Genç oyuncu Can Bartu Arslan, Sabah Günaydın TV'de Yasemin Döngel'e samimi itiraflarda bulundu. Oyunculuk için 'altın bir bilezik' diyen Arslan, "Bakınca insan gururlanıyor" ifadelerini kullandı. "İlerleyen süreçte kendimi bağımsız filmler üzerinden biraz daha ilerletebilmek istiyorum" sözleriyle konuşmasına devam eden oyuncu, "İşin mutfağını daha iyi bir şekilde öğrenip daha da kendimi geliştirerek ilerletebilmek, oku daha da ileri fırlatabilmek istiyorum" dedi. İşte röportajın tüm detayları…
-Nasılsın, nasıl geçiyor Kapadokya'da set günleri, biraz genel başlayalım…
Güzel ama çok soğuk. Özellikle geceleri çok soğuk. Biraz çekim yaparken zorlanıyoruz açıkçası. Ben ilk defa geldim Kapadokya'ya. Sevdim, atmosfer çok güzel. İnanılmaz bir yer. Özellikle Avanos yolundan geçerken insan "Vay be" falan oluyor. Etrafa ve atmosfere baktığı zaman güzel geliyor.
-Balona binme fırsatın oldu mu?
Henüz değil. Ben yürümeyi seven bir insanım. Uzun kilometreler yaptım. Bazen repolarda 15-20 km yürüdüğüm oluyor. O yüzden etrafa çok hakimim.
-Senaryo ilk geldiğinde neler hissettin?
Aslında ana temelinde biz Semih hocayla Tozluyaka'da birlikte çalışmıştık. Bizim orada çok güzel bir ekibimiz vardı.
-Orada da çok güzel bir kitle oluştu aslında ona da değinmek lazım…
Kesinlikle. Oyuncular olarak, ekip olarak orada inanılmaz bir bağ yakaladık. Semih hocayla da yakaladığımız o dostluk, kardeşlik ya da usta-çırak diyeyim, bunu destekleyen bütün unsurlarla dedim ki, "Bu işte Semih hocayla olmak istiyorum" dedim ve onun için geldim. Çünkü o beni en çok ikna edenlerden biri oldu.
-Senaryosu da oldukça etkileyici değil mi? O da bir etken olmuştur…
Kesinlikle. Karakter olarak baktığım zaman Okan'ı oynamak keyifli. Eğlendiğiniz bir şeyi yapmak insana daha da keyif veriyor, okudukça ve haz aldıkça. O yüzden güzel.
-Sosyal medyadan nasıl dönüşler alıyorsun?
Olumlu ve olumsuz yorumlar geliyor. İnsan ister istemez bakıyor ama duvar koymak gerekiyor. Çünkü iyiye de kapılmamak gerekiyor, kötüye de kapılmamak gerekiyor. Orta çizgide kalıp yaptığım işi en iyi şekilde yapabilmek ve oradan devam edebilmek bence işin ehli tarafı.
"SEN KESİNLİKLE GEL" DEDİLER, OYUNCU OLDUM
-Biraz da seni tanısak. Oyunculuğa nasıl başladın, neden tercih ettin?
1. sınıfa gidiyordum, okula müdürün bir tanıdığı gelmişti. O anda beğendiği çocuklara kart dağıttı. Ben de biraz fırlamaydım o dönemler. O yüzden "Sen kesinlikle gel" durumu oldu. Sonrasında yardımcı oyunculukla başladım. Biraz mücadele ile ilerleye ilerleye şu anda bu noktadayız. Bakalım ileride nasipte ne varsa yani.
-O zaman vardı yani içinde oyunculuk aşkı…
Bunu anneme söylenen perspektifte söyleyebilirim, "Nurten Hanım bakın oğlunuz yapıyor, bir şeyler var biraz peşine düşün yapsın" falan annem de sağ olsun bırakmadı. Oradan da devam edince de şu anda buradayız. Bakalım ileride ne olur ne biter bilmiyorum ama şu anda güzel gidiyor.
BU İŞ BENİM ALTIN BİLEZİĞİM
-Mutlu musun oyuncu olduğun için?
Kesinlikle. Benim için altın bir bilezik ve bu altın bileziği taşımak… Bakınca insan gururlanıyor. Güzel bir şey. İyi bir şekilde temsil edebilmenin derdinde olmak var ve iyi bir şekilde temsil edebiliyorsam kendimi ya da yaptığım mesleği, ben mutluyum yani.
-Bundan sonraki hedeflerin, hayallerin neler?
İlerleyen süreçte kendimi bağımsız filmler üzerinden biraz daha ilerletebilmek istiyorum. Çünkü bu dizi sektörüyle okulların arasında ince bir fark var. Bu ince farkı aslında orada ortaya koyup bu işin mutfağını daha iyi bir şekilde öğrenip daha da kendimi geliştirerek daha da ilerletebilmek, oku daha da ileri fırlatabilmek istiyorum. Umarım bu söylediklerim gerçekleşir.
KISA SORULAR
-Hayatınızdan neyi çıkarırsak geriye hiçbir şeyin kalmayacağını düşünürsünüz?
Ben çok enerjik bir insanım. Çok yüksekte de yaşayabiliyorum ama bir andan sonra o düşebiliyor da. O yüzden o enerjim giderse benden hiçbir şey kalmaz.
HİÇBİR ZAMAN DIŞ GÜZELLİĞE BAKAN BİRİ OLMADIM
-Karşı cinste ilk dikkat ettiğiniz şey genellikle ne olur?
Valla hiç dış güzelliğe aldanan biri değilim. Çoğumuzun da şunu yaşadığını düşünüyorum; birini görürsün ve kalbinde hissettiğin o "Vay be" önemli bir şey çünkü bir noktadan sonra insanı devam ettiren şey de o yani. O içindeki istek. Hissel bir şey yani. "A çok güzelmiş, kaşı da şöyleymiş" falan bilmiyorum hiç öyle biri olmadım.
-Çevrenizden kendiniz hakkında en sık duyduğunuz şikâyet nedir?
İşimi iyi yapmak istiyorum. İşimizin iyi olması için herkesin işini iyi yapmasını istiyorum. Bu kadar.
-Mükemmeliyetçi misin?
Biraz evet. "Niye olmadı, neden?" Aslında bir şeyin nedenini merak ediyorum. Yapalım, çözüm üretelim. Derdim bu sadece, o kadar. O yüzden sürekli bunu duyuyor olabilirim. Aceleci geliyor insanlara ama aslında tamamen bir şeylerin daha iyi olabilmesi adına çabalamakla ilgili ya da o çabayı "Hadi, bir an önce yapalım" atağıyla ilgili.
-Takıntı derecesinde bir huyunuz, bir özelliğiniz var mı?
Tam takıntı olmasa da düzenliyimdir. Şu an odada bile her şey katlı halde durur.
KİBİRLİ İNSANA TAHAMMÜL EDEMEM
-"Asla tahammül edemem" dediğiniz o şey?
Kibir. Çünkü hoş değil. Her şeyin bir sonu var, bu kadar aldanmamak gerek diye düşünüyorum.
-Ağzınıza asla sürmediğiniz, "kokusuna bile tahammül edemem" dediğiniz bir yiyecek var mı?
Bamyayı çok sorguluyorum mesela. Bir de patlıcan konusunda soru işaretim var. Neden? Tamam güzel ama sadece mısır unuyla kızartılır, yoğurtla filan güzel olur. Öf canım çekti neyse (gülüyor).
KISKANÇ BİRİ DEĞİLİM, KENDİME GÜVENİYORUM
-Kıskanç biri misiniz?
Yok, kendime güveniyorum. Hiç öyle kıskançlıklarım yoktur.
-Cimri biri misiniz?
Yok. Fazla bonkörüm hatta.
-En çok neye para harcarsınız?
Ben yemeğe (gülüyor). Bu ay neye harcadım, yemek. Bu ay para nereye gitti, yemek. Başka bir şey yok yani (gülüyor). Seviyorum bilmiyorum yani inanılmaz. Keyif alıyorum.
-Bize programın adına yakışır bir itirafta bulunur musun?
Gerçekten yok. Ben çok düzenli, tertipli, kendi halinde biriyim.
BEN YALAN SÖYLEMEM!
-En son kime ne yalan söyledin diye sorayım o halde?
Kimseye yalan söylemedim. Beyaz yalan tabii ki, mesela annem kırılmasın incinmesin gibi alttan almak için söylediğim şeyler var. "Tamam hallederiz, çözeriz" gibilerinden. Ama insanlara karşı direkt netimdir. Neyse o, en neti. Çünkü bence öyle de olmak gerekiyor. Hoşlanılacak bir şey değil ki yalan. Şimdi sana yalan söylesem ve yalandan "Benim de şöyle bir itirafım var" desem, buna döndüğü an bundan keyif alır mıyız? İnsan keyif alır mı? Bence almamalı. Tatsız bir durum. Ben nasıl gidiyorsam insanların da öyle gelmesini isterim.