Süper Lig'in 30. haftasında Galatasaray, Gençlerbirliği'ni deplasmanda 2-1'lik skorla geçti. Sarı-kırmızılılar, derbi öncesi Fenerbahçe ile puan farkını 4'e çıkardı. Galatasaray'ın galibiyetini SABAH Spor Müdürü Murat Özbostan, Bülent Timurlenk, Levent Tüzemen ve Ömer Üründül mercek altına aldı.
BÜLENT TİMURLENK: MEGAFONLA BİR DEVRE…
Taraftara açık idman, Okan Buruk'un kendinden emin açıklamaları, megafonla verilen uyarı ya da destek... Bir de üstüne Fenerbahçe'nin son dakikada berabere kalması… Kemerburgaz'da moral gününün ardından F5 tuşuna basıp kendini yenilemesi gereken bir takım gitti Ankara'ya. Öyle de başladılar, İcardi'nin erken golü sonrasında işler yolundaydı.
Gençlerbirliği geçiş kovalarken geride garanti paslarla çıkan, risk almayan ancak bir o kadar da tempoyu düşüren Okan Buruk'un takımı, Sane vitesi yükselttiğinde organize atakla ikinci golü buldu. Yüzde 60 topa sahip olup 267 pasla rakip ceza sahasında sadece 8 kez topla buluşmak iyi istatistik değildir ama tabelada devre arasına giderken 0-2 yazıyordu…
Böyle maçlarda ikinciyi yarıya 0-0'mış gibi çıkarsın, çıkmak zorundasın... G.Saray ise bir kez daha 0-4'müş, maç bitmiş kafasıyla girdi ikinci devreye. 7 maçtır gol atamayan bir rakip gol bulursa nasıl moralleneceğini Okan Buruk bilmiyor olamaz ama o da izledi. Sarı kartlı Sallai'yi derbi için kenara almak dışında düşen orta sahasını görmezden geldi. Torreira tekliyor, Sara pas hataları yapıyordu. Niang'ın golünden 10 dakika sonra yaptı değişiklikleri Okan Buruk. G.Saray'ın 2-0'dan sonra derbiyi düşünüp stratejik olarak tempoyu düşürmesi başka, oyunu rakibe verip eli belinde lakayıt oyun başka ve bunu Göztepe ve Kocaeli maçlarında da yaptılar…
LEVENT TÜZEMEN: PSİKOLOJİK ÜSTÜNLÜK
Galatasaray, Başkent'te kazanırken Kocaeli maçında kaybettiği puan farkı avantajı ile psikolojik üstünlüğü yeniden eline geçirdi. Okan Buruk'un santrforlu sisteme geçip İcardi'yi forvet başlatması, kanatları Sane ile Barış'a emanet etmesi, özellikle ilk yarıda G.Saray'ın çok etkili ve bol pozisyonlu bir oyun oynamasını sağladı.
Oyunun ikinci dakikasında İcardi'nin attığı gol, golcü kimliğine yakışırken Sane-Yunus pas ortaklığı, golün hazırlayıcısı oldu. Sane ne zaman dikine oynayıp araya paslar bıraksa bu anlayış G.Saray'a pozisyonlar kazandırdı. Özellikle Yunus'un attığı gol, Sane'nin akıllı ara pasına koşan Sara'nın etkili ortasıyla geldi. Sane ve Sara saman alevi gibi hücumlar gerçekleştirdi ancak Torreira-Yunus ikilisi çok etkiliydi. Yunus'un rakibe önde yaptığı baskılar ve sürekli hareketli oluşu, G.Saray'a hücum zenginliği sağladı. Yunus, güzel oyununu bir gol ve bir asistle süsledi.
Futbolda laubaliliğe yer yok. G.Saray'ın dikkatinin dağıldığı dakikalarda haftalardır gol bile atamayan G.Birliği, Niang ile ağları buldu. Bu golde kaleci Uğurcan'ın doğru yer almamasının büyük hatası vardı. Jakobs da hava topunu doğru yere uzaklaştıramayarak gole zemin hazırladı. Ancak G.Saray'ın Sane ile bulduğu golün benim anlayışıma göre iptal edilmesi VAR'la birlikte maçın hakeminin ortaklaşa uydurduğu bir ofsayttı. Çünkü orta Yunus'un bölgesine değil arkasına yapıldı. Sane de ofsaytta değildi.
MURAT ÖZBOSTAN: SON ADIM EN ZOR OLANIDIR!
Süper Lig'de son düzlüğe girilirken ibre artık belirgin biçimde Galatasaray'a döndü. Bir gün önce Fenerbahçe'nin yaşadığı puan kaybı, Ankara deplasmanında sarı-kırmızılılar için yalnızca bir maç değil, aynı zamanda büyük bir fırsat olarak yansıdı. Ve bu fırsat, zorlanarak da olsa değerlendirildi.
Galibiyetin hikâyesi iki farklı devreyi barındırıyor. İlk yarıda erken gelen İcardi golüyle özgüven kazanan, oyunu kontrol eden ve ne yaptığını bilen bir Galatasaray vardı. Ancak ikinci yarı… İşte tam da şampiyonluk yarışlarının doğasına uygun bir kırılma anı. Skor avantajına rağmen geri çekilen, zaman zaman panikleyen ve oyunu tutmakta zorlanan bir Galatasaray izledik. Özellikle son 20 dakikada tribünlerdeki gerginlik sahaya da yansıdı. Bu tamamen psikolojik bir süreçti. Galatasaray artık sadece rakipleriyle değil, kendi zihniyle de oynuyor.
Puan farkı açıldı, averaj avantajı cepte ve en önemlisi kontrol artık onların elinde. Ama tam da bu noktada bir uyarı şart. Futbol tarihi, 'Artık bitti' denilen şampiyonluk yarışlarında yaşanan dramatik kırılmalarla dolu. Eğer bu tablo tersine dönerse, bu yalnızca bir puan kaybı değil, kulüp hafızasında uzun süre yer edecek bir kırılma olur.
Önümüzdeki hafta sezonun kader anlarından biri olacak. Kazanan sadece 3 puan almayacak; zihinsel olarak da ipi göğüsleyecek. Son söz: Galatasaray kupaya her zamankinden daha yakın. Ama o kupaya uzanan son adım, en zor olanıdır.
ÖMER ÜRÜNDÜL: KALİTE FARKIYLA!
Fenerbahçe'nin puan kaybından sonra çok rahatlayan Galatasaray, 2. dakikada İcardi'nin golüyle de tam bir moral buldu. Devre boyunca oyunu kontrolde tuttu. Bölüm bölüm ataklar geliştirdi. Takım savunmasını riske atmadı. Bu yarıda hiç kale önü tehlikesi yaşamadı Galatasaray. Devrenin son 10 dakikasında da farkı 2'ye çıkardı.
İkinci devrede karşılaşma adeta idman havasında başladı. Çünkü Gençlerbirliği koşuyor, mücadele ediyor ama ofansif düşüncelerinde en ufak bir etkinlik sağlayamıyorlardı. Galatasaray'ın attığı 3. gol, VAR incelemesinden sonra ofsayta takıldı. Bundan hemen sonra da Gençlerbirliği kaleyi bulan ilk şutunda farkı indirdi. Bu gol, Başkent ekibini ateşlerken Galatasaray'da da ani bir sıkıntıya neden oldu.
Bu arada teknik direktör Okan Buruk, tam zamanında iki hamle yaptı. Tabii Mauro İcardi'yi de çıkarınca daha dirençli bir takım oluştu ve Gençlerbirliği'nin hırsına pozisyon vermeyerek karşılık verdiler. Sonuçta da istedikleri neticeyi aldılar. Takımın genel görüntüsüne baktığımızda, fizik açıdan son derece güçsüz olan İcardi, erken bir gole imza attı. Vuruş kaliteliydi ama onu takip eden Gençlerbirliğili oyuncu adeta refakatçiydi.