"Güven Bana" filmi ile gündemde olan Ufuk Bayraktar, hayat verdiği karakterin psikolojisini etkilediğini dile getirdi, "Bu tip, benim çocukluğumdan beri aklıma gelen şeyleri yapmak istemediğim kişi. Bastırdığım kişi aslında. Kabul etmeyeceğim, yapmayacağım ne kadar şey varsa tekrar geri çağırmak zorunda kaldım hepsini bu karakteri oynarken." dedi. Filme dahil olma sürecini ise şöyle anlattı: "İleride böyle bir komedi isteğim vardı ama şimdi değildi. 'Dayı' var, 'Dağ' var filan bunları yaparken araya böyle bir şey sokmak niyetim değildi ama 'Nasip demek ki' dedim. O yüzden mutlu oldum ve yapmak istedim." İşte röportajın tüm detayları…
-"Güven Bana" filminin galasında bir araya geldik. Filmden bahsedeceğiz elbette ama öncesinde sorayım, heyecan durumunuz nedir?
Biraz evet. Bu filmin galasında özellikle bugüne özel bir tık daha farklı şeyler hissediyorum. Biz çekerken çok eğlendik, çok güldük ama çok değişik bir tip, o yüzden böyle bir merak var diyeyim ya da heyecan.
-Hayat verdiğiniz karakter şimdiye kadar sizi gördüklerimizden çok farklı. Sınırları aştınız diyebilir miyiz?
Sınırları aştık diyemem, o karakter öyle birisiydi, senaryoda öyle yazıyordu. Olması gereken o olduğu için öyle davrandık. En azından kendim öyle hissettim, öyle bir tip olduğuna inandım.
BU KARAKTER PSİKOLOJİMİ BOZDU
-Tarzı da çok farklı…
Tarzı filan yok ya ne tarzı? Bütün set boyunca psikolojimi bozdu (gülüyor). Biz insan olarak her şeye "Çeşit çeşit insan var" deriz ya. Bunu farklı algılıyorlar. Çeşit çeşit insan senin içinde var. Senin bunu fark etmen lazım. Biz çoğunu seçmiyoruz, aklımıza gelen düşünceleri kabul etmiyoruz ve "Hayır, bu ben değilim. Ben böyle davranmalıyım" deyip kendi oluşumumuzu büyüyerek, olgunlaşarak tamamlıyoruz. Bu tip, benim çocukluğumdan beri aklıma gelen şeyleri yapmak istemediğim kişi. Bastırdığım kişi aslında. Kabul etmeyeceğim, yapmayacağım ne kadar şey varsa tekrar geri çağırmak zorunda kaldım hepsini bu karakteri oynarken. O yüzden psikolojimi etkiledi. Çünkü bende şey yok, film bitti, bitmiş bitmiştir, rolde kalma durumuna kendi adıma inanmıyorum. Ama ben film başlamadan önce o kişi oluyorum. Film başlamadan önce ve bittiği ana kadar o kişi olarak yaşıyorum hayatımı.
-Bir projeye başlarken gelen karaktere bürünüp, proje bitene kadar o karakterde mi kalıyorsunuz?
Evet, o oluyorum.
-Eve gittiğinizde de mi?
Her yerde. Tabii ki milletin yanında o karakter gibi konuşmuyorum ama zihnimin içinde ve kalbimde hep onu düşünüyorum. Bittiğinde ben Ufuk olurum.
-Senaryo geldiğinde neler hissettiniz?
Normalde böyle bir komedi alayım, okuyayım böyle bir şeyim yoktu. Senaryo geldi kahkaha attım okurken. İleride böyle bir komedi isteğim vardı ama şimdi değildi. "Dayı" var, "Dağ" var filan bunları yaparken araya böyle bir şey sokmak niyetim değildi ama "Nasip demek ki" dedim. O yüzden mutlu oldum ve yapmak istedim.
-Bol kahkaha atacağımız ve aksiyona doyacağımız bir film fragmandan gördüğüm kadarıyla. Karakterinizi ve filmin konusunu kısaca sizden bir dinlesek…
Bilinen komedi filmlerinin dışında bir film. Biraz daha sert ve karanlık bir tarafı da olan bir film. Durumlar komik, eğlenceli. Ekipte çok eğlendik hepimiz. Eğlenceliydi, ben çok mutlu oldum. Dramada oynuyorsun canın acıyor, komedide gülüyorsun sahneyi çektikten sonra. Dramada öyle bir şey yok ağabey. Her yerde ağlıyorsun. Bir de insan düşüncesiyle var ya… Kendimize yaptığımız zulme bakar mısın?
-Komedi filmlerinin yeni aranan yüzleri olarak görür müyüz bundan sonra sizleri?
Ya senaryoya bağlı. Bu karakterin devamıyla alakalı bir şey olursa bu sorumluluğu aldığım için devam ederim. Ama onun haricinde şu an komedi çok düşünmüyorum. Arada yapacağım şeyler var, bir süreç var önümde. İlerisi için, 3-5 sene sonra görebiliriz. Niyetimiz de var, birlikte yapmak istediğimiz işler. Böyle bir köy komedisi filan kendim de yapmak istiyorum. Ama bu karakterin devamı olursa varım.
-Filmin adı da "Güven Bana"… Kolay güvenir misiniz merak ediyorum?
Güvenirim evet.
BİZİ BİZ YAPAN ALDIĞIMIZ YARALAR
-O zaman çok yara alırsınız…
Öyle Ufuk Bayraktar oldum ama. Yolda görüp insanlar seviyorsa onların hepsi aldığımız yaralardan dolayı. Bizi biz yapan aldığımız yaralar.
-Peki, sizin güvendiğiniz gibi çevreniz de size sınırsız güvenir mi?
Benim belli başlı bir bakış açım olduğunu yakın çevrem bilir. Neyde güvenir neyde güvenmezler onu bilmiyorum ama bana güvenecekleri bazı alanlar olduğunu çok iyi bilirler.
HERKESE GÜVENİRİM, HATA YAPARSA BEN KAYBETMEM
-Siz birilerine güvenirken hangi kriterleri göz önünde bulundurursunuz?
İnsan olması kriterini umarak. Herkese güvenirim, hata yapıyorsa ben kaybetmem, ben aldığım yarayla güçlenirim o da sonra takılacağı yeri düşünsün. Yürümeyi bile ayağa kalktığında yere düşmeden algılayamazsın. Önce bir kere dizlerinin üzerine düşmen lazım, sonra kalkıp koltuktan tutunarak yürümen lazım. Bilgi dediğimiz şey de o tecrübenin doğmasıyla oluyor ya zaten. Ama ben ısrarla güvenmeye devam edeceğim.
-Babanızın Cihangir'deki kahvesinde çalışırken Zeki Demirkubuz'un teklifiyle hayatınız değişmiş adeta… Bir dönüm noktası diyebilir miyiz sizin için?
Evet. Çok böyle edebiyat yapıyor gibi olmasın ama her şey bir dönüm noktası. Zeki ağabey ölene kadar benim ağabeyimdir, Allah sağlık sıhhat versin ona da ailesine de. Benim askerden hava değişimine geldiğimde Zeki ağabey ile tanışacağımı bilen benden öte bir şey varmış. Babadan bırakılan değil de kendi adıma bir bilezik takabiliyorsam evet bu dönüşümün içinde en büyük etkiyi Zeki ağabey yaptı. Sırf yönetmen olmasından değil ağabey-kardeş olarak da çok vakit geçirdik onunla yanından ayrılmazdım. 4-5 sene, tam böyle deli çağlarımın olduğu zamandaki hayata bakış alanımı biraz onun yanındayken toparladım diyebilirim.
KENDİMİ SORGULADIĞIM ÇOK ŞEY OLUYOR
-İyi ki oyuncu oldum diyor musunuz şu an? Hiç pişmanlık duydunuz mu?
Bazen öyle güzel şeyler yaşıyorum ki, "Dünyanın en güzel mesleğini yapıyorum herhalde" diyorum. Bazen de öyle şeylerle karşılaşıyorum ki; "kendimi mi vurayım, bunu mu döveyim, Allah'ım ben nasıl bir mesleğe bulaştım" diyorum (gülüyor). Kendimi sorguladığım çok şey oluyor Yasemin. Otobüste bir gün böyle oturuyorum, 5 kişinin farklı farklı bana yüz ifadeleriyle baktığını gördüm. İçimden dedim ki, "belli ki bu komedide izlemiş, şu korkan Dayı'dan izlemiş, öbürü Ali'nin 8 Günü'nü izlemiş…" Tamam da ben kimim dedim arkadaş? Biri de Ufuk'a bakmıyor ki… Bu sorgulamalar sonucunda "İyi ki oyuncu olmuşum" o yüzden diyeyim.
-Dediniz ya "Herkes beni farklı tanıyor" diye, peki gerçekteki Ufuk hangisine benziyor? Ya da bambaşka biri mi?
Hepsinden bir parçayım.
-Dışarıdan soğuk ve mesafeli görünen bir yapınız var ama ben şu tanıdığım kısa süre içinde hiç öyle biri değilmişsiniz geldi bana…
Tanıyan herkes öyle biliyor. Ama dışarıda tanımayan insanlar öyle söylüyor, yüz ifademle mi ilgili bilmiyorum ki (gülüyor). Zeki ağabey (Demirkubuz) derdi bana, "Oğlum kavgaya gidecekmiş gibi bakıyorsun." Yani bilmiyorum, mahalle kültüründe büyümüş olmanın şeyi mi, yoksa mizaç ya da sakallı yapıyla alakalı herhalde (gülüyor).
KISA SORULAR
-Hayatınızdan neyi çıkarırsak geriye hiçbir şeyin kalmayacağını düşünürsünüz?
Nefsimi. Nefis çıkarsa hiçlik gelir.
-Çevrenizden kendiniz hakkında en sık duyduğunuz şikâyet nedir?
"Çok hızlı duygu değişimleri yaşıyorsun" diyorlar.
-Takıntı derecesinde bir huyunuz, bir özelliğiniz var mı?
Yok.
-"Asla tahammül edemem" dediğiniz o şey?
Evlatlarımla alakalı olumsuz oluşabilecek dünyevi herhangi bir şeyi kabul edemem.
-Ağzınıza asla sürmediğiniz, "kokusuna bile tahammül edemem" dediğiniz bir yiyecek var mı?
Bamya.
-Kıskanç biri misiniz?
Sevdiğim herkesi kıskanırım.
-Cimri biri misiniz?
Yerine göre evet. Paraya bakış açım biraz farklı. Yani sevdiğim insana harcarım. Hatta o kadar garip ki, sevdiğim insan eğer para harcayamıyorsa ben 1 lira harcayamam. Cebimde tomarla da olsa. O rahatsa, keyfi yerindeyse, huzurlu olduğunu hissedersem o zaman evet ben de kendime harcayabilirim moduna geçiyorum. Kendimi övmek için söylemiyorum, öyle. Bu aslında iyi bir şey değil, kendime zarar vermekten başka bir şey değil. Ne istiyorsa yapsın insanlar.