Türk sinemasının en dürüst, en vakur ve en derin karakterlerine can veren Ahmet Mekin, bugünlerde 93 yaşının getirdiği yorgunluktan ziyade, kalbindeki büyük kaybın ağırlığını taşıyor.
Ancak Mekin için hayat, 1978 yapımı Selvi Boylum Al Yazmalım filmindeki o meşhur repliği gibiydi: "Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti." O, bu emeği sadece sinemada değil, tam 63 yıl boyunca eşi Kumral Şükran Sabuncu ile paylaştığı hayatında da gösterdi.
1932 yılında İstanbul'da başlayan yaşam yolculuğunda 200'den fazla filme imza atan ve sayısız ödülle onurlandırılan Mekin, gerçek hayatın provasının olmadığını acı bir tecrübeyle yaşıyor.
Onu hepimiz Selvi Boylum Al Yazmalım filminde, aşkını kalbine gömüp emeği seçen "Cemşit" olarak tanıdık. Ancak Mekin, bu efsanevi repliği sadece senaryolarda bırakmadı; 63 yıl boyunca aynı yastığa baş koyduğu eşi Kumral Şükran Sabuncu ile kurduğu dünyada bizzat yaşadı. 2020 yılında hayat arkadaşını sonsuzluğa uğurlayan usta oyuncu için o günden sonra dünya adeta rengini yitirdi.
Şimdilerde Balıkesir'in Erdek ilçesinde, gürültüden ve kameralardan uzak bir yaşam süren Ahmet Mekin, her gününü eşine olan özlemiyle geçiriyor. Penceresinden eşinin mezarını görebilecek kadar yakın bir noktada yaşayan koca çınar, sadakatin sadece filmlerde kalmadığını kanıtlıyor. Mekin'in kaybına dair kurduğu şu cümleler ise zamana karşı direnen bir aşkın özeti niteliğinde:
"Zamanın acıları hafiflettiği koca bir yalanmış. O gittiğinden beri her şey anlamını yitirdi. Ben hâlâ her sabah ona 'günaydın', her gece 'iyi geceler' diyorum."
Yeniden bir hayat kurup kurmayacağı sorulduğunda, "Ben onu sonsuz bir aşkla severken, nasıl böyle bir ihanette bulunabilirim?" diyerek ders niteliğinde bir cevap veren Mekin, modern zamanın unuttuğu değerleri hatırlatıyor.
Kariyeri boyunca Altın Portakal dahil pek çok prestijli ödüle layık görülen sanatçı, bugünlerde en büyük ödülünü geçmişin güzel hatıralarında ve bitmeyen sevdasında buluyor.
Yeşilçam'ın bu onurlu ismi, hatıralarıyla ve onurlu duruşuyla bizlere gerçek sevginin ne olduğunu bir kez daha gösteriyor.
DEĞİŞİMİYLE BÜYÜK DİKKAT ÇEKEN BİR DİĞER İSİM: SERTAN ACAR!
Bir dönemin en popüler isimlerinden biri olan Acar, sinema kariyerini bırakıp bambaşka bir meslek seçti. Üstelik artık İstanbul'da değil, doğayla iç içe bir hayat sürüyor. Peki, bir zamanların ünlü yıldızı şimdi ne yapıyor? İşte yıllar sonra ortaya çıkan Sertan Acar'ın hikayesi…
Türk sinemasının unutulmaz jönlerinden biri olan Sertan Acar, 70'li yıllarda "Ayşecik" serisinin yakışıklı oyuncusu olarak tanındı.
Kısa süren sinema kariyerinde birçok iz bırakan rolde yer alan Acar, sadece 2,5 yıl içinde Yeşilçam'ın önemli yüzlerinden biri haline geldi. Ancak oyunculuğu bırakıp diş hekimliğine yönelen Acar, bugün Kerpe'de doğayla iç içe bir yaşam sürüyor.
Ünlü yönetmen Aram Gülyüz'ün teklifiyle, deneme çekimine bile gerek kalmadan sinema macerası başlamış oldu.
SİNEMA SETLERİNDE UNUTULMAZ ANILAR
Acar, ilk filmi "Bahar Çiçeği"nde Ediz Hun ve Zeynep Değirmencioğlu ile başrolü paylaştı. Oyunculuk konusunda deneyimi olmamasına rağmen, set arkadaşlarının büyük desteğini gördü.
Özellikle usta oyuncu Cüneyt Arkın'ın derslerinde kendisine yardımcı olması, Acar için unutulmaz anılardan biri oldu. Sinema dünyasında hızla tanınan genç oyuncu, peş peşe filmler çekerek Yeşilçam'ın romantik jönlerinden biri haline geldi.
ÜNİVERSİTE HAYATI VE ŞÖHRETİN ZORLUKLARI: İŞTE SERTAN ACAR'IN SON HALİ!
Sinemada parlaması, Acar'ın üniversite hayatını da derinden etkiledi. Makyajını çıkarmayı bilmediği için derslere makyajlı gitmesi ve kantinde herkesin ona dönüp bakması, onun için zaman zaman sıkıcı hale geldi.
Sinema setleri ve diş hekimliği laboratuvarı arasında geçen yoğun günler nedeniyle büyük bir karar alarak sinemayı bıraktı. Son filmlerini tamamladıktan sonra tamamen hekimliğe odaklandı.
KERPE'DE YENİ BİR HAYAT
Emekliliğe ayrıldıktan sonra doğayla iç içe bir yaşam kuran Acar, Kerpe'de "KerpeDiem" adını verdiği bir butik otel açtı.
Aynı zamanda deniz kenarında bir kafe işletiyor ve kaz, hindi, tavuk gibi hayvanlarla doğal bir hayat sürdürüyor. Oğlu Yaman'ın müziğe olan ilgisinden bahseden Acar, onun sanatsal yönünün güçlü olduğunu söylüyor.