HEMŞİREYE "ANNE" DİYE SARILIRDIM
Tanyeli'nin filmlere konu olacak bir yaşam öyküsü var. İşte kameralar karşısında sürekli gülümseyen bu güzel kadının göz yaşartan çocukluk anıları.
İzmir'de dünyaya gelen Tanyeli'nin annesi ile babası teyze çocuklarıymış. Babası, annesini daha 13 yaşındayken kaçırmış. Tanyeli'nin annesi o yıllarda gece kulüplerinde şarkı söylüyormuş. Babası da onun arkasında gitar çalıyormuş.
Teyze çocukları birbirlerine yıldırım aşkıyla tutulmuş. Aileler bu duruma direnemeyince düğün yapılmasına karar verilmiş. Tanyeli'nin anne ve babası henüz çocuk denecek yaşta evlenmiş böylece.
Bundan sonra da annesini doğru dürüst görmemiş ünlü dansöz. Annesine uzun bir ayrılığın ardından 13 yaşına gelince sarılabilmiş yeniden.
Bakıcı kadın aylarca hem Tanyeli'ye hem kardeşlerine bakmış. Ama sonra kimse arayıp sormayınca ikisini de İzmir Çocuk Esirgeme Kurumu'na bırakmış.
Tanyeli burada uzun süre kalmış kardeşleriyle birlikte. O kadar zor günlermiş ki onlar Tanyeli hatırlamak bile istemiyor artık.
O günleri Hürriyet'e verdiği bir röportajda şöyle anlatıyordu ünlü dansöz: "Bir sabah öksürerek uyandım ve ağzımdan kan boşalınca apar topar devlet hastanesine yatırıldım."
Hemen hastaneye kaldırılmış Tanyeli. Tam 1 buçuk yıl orada kalmış. Hastanede geçirdiği döneme ilişkin olarak hatırladığı şey ise hemşireye ‘anne’ dediği.
Kendisinin bakımından sorumlu olan hemşireyi öyle benimsemiş ki Tanyeli.. Bir gün kaldığı koğuş değiştirilmiş, o koğuşta da başka bir hemşire görevliymiş. Bunu öğrendiğinde neler hissettiğini de şöyle anlatmıştı Tanyeli:
Ama hepsi "Ben bakamam" dediği için kendisine bir türlü kalıcı bir yuva sıcaklığı bulamamış. Kimi zaman dedesinin ikinci eşinin yanında kalmış Tanyeli. Ama o dönemi de acılarla doluz geçmiş. "üvey babaannem, bana çok acı çektirdi. Her gün beni döver, kızını sırtıma bindirir, beni yerlerde sürüklerdi. Bu durum babam askerden gelip, yeniden evleninceye kadar sürdü. Babam bir süre sonra beni ve iki kardeşimi yanına aldı" diyerek anlatıyordu o dönemi Tanyeli.
Babası askerden dönünce de Tanyeli ve kardeşleri için üvey anne ile geçirilen günler başlamış. Babası Tanyeli ve iki kardeşini yeni eşiyle birlikte yaşadığı eve almış. Ama o dönemi de mutlu geçmemiş Tanyeli'nin.
Küçük bir çocuk olarak gerçek annesinin kim olduğunu sorgulamaya başlamış Tanyeli. Babası ise eski eşini hep kötülemiş. Başlarda Tanyeli ve kardeşlerine iyi davranan üvey anne de sonradan çok değişmiş. Babası ile araları bozuldukça Tanyeli ve kardeşlerine de kötü davranmaya başlamış.
Bu arada aslında iyi eğitimli olan babası da Tanyeli ve kardeşlerine kötü davranmaya başlamış. O dönemi yine Hürriyet'e verdiği bir röportajda şöyle anlatıyordu Tanyeli:
"Diyelim ki sokaktan eve biraz geç gelelim. Hemen kapının eşiğine iki tane çivi çakar, başımız aşağı gelecek şekilde ayaklarımızdan iple sallandırır, tabanlarımız şişene kadar şnorkelle vururdu. Sonra da acı çekmemiz için tuzlu su hazırlar, ayaklarımızı bu suyun içine sokardı. Hiç unutmuyorum Rum yalısında oturuyoruz, bu yalının da kileri vardı. İçeride danaburnu dediğimiz böcekler gezerdi. Bizleri sabaha kadar orada bırakırdı. Yine bir gün attığı dayaktan dolayı burnum kırıldı. Bir süre sonra üvey annem de dövmeye başladı. Korkudan altıma kaçırırdım. Döverken ağzımızı kapatırdı. Dolayısıyla sesimizi kimse duymazdı. Bir gün canıma tak etti ve ağabeyimle birlikte polise gittim, memurlar babama inandı. Sonrasında daha büyük işkenceye maruz kaldık.
Sonunda Tanyeli'nin üvey annesi de kaçmakta bulmuş çareyi. Dünyaya getirdiği 1 buçuk yaşındaki Mehmet ali ile 40 gülük Semiramis'i bırakıp kaçmış. Onlara da bir süre Tanyeli bakmış. Bu dönemde de babasının işkenceleri sürmüş. Bir keresinde yaptığı yemeği beğemediği için tencereyi Tanyeli'nin başından aşağıya dökmüş.
Bu arada ağabeyi evden kaçmış Tanyeli'nin. Gidip annesini bulmuş ve olup biteni anlatmış. Annesi Tanyeli'yi almaya geldiğinde ise onunla gitmeyi reddetmiş Tanyeli. O dönemi şöyle anlatıyor Tanyeli: "bir gün annem, ağabeyimin anlattıkları karşısında İzmir’e geldi. Babamı arayarak beni görmek istediğini, izin vermezse polise yaptığı işkenceleri anlatacağını falan söylemiş. Yani tehdit etmiş. Bunun üzerine Efes Oteli’de kalan annemin yanına gittim. O da bizi kimseye bir şey söylemeden apar topar İstanbul’a kaçırdı. Baba tarafım çok mutahasıp olduğu için o dönemler benim başım kapalıydı. Dolayısıyla İstanbul’a geldiğim zaman gözlerime inanamamıştım. Çünkü annemin çok güzel bir evi vardı. Çünkü İstanbul’a kaçtıktan sonra şarkı söylemeye başlamış. Para kazanınca da kendine Boyacıköy’de bir ev satın almış. Bizi alışverişe götürüp, üstümüze kıyafetler aldı. Üç kardeş, annemizin yanındaydık. Ve gerçekten çok mutlu günlerdi."
Ama Tanyeli'nin bu huzurlu günleri de çok kısa sürmüş. Annesi gece hayatına başlamış ve sonra da alkolün pençesine düşmüş. Bu arada okuma hayallerinin nasıl suya düştüğünü de şöyle anlatıyor Tanyeli: " Ben okumak istiyordum. Annem bizlere çok iyi harçlık verirdi. Bir gün bu harçlıklardan kendime okul forması aldım. Arkadaşlarıma Etiler Lisesi’ne gittiğimi söyledim. Yalanım anlaşılmasın diye de her sabah kalkar, otobüs durağına kadar yürürdüm. Hep derslerden konuşurduk. Aslında okula falan gitmiyordum. Bu yalanı daha fazla taşıyamayacağımı anlayınca gerçekten Etiler Lisesi’ne gittim ve okul müdürü ile görüştüm. Ancak ailemin imzası olmadığı için beni almadılar fakat misafir öğrenci olmama izin verdiler. Ben bir yıl misafir öğrenci olarak derslere girdim ve İzmir’deki okuluma giderek dışarıdan sınavlara girip, okulu bitirdim."
Tanyeli ilk eşiyle de sokakta tanışmış ve evlenmeden önce hamile kalmış. İmam nikahıyla evlenmişler. Henüz 15 yaşındayken oğlu Taylan'ı dünyaya getirmiş Tanyeli. Ama yaşamının bu döneminde de mutluluğu bulamamış Tanyeli. Yine dayak yemiş, oğlu doğduğunda eşi yanında yokmuş. Doğum masraflarını bile Tarihi Bebek Manavı'nın sahipleri karşılamış. Sonra da İzmir'e annesinin yanına gitmiş Tanyeli. İşte o sırada da teyzesinin önerisiyle bir çay bahçesinde dans etmeye başlamış. Bu başlangıç onu bugünlere taşımış. Şimdi o artık yaşadığı acıları çoktan geride bırakıp yeni bir hayata başlamış mutlu, kendinden emin ve güçlü bir kadın.