Oyuncu yönetmen Kemal Başar söyleyeceği sözü sakınmayan, tabiri caizse kimseye eyvallahı olmayan bir sanatçı. Kaleme aldığı 'Milletin Tiyatrosundayım Sanmıştım Meğer Devletin Tiyatrosundaymışım' adlı kitabında da bu dik başlı, yırtıcı ve açık sözlü yönünü ortaya koymaktan geri kalmıyor.
Başar'ın memuriyet anılarını aktardığı kitabını sanki karşımda anlatıyormuş gibi zaman zaman kahkahalar atarak okuduğumu itiraf etmeliyim.
Hem kendi özeleştirisini hem de tiyatroya dair tespitlerini öyle akıcı kaleme almış ki, bir günde bitirdim.
Gökçer'in faşizan ve adaletsiz yönetimi yüzünden babası dahil çoğu tiyatrocunun kendisini alkole verdiğini, Yıldız Kenter'in bile bu idare tarzına başkaldırıp İstanbul'a gittiğini de anlatıyor.
İŞTE KİTAPTA YER ALAN İDDİALAR
- CÜNEYT Gökçer, iyi aktördü ama kayırmacı, kendi gibi düşünmeyeni cezalandıran bir yönetim anlayışını benimsedi.
- Gökçer yönetimindeki Devlet Tiyatroları'nda tam 25 sene faşistçe yönetim sergilendi, önemli roller sadece yakın çevrelerine dağıtıldı, kurumda iç barış bozuldu, karşı koyanlar acımasızca sürüldü, turnelere gönderilip maaşları kesildi.
-Babam Savaş Başar'ın yanı sıra Baykal Saran, Nurtekin Odabaşı, Alev Sezer, Nur Subaşı gibi isimler Gökçer'in yönetim anlayışı yüzünden alkol batağına düştü. Süleyman Demirel'e bile çıkıp dert yandılar.