayat ümidi, 13 yıl içinde ortalama 3 yaş yükselecek. 2023’te ortalama ömür erkeklerde 73, kadınlarda 78.7, toplamda ise 75.7 yıl olacak.
Bebek ölümü azalacak:
Yeni doğan her 1000 bebekten ilk yıl içinde ölenlerin 2009’da 15.3 olan sayısı 2023’e kadar 9.2’ye düşecek. Ancak bu oran AB’de binde 4.5 olduğu için bu konuda yeni önlemler alınması gerekecek.
İstanbul’un nüfusu 16 milyonu aşacak:
1990’da 7 milyon 195 bin 773 olan İstanbul’un il nüfusu, 2009 sonunda 12 milyon 915 bin 153’e kadar tırmanmıştı. 19 yıl için hesaplandığında yüzde 3,1 olan yıllık ortalama artış oranı son iki yılda biraz da kriz nedeniyle yüzde 1.3’e kadar geriledi. Gelecek 13 yıl için ortalama yıllık artış oranını yüzde 1.6 olarak alarak yapılan hesaplar İstanbul’un nüfusunun 2023’te 16 milyon 123 bine yükseleceğini ortaya koyuyor.
Nüfusumuzun 100 milyonu aşması zor:
2050 için farklı kuruluşlar tarafından yapılan projeksiyonlar nüfusumuzun 100 milyona iyice yaklaştıktan sonra uzun bir süre sabit kalacağını gösteriyor. AB’deki Türkiye karşıtları ise 40 yıl sonra Türkiye’nin nüfusunun 130 milyonu bulacağını iddia ederek kamuoylarını etkilemeye gayret ediyor.