Süper Lig'de geçtiğimiz hafta sonu oynanan Fenerbahçe - Beşiktaş maçıyla ilgili tartışmalar devam ediyor... SABAH'ın usta kalemi Hıncal Uluç, bugünkü yazısında Fenerbahçe - Beşiktaş derbisinde yaşanan hakem hatalarını ve Zorlu Center'daki Nihat Özdemir - Ali Koç - Zekeriya Alp buluşmasını kaleme aldı... İşte Hıncal Uluç'un yazısı...
Dün sabah gazetemi elime aldım. Birinci sayfadan "Fırtına" demişiz.. Spor'a yetmemiş o benzetme.. Onlar "Tsunami" diye manşetlemişler.
Evet!. Tsunami!. Türk Futbolunda bir Tsunami vardı, pazar akşamı Saracoğlu Stadı'nda ama ne yazık ki, sayfalarımızda söz edilen şey, o "Gerçek tsunami" değildi.
Erman, öğrenip yazmasa, dünyanın haberi olmayacak.. Ortada iki Fenerli'nin dost buluşması değil, bir "Gizli Toplantı" var. Zira buluşmaya Merkez Hakem Komitesi Başkanı Zekeriya Alp de katılmış..
Yıllarca Fenerbahçe kaptanlığı yapmış, şimdi yorumcu Rıdvan Dilmen "Bu buluşma bir skandaldır" demişti. Ve dediği ile de kaldı. Gazeteler önce olayı manşetten girdikleri halde, sonra "Nedense" sus pus oldular..
Ali Koç "Evet!. O toplantıda hakemleri konuştuk" dediği halde, sus pus oldular.. Düşünebiliyor musunuz?. Federasyon, MHK ve Fener Başkanları gizlice buluşuyor ve hakemleri konuşuyorlar.
..Ve o konuşmanın sonucunun ne olduğunu pazar akşamı Saracoğlu'nda anladık.. Maçın hakemi, Serdar Aziz'in, Vida'yı güreş oyunu bel kündesi ile yıkarken, arka arkaya iki penaltılık hareketini, devam eden, uzun süren, gözden kaçması imkansız penaltısını (Önce arkadan sarılıp dengesini bozma, sonra aşağıdan tırpanlayıp yere indirme) vermedi.
O VAR hakemi ki, durum 0-0'ken kimsenin görmesine imkân olmayan bir pozisyonda orta hakemi VAR'a davet etmişti. Top Beşiktaşlı oyuncunun elinin üstündeki tüylere dokunup, zerre yön değiştirmeden, geldiği yönde gidiyordu, yani oyuna etkisi bile olmayan bir mikroskopik temas ya vardı, ya yoktu.
Bel kündesi ve tırpanı görmeyen VAR'cı işte bunu görmüş ve orta hakemi çağırmıştı. Orta hakem de "Günah benden gitti, nasılsa" deyip o penaltıyı keyifle vermişti..
O Orta Hakem, "hakem olsa" Fenerli Serdar, birisi doğrudan kırmızı olabilecek 3 sarı karttan oyundan atılır, Fener 10 kişi kalırdı.
Kağıt üzerinde öyleydi ama, herkesin bildiği gerçekler de vardı. Cüneyt Çakır, hele yurt içi maçların en eyyamcısıydı. Fener Stadı'nda, hele Üç Başkan (Özdemir, Alp ve Koç) Toplantısı'nın ardından eyyamı kime yapacağı belliydi.
Ben maçtan önce açıkladım, bizim ev maç kalabalığına.. Mete Kalkavan'ın ise Fener sempatisini de, Fener Yönetimi'nin en sevdiği hakem olduğunu da bilmeyen yoktu.
Böyle bir skandal, Patagonya'da bile yeri yerinden oynatırdı. Bizde bir şey olmadı. Şimdi Nihat Özdemir ne yapar?. Biliyorum..
Hiçbir şey yapmaz.
Orada koltuğunda oturacak ve Ali Koç'la işbirliğine ve gizli, aleni toplantılarına devam edecektir. Çünkü Fener'in işi Beşiktaş'ı yenmekle bitmiyor.. Daha yol uzun ve o yol Ersun'suz gidilir ama, Özdemir'siz gidilmez..
Beni şaşırtan ve üzen, MHK Başkanı, çok inandığım, en güvendiğim Zekeriya Alp'in o gizli toplantıya katılması oldu. O zaman "Tuzağa düşürüldü. Başkan tarafından ofisine çağrıldı sanıyordu. Orda Ali Koç'u buldu" diye düşünmüştüm. Alp, o toplantıdan sonra hiç konuşmadı. En yakınlarına bile tek kelime etmedi..
Ne yaptı?. Bu yıl gördüklerini çalan, öyle yaptıkları için de hep alkış alan genç ve damgasız hakemler dururken, Cüneyt Çakır ve Mete Kalkavan'ı, yani, eyyamcı ile Fenerlilerin çok sevdiğini, Fener Stadı derbisine atadı.. Onlar da bekleneni aynen yaptılar..