Kadrosunda Burcu Kıratlı, Hasan Denizyaran, Cem Cücenoğlu ve Adin Külçe gibi isimleri barındıran "Aşk Sokakta" filmi, bugün vizyona girdi. Beyazperdede ilk kez seyirci ile buluşan Burcu Kıratlı, hem yeni projesini hem de özel hayatına dair samimi itiraflarını Sabah Günaydın'ın YouTube kanalında Yasemin Durna'ya paylaştı. "Aşk için şehir de değiştirdim, kariyerime ara da verdim ama artık dengeyi öğrendim" diyen oyuncu, masalsı aşklara inandığını vurguladı. Set anılarından unutamadığı sahnelere, aşka bakışından mesleğine olan tutkusuna kadar birçok konuya değinen Kıratlı, "Gerçekten seviyorsan, aşk zaten masalsı olur" sözleriyle romantik komediye bakışını özetledi. İşte röportajın tüm detayları...
-"Aşk Sokakta" filmi için bir araya geldik. Öncelikle neler hissediyorsunuz?
Gayet iyiyim, çok heyecanlıyım. Filmimiz çıkıyor. O yüzden gayet keyifliyim.
-Filmin konusunu bilmeyenler için sizden kısaca dinlesek…
Aşk Sokakta bir romantik komedi. İdil karakteri benim oynadığım, Rüzgar karakteri Hasan'ın (Denizyaran) oynadığı. Talihsiz bir kaza sonucu İdil'in hafızasını kaybediyor ve Rüzgar'la tanışıyor. Aslında o tanışma İdil'in hafıza kaybı sonucunda kendini baştan keşfetmesi, aşkı tanıması, aşkı yaşaması ve oradaki maceraları anlatıyor.
-Hasan Denizyaran nasıl bir partnerdi?
İnanılmaz. Bu konuda çok şanslıyım. Çok eğlendik. Enerjimiz çok tuttu. Çok güzel doğaçladık. Karşılıklı sürekli atıştık. Ve gerçekten set bitsin istemedik. Çok keyifliydi.
-En unutamadığınız sahne hangisi oldu filmde?
Aslında hepsi diyeceğim hani klişe gibi gelecek ama gerçekten öyle. Çünkü çok eğlendik ama pazar sahnesini çok seviyorum. Çok sıcaktı, yani 40 dereceyi telefonda hissedilen diye görmüştük. Ve çok kalabalık bir sahneydi. Çok eğlendik orada. O sahneyi çok seviyorum. Bir de market sahnesini çok seviyorum. Market sahnesinde kızın artık aldatıldığını öğrendikten sonra özellikle en yakın arkadaşıyla… Çok büyük bir darbe. Sıyırıyor, uçuruyor ve bir markete giriyor. O markette bana yönetmenimiz Hasan Doğan bana dedi ki "Bırakıyorum seni ne yapmak istiyorsan yap." Ya neler yaptım orada neler yaptım. Artık böyle bizim görüntü yönetmenimiz gülüyordu artık böyle (gülüyor). O sahneyi unutamıyorum. Çok keyif almıştım.
TOKAT ATIP GİTMEKLE KALMAZDIM!
-Evleneceğiniz gün aldatıldığınızı öğrenseydiniz tepkiniz ne olurdu?
Allah korusun ya. Yakardım herhalde orayı. İdil gibi tokat atıp gitmekle kalmazdı benimki (gülüyor). Ama tabii çok travmatik. Çok, çok zor. Yani evleneceğin insan ayrı, en yakın arkadaşın onun ağırlığı daha acayip. Bilmiyorum. Allah doğru insanlarla karşılaştırsın.
HİSSEDİYORSAM GÖZÜM KAPALI GİDERİM
-Karakterinizin aşka bakışıyla sizin gerçek hayattaki aşka bakışınız birbirine benziyor mu?
Hafızasını kaybettikten sonraki bakışı benziyor. Orada birazcık İdil'e de ben kendimden bir şeyler koymak istedim çünkü ilk beyazperdede romantik komedi filmim olduğu için biraz kendimden imzalar atmak istedim. Sadece bir yerde İdil'in vazgeçiyor gibi, başkalarına inanıyor gibi bir durumu var. Ben öyle vazgeçmek yerine üstüne giderim. Aramızdaki fark o. Onun dışında ben de onun gibi gözüm kapalı bir şey hissettiğimde gidenlerdenim yani.
-Aşkta tesadüflere inanır mısınız?
Eskiden tesadüfe çok inanırdım. Hayatta her şey tesadüf derdim. Ama son zamanlarda tesadüf değil de hepsi Allah'ın bir planı olduğunu düşünüyorum artık. Yani o zaten yazılmış. Sen tesadüf zannediyorsun ama mükemmel bir planın içindeyiz. O yüzden o aşkı yaşayacaksan o tesadüf gibi gördüğün o muhteşem olaylar aslında hazır seni bekliyordu zaten diye düşünüyorum son zamanlarda.
MASALSI AŞKLAR SADECE FİLMLERDE OLMAZ
-Böyle masalsı aşklar yalnız filmlerde mi olur?
Kesinlikle mümkün. Hiç öyle sadece filmlerde olur kısmına asla inanmıyorum. İki kişi birbirini gerçekten çok sevdiğinde zaten masalsı yaşatıyorlar aşkı birbirlerine. Sadece orada önemli olan gerçek aşk. Artık son zamanlarda insanlar aşık olmakla aşık olduğunu zannetmek ikisini karıştırıyorlar birbirine. Gerçekten aşık olduğunda o zaten masalsı oluyor.
AŞK İÇİN ŞEHİR DE DEĞİŞTİRDİM, KARİYERİME ARA DA VERDİM
-Aşk için her şeyi yapar mısınız? Yaptığınız en büyük çılgınlık ne oldu bugüne kadar?
O kadar çok var ki… Ben sana hangi birini anlatayım? (gülüyor). Şimdi şehir değiştirmek desen var, kariyere ara vermek desen var…
KEŞKE 4 YIL ÖNCE ÖĞRENSEYDİM
-Hiç pişman oldunuz mu bunlardan herhangi bir için?
Tecrübe oldu aslında. Pişmanlık değil de o anda onu yapmam gerekiyormuş. Ruhum onu istiyormuş, onu yaptım. Şu anda gene sonuna kadar giderim ama bir tık daha kontrollü sanki. Bir şeyi yaşamak için başka şeylerden vazgeçmemem gerektiğini öğrendim. Onu aşkı çok güzel bir şekilde yaşarken ailenle de arkadaşlarınla da sosyal hayatınla da kariyerinle de var olabiliyorsun. O dengeyi öğrendim. Keşke dört yıl önce öğrenseydim.
-Biraz da mesleğe olan aşkınızdan konuşalım istiyorum… Nasıl başladı sizin oyunculuk serüveniniz?
Ben 14-15'lerden itibaren hep bu mesleği istedim. Ve bunun dışında hiçbir şey düşünmedim. Yani sadece oyunculuk vardı. Onun dışında "Ya olmazsa alternatif başka bir şey okusam mı başka bir şey düşünsem mi?" fikri asla aklımın ucundan bile geçmedi. Zaten buymuş benim kaderim ve ben bunu hissetmişim ve bu yolda gitmişim gibi. Hiç başka bir şey düşünmedim. Yapamam yani. Nefes aldığım yer mutlu olduğum yer bir karakter çıkarmak, o karakter üstüne kafa patlatmak dramaturji yapmak, kamera, ışıklar, set, setin o kaosu… Onunla besleniyorum.
BU SEKTÖRDE MOLA VERMEMEN GEREK
-15 yıldır da sektörün içindesiniz. Ne öğretti size bu sektör?
Düşmemen gerektiğini öğretti. Mola vermemen gerektiğini öğretti. Sürekli kendini yenilemen gerekiyor. Sürekli bir şeyler öğrenmen lazım çünkü oyunculuğun sonu öğrenmenin sonu yok oyunculukta. Sürekli kendini yenilemen gerekiyor. Sürekli kendine bir şeyler katman gerekiyor. "Evet, ben oldum" dediğin bir seviye yok. Hani istersen 5 tane başrol oyna istersen 8 tane ödül al yine öğrenmen gereken bir şey var. O yüzden sürekli kendini eğitmek… Öğrendiğim şeylerden biri de bu. Yani durmadan sürekli okumak, eğitmek, izlemek, okumak, gözlemlemek işimizin parçası.
-Televizyon işlerinde de epeydir göremiyoruz. Var mı yeni sezonda sürprizler? Seyirci özledi sizi…
Ben de onları özledim. Sağolsunlar hiç bırakmadılar beni. Bu bence bizim sektörde çok değerli ve çok güzel bir şey. Çünkü herhangi bir oyuncu iki sene dahi ara verdiğinde unutuluyor demeyeyim de daha böyle başkaları öne çıkabiliyor. Ben de çok şükür ki bu hayranlık hiç azalmadı. 4 sene çok ciddi bir süre olmasına rağmen sanki Aşk ve Mavi geçen sene bitmiş gibi insanlar gözümün içine bakıyor. Yani gittiğim alışveriş merkezlerinde, tatillerde, kafelerde, oturduğum restoranlarda hala bile inanılmaz müthiş bir ilgi var. Bu da beni çok motive ediyor tabii ki. İşime daha çok bağlanmamı sağlıyor. O yüzden bu konuda çok şanslıyım. Ondan sonra bir Yıldızlar Bana Uzak yaptık ATV'ye. Şimdi tekrardan bir ana akımına dönmek istiyorum. Okuduğum var. Tam net anlaştığım yok ama güzel bir şey olacak diye hissediyorum.
KISA SORULAR
-Hayatınızdan neyi çıkarırsak geriye hiçbir şeyin kalmayacağını düşünürsünüz?
Bilmem, gururum bence.
-Çevrenizden kendiniz hakkında en sık duyduğunuz şikâyet nedir?
"Çok çabuk sinirleniyorsun, çok çabuk sönüyorsun." Bir anda parlarım, bir anda sönerim. Yüksek yaşıyorum.
-Takıntı derecesinde bir huyunuz, bir özelliğiniz var mı?
Köpeklerime bakıyorum sürekli. Böyle elimden telefonumu ayıramıyorum. Sürekli kameradan evde, sürekli onları izliyorum. Bu artık bayağı bir takıntı haline dönüştü.
-Günlük yaşantınızda totemleriniz var mıdır?
Evden çıktığımda mutlaka dua okurum. Dua okumadan çıkmam. Bu benim artık totem gibi bir şeyim oldu. Totem de denmez ama çok inanıyorum ona. Mutlaka evden adımı atayım, o arabaya binene kadar asansörde falan filan bütün dualarımı okuyorum. Kendimi daha güvenli ve daha iyi hissediyorum açıkçası. Onun dışında sağ ayakla girerim çıkarım her yere. O bıçağı verirken tükürmek falan hepsi var. Komple full paket bende onlar.
-Ağzınıza asla sürmediğiniz, "kokusuna bile tahammül edemem" dediğiniz bir yiyecek var mı?
Kokusuna bile tahammül edemediğim kadar ciddi değil ama kuru fasulye yemem. Yemediğim tek yemek olabilir hatta. Bir de acı. Acı şeyler pek yemiyorum.
-Kıskanç biri misiniz?
Çok. 9,5 veririm kendime ya. Ama şöyle kıskanç, çok sevdiklerimi. Mesela sen benim en yakın arkadaşım ol, başka biriyle yemek yemeye git ben onu kıskanırım. Ben niye yokum? Benim işim varsa niye bensiz buluştunuz? Öyle tatlı bir kıskançlık benimki. Ya da işte negatif bir kıskançlık çok şükür hiç yok. Atıyorum biri başarılı olur, çok mutlu olurum. Biri bir şey alır çok mutlu olurum onun adına. Biri bir şey yapar çok mutlu olurum. Ya da işte hayatımda bir erkek olur onu da böyle özgüvensiz bir yerden kıskançlık değil benimki, sevgi kıskançlığı.