KOĞUŞ-THE WARD
sabah.com.tr okurları için derlediğimiz tüm zamanların en iyi korku filmleri...
İlk film, John Carpenter yönetmenliğindeki gerilimi yüksek Koğuş (The Ward) filmi.
Filmin konusu şöyle:
Kristen (Amber Heard), kendini her tarafı kesikler içinde, yaralı bereli bir halde bulmuştur. Geçmişiyle ilgili hiçbir şey hatırlamamaktadır.Uyuşturucu bir maddeyle kendinden geçmiş olan Kristen, uzakta bir akıl hastanesine götürülmektedir.Kendisi gibi rahatsız dört kadınla aynı koğuşta kalan Kristen, bir süre sonra olayların pek de göründüğü gibi olmadığı fark eder. Koğuş arkadaşları yavaş yavaş ortadan kaybolmaya başlarken Kristen, bu cehennem azabından kurtulmanın bir yolunu bulmalıdır. Aksi takdirde o da kurbanlardan biri olacaktır. Kaçmak için çabaladıkça, tahmin edilemeyecek kadar korkunç ve tehlikeli hakikat ortaya çıkacaktır…
EVDEKİ DÜŞMAN - ORPHAN
Sinema tarihinin en korkunç "çocuk" karakterlerinden Esther'in muamma dolu ürkütücü hikayesinin beyazperde'ye aktarıldığı bu yapım, şok edici bir senaryoya sahip. Bebekleri ana karnındayken yaşamını yitiren Kate ve John büyük bir travma yaşamışlardır. Hayatları perişan olan çift bir çıkış yolu bulmak zorundadırlar. Bu elim olay, hem evliliklerini hem de Kate'in kırılgan ruh halini olumsuz yönde etkilemiştir çünkü Kate kabusların ve geçmişinden gelen şeytani ruhların pençesindedir. Yaşamlarını olağan hale sokmaya çalışan çift bir çocuk daha evlat edinmeye karar verir. Gerek John gerek Kate yöredeki bir yetimhanede Esther adındaki "küçük bir kıza" adeta çekildiklerini hissederler. Ama Esther'in büyük sırları vardır. Ailesinin güvenliğinden endişe eden Kate, John'a ve diğerlerine Esther'ın sevimli maskesinin ardındaki yüzünü göstermeye çalışır. Ama uyarılarına kulak asılmaz ve belki de herkes için çok geç olana dek bu durum devam eder.
ÖLÜM FIRTINASI-STORM WARNİNG
Denizde şiddetli fırtınaya yakalanan bir çift aklını kaçırmış bir adam ve psikolojik bozuklukları olan oğlunun yaşadığı gözlerden uzak bir kara parçasına sığınmak zorunda kalır. Zorla alıkonulan, dövülen ve cinsel şiddete mağruz kalan çift için kanlı bir ölüm kalım savaşı başlayacaktır.
DOĞRULUK MU CESARET Mİ-TRUTH OR DARE
Bir partiye katilacaklarını düşünüp ıssız bir yerdeki eve giden gençler, eğlenecekleri yerde kendilerini kardeşinin ölümünden sorumlu tutan bir adamın sapıkca oyunuyla karşılaşırlar. Bildigimiz `Cesaret mi ? Gercek mi ?` oyununun biraz kanlı versiyonu…
ANNE-MAMA
Victoria ve Lilly anne ve babası ormanın derinliklerinde öldürüldüğünde henüz çok küçük iki kız kardeştir. Vahşi doğada yapayalnız kalırlar ve 5 yıl boyunca nasıl hayatta kaldıklarını kimse çözemez. Kızların amcası Lucas kız arkadaşı Annabel ile kızları sahiplenirler ve mahkeme kararıyla evlerine alırlar. Fakat insanlıktan uzak büyümüş çocukların rehabilitasyon süreci de oldukça zor olacaktır.
Çocukların uyumsuz davranışları ve evden kaçmalarının ardında travma ve stresten başka bir etken olduğunu fark eden Annabel, geceleri kızlara seslenen bir fısıltı olduğunu fark eder. Evdeki tek misafirler küçük çocuklar değildir, dudaklarından dökülen "Mama" nereye gitseler arkalarında olan bir hayalettir...
Yönetmenliğini İspanyol sinemacı Andres Muschietti'nin üstlendiği korku türündeki yapımın senaryosunda ise yönetmenin yanı sıra Neil Cross ve Barbara Muschietti'nin imzası var.
Filmin ana ekibi ise Jessica Chastain, Nikolaj Coster-Waldau ve küçük oyuncular Megan Charpentier ie Isabelle Nélisse'den oluşuyor.
KORKU KAPANI-WRONG TURN
Film, Chris Fylnn'in, arabasıyla başka bir şehirdeki iş görüşmesine gitmek üzere yola çıkışı ile başlar. Kimyasal ürünler taşıyan bir kamyonun yaptığı kaza nedeni ile ana yolun kapandığını fark eden Chris, geç kalmadan ulaşması gereken yere varabilmek için Batı Virjinya Dağları'ndan geçen alternatif bir yol kullanmaya karar verir. Ancak bir an dikkatini kaybettiğinde yol ortasında, park halindeki başka bir araca çarpar. Bu sırada ormanda kamp yapmaya gelmiş 5 kişilik bir arkadaş grubuna rastlar. Grup Francine ve Evan çiftini olay yerinde bırakıp Chris, Jessie, Varly ve nişanlısı Scott ile birlikte yardım arayışına girerler. Tuhaf bir kulübe bulurlar. Orada canavar kılıklı üç dağ adamı yaşamaktadır. Kaçış ve kovalama başlamıştır.
13. CUMA-FRIDAY THE 13TH
13. Cuma, minimal senaryosu ancak dönemine göre bir hayli ilerici efektleriyle günümüzün bir çok sinema otoritesine göre "kült statüsünde" bir yapım olarak, benzeri yüzlerce teen-slasher prodüksiyonlarıyla arasındaki makası bir hayli açmıştır... Filmde ana mekan, Camp Crystal Lake'tir... Burası, on yıllar önce esrarengiz cinayetlerin yaşandığı, terkedilmiş bir gençlik kampıdır. Gözünü budaktan sakınmayan cesur bir girişimci kampı tekrar hizmete açmaya karar vererek yakışıklı delikanlılar ve güzel genç kızlardan oluşan bir kadroyu işe alır. Bir yağmur fırtınası kampı dünyanın geri kalanından soyutladığında korkunç ölümler başlar. Gençler sırayla, korkunç derecede yaratıcı şekilde cinayete kurban gitmektedir.
UYARISIZ ŞİDDET:ATM- ATM
Bir parti çıkışı David, hoşlandığı Emily'yi eve bırakmayı teklif eder. Corey ile birlikte üçü yolda giderlerken para çekmek için bir ATM'ye uğrarlar ve tam yola devam edecekleri sırada esrarengiz bir adamın dışarıdan onları izlediklerini fark ederler. Yüzü görünmeyen adamın görünüşünden tedirgin olan 3 arkadaş dışarı çıkmakta tereddüt ederler ve o dakikadan sonra içinde bulundukları ATM kulübesine kilitli kalarak ardı ardına işlenen cinayetlere tanık olurlar. Kaçma çareleri aradıkça daha çok tuzağa düşeceklerdir; sıra onlara da gelecektir...
David Brooks'un ilk yönetmenlik çalışması olan filmin senaristliğini ise Toprak Altında filminin senaryosuyla çeşitli ödüller kazanan Chris Sparling üstleniyor. Başrolleri ise daha ziyade romantik komediler tanıdığımız Alice Eve ve genç yıldızlar Josh Peck ile Brian Geraghty paylaşıyor...
GAREZ-THE GRUDGE
Karen Davis, Amerika'dan Tokyo'ya gelen bir öğrencidir. Katıldığı eğitim gereği, sosyal hizmetlerde görev yapması gerekir. O da hastalara bakmayı tercih eder. Yatağa mahkum bir kadına bakmakla görevlendirilir. Ancak kaldığı evde tuhaf şeyler olmaktadır. Özellikle üst kattan yabancı sesler gelir. İntikam peşinde olan ve kurbanlarına sıklıkla egemen olan doğa üstü bir ruhla karşı karşıyadır. Bir seri dehşet verici ve gizemli ölümler vuku bulmaya başlar. Sebep olan ruh, lanetini bu kurbanlara geçirmiştir. Karen ise sıradaki kurban konumuna düşmeden bir an önce bu büyüyü bozacak çareyi bulmak zorundadır.
KAYIT-REC
Genç bir TV muhabiri olan Angela ile haber kameramanı Pablo, itfaiyecileri konu edinen bir program hazırlamaktadırlar. Oldukça sıkıcı geçen program bir telefonun gelmesiyle hareketlilik kazanır. Yaşlı bir kadının geçirdiği ev kazası ile ilgili gelen bu ihbar üzerine Angela ve Pablo itfaiyecilerin peşine takılır. Kadının evine varan ekip, evin içinden korkunç çığlıklar duyarlar. Bundan sonrası hafızalardan çıkmayacak bir kabustur.
28 GÜN SONRA-28 DAYS LATER
Ölümcül bir virüs, İngiltere'yi tehdit altına almıştır. Bir araştırma laboratuarındaki hastalıklı şempanzelerden yayılan bu virüse yakalanan insanlar zor durumdadırlar. Bu işle mücadele eden kişiler sadece virüsü yok etmek değil, hastalığa yakalananlarla da büyük sorun yaşamaktadırlar. Çare olarak askerler tarafından yönetilen sığınağa taşındıklarında çok başka sorunlar ortaya çıkmaya başlar. İngiltere yapımı filmin yönetmeni Danny Boyle, oldukça başarılı bir iş çıkartmış. Kumsal adlı filmini de uyarladığı romanın yazarı olarak bildiğimiz Alex Garland, filmin senaryo yazarı.