Duy Beni'nin Melisa ve Ozan'ı Sümeyye Aydoğan ile Utku Coşkun, Sabah TV'de Yasemin Döngel'in konuğu oldu. Duy Beni ile bir anda yıldızları parlayan genç oyuncular, haklarında merak edilenleri ilk kez anlattı. Şöhretin basamaklarını hızla çıkan Sümeyye Aydoğan ve Utku Coşkun, tanınır olmakla birlikte hayatlarında değişenleri açıkladı. Gözde çift, takipçilerinden gelen soruları da yanıtlamayı ihmal etmedi. İşte tüm detaylar…
-Öncelikle nasılsınız, keyifler nasıl?
Sümeyye Aydoğan: Çok iyi her şey. Yoğun bir tempodayız şu anda. Her şey çok güzel.
-Sümeyye ile başlamak isterim. Birkaç sinema filmi ve dizi sonrası önemli bir yaz dizisiyle ekranlara döndün. Nasıl geldi sana bu proje, ilk okuduğunda neler hissettin?
S.A.: 3 ay önce filan geldi. 2-3 gün sonra partner görüşmesi oldu. Caner (Topçu) ile bir audition aldık. Sonra hemen imzayı atalım gibi bir sürece girdik. 7-10 gün içerisinde benim olduğum kesinleşmişti. Ben okuduğum zaman çok sevdim Melisa karakterini. Bu projenin içinde olduğum için çok mutluyum.
ONUNLA ÇALIŞMAK ÇOK BÜYÜK BİR ZEVK / İKİLİ SAHNELERİMİZE BAYILIYORUM
-Diziyle ilgili sorulara geleceğim fakat öncesinde seni biraz tanımak isterim. Normal hayatında nasıl birisin, insanlar seni nasıl tanımlar? Neşeli, pozitif, karamsar, ketum… ?
S.A.: Bu soruya ben Utku'nun cevap vermesini istiyorum (gülüyor).
U.C.: Sümeyye genellikle setin neşesi ama zaman zaman despotlaşabiliyor. Ben de onun profesyonelliğinden kaynaklandığını düşünüyorum. İnanılmaz bir enerji, onunla çalışmak çok büyük bir zevk. Özellikle ikili sahnelerimize ben bayılıyorum. Samimiyete ben çok kıymet veriyorum, Sümeyye'nin de çok samimi bir insan olduğuna inanıyorum. Çünkü çok kolay kirlenebiliyor insanlar, umarım Sümeyye de bu temiz kalbini koruyarak hep devam eder.
S.A.: Utku ile bu projeden bağımsız bir şekilde çok iyi arkadaş olduk. Sana en yakın olan insanları bir cımbızla ayıklıyorsun. Biz Utku'yla birbirimizi ilk başta ayıkladık. Panik yaptığımız, nerede ne yapacağımızı bilemediğimiz durumlar olabiliyor. Bu sektörde yeniyiz. Ama işimizi çok iyi yapmaya çalışıyoruz.
-Utku seninle ilgili internette çok az bilgi var. Kadir Has Üniversitesi tiyatro mezunu olduğunu biliyoruz fakat kendinden kısaca bahseder misin?
1 Eylül 1997 doğumluyum. Kocaeli'nde doğdum. Kadir Has Üniversitesi tiyatro bölümünden bu sene mezun oldum.
-Hızlı bir ivme yakaladınız, şöhret sizi korkutuyor mu?
S.A.: Bir önceki projelerimizin meyvelerini şu an topladığımızı düşünüyorum. Bu bir anda olan bir şey değil. Öncesinde büyük çabalar var. Bu emekler bir yerde görünüyor. O tatlı şöhretin basamaklarını çıktığımız yerde olabiliriz.
U.C.: Korkutmuyor ama daha tanınır olmanın getirdiği kısıtlamalar var.
GÖZLÜK VE ŞAPKA TAKMAYA BAŞLADIM!
-Mesela neler değişti hayatınızda?
U.C.: Atla deve bir şey değişmedi ama şu an böyleyse ilerde ne olacak diye düşünür olduk. Yolda yürümek nasıl olacak? Toplu taşıma kullanmak nasıl olacak? Bunların hepsi çok büyük soru işaretleri.
S.A.: Ben gözlük takmaya başladım (gülüyor). Gözlük ve şapka takma oranım yükseldi. Bir de telefonla çok fazla vakit geçiriyorum.
U.C.: Şapka ben de takmaya başladım.
-Olumsuz mesaj alıyor musunuz? Ve deforme oluyor musunuz gelen yorumlar sonrası?
S.A.: Gülüyoruz. Komik şeyler geliyor.
U.C.: Birlikteysek açıp gösteriyoruz hatta birbirimize. Öyle şeyler olabiliyor. Çünkü bence başarı da buradan geliyor. Hakkını vermek gerekiyor. İnsanlar Utku ve Sümeyye'ye beslemiyorlar kötü duyguları.
ŞÖHRETİN ÜRKÜTÜCÜ TARAFI BU
-İşte onu ayırt edemeyebiliyor bazen insanlar…
U.C.: Şöhretin herhalde ürkütücü olan tarafı bu. Ayırt edemeyen insan ürkütücü oluyor. Onun dışında bana "Ozan'dan nefret ediyoruz ama seni çok seviyoruz" diye mesajlar geliyor. Onore ediyor, demek ki işimizi ne kadar iyi yaptığımızla alakalı bir dönüş oluyor.
CANIM SIKILIRSA İLK ONU ARARIM
-Setteki ortamınızdan biraz bahseder misiniz? Kadro genç isimlerden oluşuyor, nasıl bir sinerji oldu aranızda? Kıskançlık, gerilim gibi durumlar yaşanıyor mu?
S.A.: Burada hiç kimsenin birbirini kıskandığını, kıskansa da dile getireceğini düşünmüyorum. Biz aksine bence birbirine çok destek olan bir ekibiz. Çünkü projeye o kadar çok inanıyoruz ki, onun motivasyonu bizim motivasyonumuz aynı zamanda. Kötü bir imaya, kötü bir dileğe hiçbir şekilde şahit olmadım, olacağını da sanmıyorum. Aksine biz çok yakın arkadaşız. Ben iki gün sete gelmediğim zaman çok özlüyorum.
U.C.: Ben Sümeyye'ye, o beni sürekli arar. Bir küçük dedikodu dönerse döner. Oyunlarımızı konuşuyoruz.
S.A.: Bir şeye canım sıkıldığı zaman ilk aradığım insan Utku oluyor.
U.C.: Keza benim de öyle.
-Belki bu soru için çok erken ama, unutamadığınız bir set anısı oldu mu? Çok güldüğünüz, çok zorlandığınız, çok üzüldüğünüz…
S.A.: İlk izleme gününün sonrasıydı, hayatımda hiç o kadar eğlenmedim. O gün güldüğüm kadar hiçbir gün gülmedim. Çünkü bir rahatlama geldi hepimize. 1,5 ay boyunca bölümü bekledik, ne olacak ne bitecek diye. Bitince bir saldık kendimizi. O gün yakınlığımız daha da arttı. En eğlendiğim güne o gün diyebilirim.
U.C.: 3. Bölümün sonunda bir havuz sahnesi var. Tabii ki senaristimiz yazarken temmuz akşamlarının bu kadar serin olacağını tahmin etmemiştir diye düşünüyorum. Reşadiye'deyiz, bir havuz partisindeyiz. Havuza birkaç kişi giriyor, onlardan biriyim. Hava 15 derece. Titrememek için yanaklarımın içini ısırıyorum. İnanılmaz soğuk, inanılmaz. Havuzdan çıkıyorum, 8. Kez girmişim, 1,5 saattir devam ediyor… Çıkamıyorum havuzdan, ben Walking Dead gibi böyle yanlarından geçiyorum (gülüyor).
SÜMEYYE AYDOĞAN: UTKU TEK BAŞINA BİR İMPARATORLUK
-Şu anda herkesin gözünde Melisa ve Ozan'sınız. Peki hayat verdiğiniz karakterler gerçek hayatta sizi ne kadar yansıtıyor?
S.A.: Bana çok benzemiyor aslında Melisa. Sadece lise zamanımdaki Sümeyye'ye biraz benzetiyorum. O hırslı, dediğim dedik biriydim. Asiydim, ergenliğimi biraz yoğun yaşamış olabilirim. O yüzden bu taraftan benzetiyorum ama onun dışındaki öfkesini veya arkadaşlarıyla kurduğu iletişimi asla Sümeyye'ye benzetmiyorum.
U.C.: Melisa'nın eleganlığını da çok güzel taşıyorsun ama. Özellikle arabadan inişlerin, saçlarının savruluşları filan…
Bende günlük hayatımda Ozan'ın çoğu özelliğini taşıdığımı düşünmüyorum ama evet Ozan'ın da bir duruşu var. Ben günlük hayatında hiç böyle hırsları olan biri değilim.
S.A.: Ama şunu eklemek istiyorum; Utku gerçekten tek başına bir imparatorluk diyebilirim. Kimseye ihtiyacı olmadığını o kadar anlayabiliyorum ki, tek başına çok güçlü olduğunu biliyorum. Ozan'ı bence o konuda çok iyi birleştirdin sen. Çünkü Ozan da tek.
U.C.: Çok doğru. Ben yalnız kalmaya çok alışkın bir insanımdır, çok da severim.
KISA SORULAR
YAPAMADIĞIM ZAMAN ÇOK BÜYÜK BİR BUNALIMA GİRİYORUM / BAZEN SIKICI BİR İNSAN OLABİLİYORUM
-Takıntılı olduğunuz bir şey var mı?
S.A.: Son bir senedir spora çok takıntılıyım. Yapamadığım zaman çok büyük bir bunalıma girebiliyorum. En büyük takıntım şu anda spor benim. Ve kahve içmeden imkanı yok ayılamıyorum.
U.C.: Bu ara ben çok dakiğim. Her şeyim dakik dakik. Bazen sıkıcı bir insan olabiliyorum.
BAŞARI BİZİ MUTLU EDİYOR
-Sizi bu hayatta en çok ne mutlu eder?
S.A.: Şu an başarı beni çok mutlu ediyor.
U.C.: Benim de aklıma ilk o geldi açıkçası.
S.A.: Şöyle bir şey de söyleyebilirim; biz hiçbir zaman çok iyi yaptık da diyen insanlar değiliz. Kendimizi bıçaklamayı bu konuda çok seviyoruz.
HAYATLARININ DÖNÜM NOKTASI OLDU!
-"Hayatımın dönüm noktasıydı" dediğiniz bir olay yaşadınız mı?
S.A.: İstanbul'a taşınmam. Ankara'da büyüdüm, İstanbul'a geldikten sonra bütün hayatımın o çizgisi o kadar güzel bir şekilde değişti ki… İstanbul benim dönüm noktam. Ve Utku'yla tanışmam.
U.C.: Ben çok şanslı olduğuma inanıyorum gerçekten. Benim ilk uzun soluklu TV işim bu. Senaryonun ilk bana geldiği anı çok net hatırlıyorum. "Evet kesinlikle bunu yapmalıyız" diye menajerimle konuştuğum anı hatırlıyorum. Hala o kurduğum cümleler, sesimin titremesi ve heyecanım hala aklımda. Lisede rehberlik öğretmenimin bana söylediği bir şey vardı. Ben 3 yıl mühendislik okudum tiyatroya geçmeden önce. Rehberlik öğretmenim, "senden ne doktor ne mühendis olur boşuna uğraşma, senin kesinlikle oyuncu olman lazım" demişti. Ben 3 yılın sonunda mühendisliği bıraktığımda beni arayıp, "sözüme gelmişsin, çok başarılı olacaksın" demişti. Hayatım değişmişti.
AŞKI DORUKLARDA YAŞIYORUZ
-Aşkı kendi dünyanızda nasıl tanımlarsınız?
U.C.: Biz aşık olmayı seven, aşkı doruklarda yaşayan iki insanız. Karavan sohbetlerimizden biliyorum.
S.A.: Ben biraz kör olmak diye tanımlıyorum. Ama bunu kötü anlamda değil, karşımdaki ve benim oluşturduğum, kimsenin erişemeyeceği, kimsenin müdahale edemeyeceği ve benim kimseye anlatmaya dahi kıyamayacağım bir dünya aslında. Saygı, sevgi ve sadakat. Çünkü aşk iki kişilik, üçüncü dahil olduğu anda onun bütün büyüsü kayboluyor. Ve ben aşkımı çok büyük yaşayan birisiyim. Bunu da minicik bir dünyanın içinde yaşayan bir insanım.
U.C.: Ben de aşksız yaşanmayacağına inanan insanlardanım. Çünkü çok kuvvetli bir duygu. Sonunu çok kestiremediğiniz, çok dolambaçlı ve çok tehlikeli bir yol. Ama ben o tehlikeye bayılıyorum. Belki oyunculuğa iten şey bile olabilir.
-Stalk yapar mısınız? Fake hesabınız var mı?
S.A.: Ben çok yapmıyorum stalk. Gerçekten yapmıyorum.
U.C.: Ben dede gibi kullanıyorum sosyal medyayı. Fake hesabım yok.