Yıllar sonra katıldığı İbo Show'da Bülent Serttaş ile yaşadığı gerginlikle gündeme gelen oryantal Didem Kınalı samimi itiraflarda bulundu. 11 yaşında başladığı mesleğinde yaşadığı sıkıntılardan bahsederken taciz itirafında bulunan ünlü oryantal Didem anlattıklarıyla şoke etti.
Fakir bir aileden gelen oryantal Didem Kınalı'nın hayatı filmlere konu olacak türden. İşte Hürriyet'e konuşan Didem Kınalı'nın açıklamalarıyla kariyeri, ailesi, özel hayatı ve bugünü...
Yıllar sonra 'İbo Show'a çıktın, dans ettin. Bülent Serttaş'ın sen dans ederken başını başka tarafa çevirmesi olay oldu. Ne hissettin o an?
Gerçekten hiç fark etmedim. Sosyal medyada gündem olunca yeniden izledim ve gördüm.
O an fark etseydin tepkin nasıl olurdu?
Dururdum, "Hayırdır, ne yaptım sana" derdim. Sonra düşündüm ve aklıma bir sene önceki olay geldi. Bir düğünde sahneye çıkacaktım. "25 dakikalık şovun süresi çok fazla, 15 dakika yapalım" dediler, "Tamam" dedim. Ama sekizinci dakikada müzik durdu.
Neden?
"Bülent Bey istedi" dendi. Az dakikası kalmış, o şarkı söyleyecekmiş. Ben de bağırdım çağırdım. Ama mekânı polise şikâyet ettiğim doğru değil. Zaten bu başıma ilk defa gelmiyor. Nedense solistler daha çok şarkı okuyabilmek için benim sahnemi yemek istiyor. Bülent Bey'le sonra hiç karşılaşmamıştık. Bana biraz haber olmak için yapılmış gibi geliyor, bilmiyorum.
Mücadele ettim, kimseye pabuç bırakmadım
Nasıl bir belaltı vurma?
Alnıma yapışan bir leke var, "O bir dansöz". Böyle olması beni çok üzüyor.
Bu sebeple yaşadıkların oldu mu?
Evet. Mesela 17 yaşımda ailemden ayrı Anadolu Yakası'nda bir ev tuttum. Sırf dansöz olduğum için ev sahibi benden habersiz eşyalarımı sokağa attı.
Peki şiddet ve tacize maruz kaldın mı?
Hangisini anlatayım? Mesela çok küçük yaştayken biri taciz etmeye çalıştı. 11 yaşımda göğüslerim büyük dursun diye babamın çoraplarını kostüme koymuştum. Adam göğsümü tutmak istedi, eline çoraplar geldi!
Şişe fırlatarak kafasını yardığım adamlar oldu. Tehditler aldım "Öldürürüm, vururum" diye. İkizler burcuyum, çok güçlü bir karakterim var. Kimseye pabuç bırakmadım, mücadele ettim, hep savcılığa gidip şikâyetlerimi yaptım.
Herkese 'Abi' demek gerektiğini öğrendim
18 yaşından küçükken polis baskınlarından nasıl kurtuluyordun?
"Misafir geldim" derdim. Balıkpazarı Hisar'da çıkarken oralarda sokak tezgâhları vardı; ördekli, öten, ışıklı tokaları çok severdim, paramla onlardan alırdım. Saçımı toplar ve diğer mekâna koşardım. Güvenlik kapıda tanımaz, "Okul mu burası" derlerdi.
Nasıl korurdun kendini?
Hayatta herkese "Abi" demek gerektiğini öğrendim. Çirkef bir tarafım da vardı ve kimse bana yaklaşamıyordu.
Kırılma noktan İbo Şov' muydu?
Öncesinde de bana hep "Çok güzel bir yüzün var, çok iyi dans ediyorsun ama bunun belli bedelleri var" diyorlardı. Çıplak fotoğraf çektirmemi istediler, "Şu yönetmenle beraber ol" dediler. Hiçbirini kabul etmedim. "Kaderimde varsa bedenimden, ruhumdan ödün vermeden bir yere gelirim" dedim. Sonra İbrahim Bey'in programına bir günlük çekim için gittim.
O nasıl oldu?
"Bir günlük ekstra iş var" dediler. Baktım bir sürü oryantal arkadaşım orada. Seçme yapılıyor. Ben seçildim. İlk programdan sonra da önüme bir sözleme koydular, 17 yaşımdaydım. Birdenbire oldu, altı yıl sürdü.
"Sen uyu, yemek olunca biz seni uyandırırız" derlerdi, uyanırdım, yemek falan yok, sadece su kaynamış ve beni kandırmışlar...
Gaziosmanpaşa'da doğuyor, Kuştepe'de büyüyorsun… O günlere dair ilk hatırladığın ne?
'Gırgıriye' gibi bir aileydik... Annem ve teyzelerim dans ediyordu. Nenem darbuka, dedem ut çalıyordu.
Baban ne iş yapıyordu?
Bateri çalıyordu. Sezen Aksu, Selda Bağcan, Tülay Özer, Edip Akbayram gibi isimlerin plaklarında çalmış. Uzun saçlı, hippi gibi adamdı. Annemle hikâyeleri de ilginç. Annemle babam çok âşık olmuş, evlenmişler. Dedem, Çingene diye annemi istememiş. Babam uzun süre ailesiyle görüşmemiş. Onları çok seviyorum. Yine dünyaya gelsem, onların ailem olmasını isterdim.
Yoksul bir çocukluk muydu seninki?
Kuru ekmek yerdik. Evde annemler "Sen uyu, yemek olunca biz seni uyandırırız" derlerdi. Uyanırdım, yemek falan yok. Sadece su kaynatmışlar o sırada, beni kandırmışlar. Ama yokluğu görmeden varlığın kıymetini bilemezsin.
Kaç yaşında bir iş olarak dans etmeye başladın?
11. Ev kirasını ödeyememiştik. Evden dışarı atılmıştık. Anneannemde kalıyorduk. O yüzden para kazanıp hemen anneme verirdim.
İlk sahneye çıktığın zamanı hatırlıyor musun?
Bir Roman düğünü vardı. O sabah arkadaşlarımla mahallede saklambaç oynamıştım. Dizlerim yara içindeydi. Annem yara bantları yapıştırdı. Kostümüm bol gelmişti. Çengelli iğnelerle oturttular. Çok zor zamanlardı ama bana oyun gibi gelirdi. Dans ederken bir de zil çalmam gerekirdi. En zoru oydu benim için.
Kim? Tanınan biri mi?
Hayır, sevgilim bir polis. İyi anlaşıyoruz. Polisle oryantalin ilişkisi nasıl olur (gülüyor)?
Türk filmi gibi…
Tam da öyle, biraz kıskanç... Zorlandığımız dönemler olsa da orta yolu buluyoruz.
Ne mezunusun?
İlkokul mezunuyum. Açıktan liseye gireceğim, bitirip üniversiteye gitmek istiyorum. Amacım öğretmen belgesi almak. Ama oryantal bizim ülkede geçmiyor. Ben sanatçı olarak vergimi veriyorum, kostüm vergimi bile veriyorum. Ama belge alamıyorum işte. Çünkü oryantal bölümü yok. O yüzden bütün evrensel dansları öğrenip o belgeyi almam gerekiyor.