Son dakika Trabzonspor haberleri: Süper Lig'de geçen sezonun şampiyonu Trabzonspor, Şampiyonlar Ligi play-off rövanş maçında Kopenhag'ı ağırladı. İlk maçta şanssız bir yenilgi alan ve sahadan 2-1'lik skorla ayrılan bordo-mavililer, rövanşta da istediğini alamadı ve rakibiyle 0-0 berabere kalarak Şampiyonlar Ligi'ne veda etti. Yoluna UEFA Avrupa Ligi'nden devam edecek olan bordo-mavililerle ilgili maçın ardından flaş ifadeler kullanıldı. İşte o değerlendirmeler...
LEVENT TÜZEMEN: AVCI VE EKİBİ HİPNOZ OLDU
Kopenhaglı oyuncular "Uyu yavrum uyu. Ninnilerle uyutayım seni, ninnilerle avutayım seni" şarkısı gibi Trabzonspor'u resmen uyuttu. Abdullah Avcı ve ekibi de kulübede adeta "Hipnoz" olmuş gibi Kopenhag savunmasının direncini kıracak hamleleri yapamadı. Örneğin Cornelius iki Kopenhag maçında da çok etkisiz kaldı. Cornelius belki de ülkesinin takımına karşı yaşadığı duygusallık yüzünden kafaca konsantre olamadı.
Avcı; Cornelius'u çıkarıp, Djaniny'yi santrfora çekip Trezeguet'yi çok erken oyuna almalıydı. Cornelius ikinci yarı sahada olmamalıydı. Zaten Trezeguet'nin yerine kanatta Djaniny'nin başlaması sürpriz oldu. Yine de Djaniny'nin 5. dakikada karşı karşıya kaçırdığı gol Trabzonspor adına "Kırılma noktası"ydı.
Bu tür maçlarda rakibin oyun anlayışını bozmak için böyle net pozisyonları gol yapacaksın. Kopenhag takımı Trabzon'a oranla daha ciddi ve dirençli oynadı. Özellikle top Trabzon savunmasına geçtiğinde hemen 3 Kopenhaglı oyuncu baskı yaptı. Trabzonlu futbolcular tempoyu yukarı çekemeyince geçiş oyununda hızlı pas trafiği yaratmada ve oyun Kopenhag'ın istediği gibi gelişti. Trabzonlu oyuncular yedikleri baskıdan dolayı çok fazla geriye yana pas oynayarak akan zamana dikkat etmedi.
"HAKEM GÖZ YUMDU"
Trabzon'un pozisyon üretme konusunda kısır kaldığını gördüğü halde Avcı'nın ilk değişikliği 65'te yapması çok gecikmiş hamleydi. Danimarka'nın komşusu Hollanda'dan gelen Danny Makkelie de Kopenhaglı oyuncuların zamanı çalma konusunda geç taç atışlarına, abartılı faul davranışlarına resmen göz yumdu.
Trabzonspor ayağına gelen fırsatı kaçırdı. Bu Kopenhag eğer transfer yapmaz ise gruplarda sonuncu olur.
İSKENDER GÜNEN: BÜYÜK HAYAL KIRIKLIĞI YARATTILAR
Şampiyonlar Ligi her zaman söylediğim gibi farklı bir kulvar. Bu yüzden mutlak mücadele gücünüzü ve konsantrasyonunuzu maçın sonuna kadar yüksek tutmak zorundasınız. Kopenhag maçında ilk maçta alınan 2-1'lik sonuç ve kendi sahanızdaki coşkulu taraftarınız önünde sonucu lehine çevirebilme fırsatı vardı.
Trabzonspor maça coşkulu, arzulu ve rakibi baskı altında tutarak başladı. 5. dakikada Djaniny çok rahat pozisyonda golü atsa maçın seyri çok daha farklı olacaktı. Abdullah Avcı orta alanda Siopis ve yeni transfer Bardhi ile Dorukhan'a görev verdi. Ama bir başka gerçek var ki orta alanda Hamsik'in olmayışı ne yazık ki sorun olmaya devam ediyor.
Kopenhag, ilk maçta da söylediğim gibi yabana atılacak bir takım değil. Özellikle Djaniny ve Abdülkadir Ömür'ün top rakipteyken orta alana gelip yardımcı olmadıkları zamanlarda Trabzonspor'un sol kenarından geliştirdikleri atak girişimlerinde gole yaklaştılar. Kopenhag gibi merkezi kapatan takımlara karşı topun hızı ve uzaktan atılan şutlar büyük önem taşıyor. İkinci yarı yapılan oyuncu değişikliklerinden sonra bir 30 dakikalık bölüm var ki rakibi baskı altında tuttular fakat hep merkezden zorladıkları için pozisyon üretmede yetersiz kaldılar. Cornelius'un girdiği gol pozisyonundan başka atak girişimlerinin tamamı etkisiz kaldı.
Bu maçta Bakasetas gibi uzaktan şut atabilen oyuncunun son 15 dakikada görev alması da Trabzonspor adına şanssızlıktı. Herkesin Şampiyonlar Ligi'nin hayallerini kurduğu bir maçta büyük bir hayal kırıklığı yaşandığı düşüncesindeyim.
ALİ GÜLTİKEN: KOPENHAG MECBUR BIRAKTI
Bu seviyelerde kalite farklı bir noktaya çıkıyor. Alanlar daralıyor, bulabileceğiniz mesafeler kısalıyor, topla buluştuğunuzda kullanabileceğiniz zaman da çok fazla olmuyor. Çabuk düşünüp çabuk oynamak zorundasınız. Bireysel hataya da yer yok. Çünkü rakipler bunları affetmiyor. 1 golün bile ne kadar önemli bir avantaj yarattığına dün akşam bir kez daha şahit olduk.
Trabzonspor maçın genel hâkimi olarak bu golü çok aradı. Umudunun peşinden maçın son düdüğüne kadar koşmaya devam etti. Ama ağları sarsamadığınızda hiçbir şeyin anlamı kalmıyor. Özellikle bu seviyelerde yakalanan pozisyonları değerlendirmek lazım. Djaniny'nin ayağından yakalanan çok net pozisyon var. Sonrasında Bardhi ve Cornelius ile yakalanan pozisyonlar hayati derecede önemliydi. Şampiyonlar Ligi'nde bunları yapamazsanız dün akşamki sonuca razı olmak durumunda kalırsınız.
Abdullah hoca önde Trabzonspor'un etkinliğini artırmak için birçok hamle yaptı. Abdülkadir, Djaniny ve Cornelius'la başladı. Sonra Trezeguet hamlesi geldi. Ardından Kouassi'yi gördük. En sonunda da Bakasetas ile bu bölgede alternatifler oluşturmaya çalıştı. Hem oyunu zorladı hem de sistemi değiştirmeye çalıştı ama bir türlü istediği adım gerçekleşmedi. Kopenhag hem kendi haddini hem de Trabzonspor'un gücünü bilerek maçın genelinde savunmada kaldı.
"BU TARZ MAÇLAR TARAFTARLARI ÜZER"
Mücadelenin son 15 dakikasında neredeyse tüm oyuncularıyla etkili bir savunma bloğu oluşturdu. Trabzonspor'u yüksek toplara mecbur etti. Bu tür karşılaşmalar teknik adamı, yönetimi ve taraftarı üzer. Çünkü yapabileceğinizi hissederseniz dokunabileceğiniz kadar yakındadır ama ulaşamazsınız.
BÜLENT TİMURLENK: AVCI'YA SORU, NEDEN 35 ORTA?
İlk serzeniş ya da soru şu oldu elbette maç bittiğinde: "Şampiyon Trabzonspor, bu Kopenhag'a evinde bir gol bile atamayıp nasıl elenir?" Cevabı keşke zor olsa ama basit. Dün sahaya çıkan 11 ve girenleriyle Trabzonspor, "Şampiyon Trabzonspor" değildi. Nwakaeme, Bakasetas, Visca ve Hamsik, yüzde 20'yi Cornelius'a yazsak takımın hücum gücünün yüzde 80'iydi. Gideni, sakatlananları, kulübede hazır olmadığı için oturanıyla Avcı'nın takımı iki gömlek geriye gitmişti.
Kulak zarını zorlayan ıslıklar altında Djaniny ile maçın başında golü atsak bir başka oyun izlerdik. Avcı, Trezeguet ve Hugo'yu yedek bırakmış ve hücumda üçlüye dönen savunmasının derinine Dorukhan'ı çekmişti. Kanatlarda Larsen ve Eren'den çizgiye yakın genişlik yaratmalarını istiyordu. Abdülkadir'i de Bardhi'ye yakın oynatıp göbeği çalımı olan adamlarla geçme peşindeydi. Siopis 8 numarada olmadı, kimse oyun liderliğine soyunmadı. Yine de ilk yarı biterken ev sahibinin 9 hücum girişimi umut vericiydi, sonuçta yemeden bir golün penaltılara kadar gidecek bir hikâyesi vardı ve önlerinde bir 45 dakika daha…
Kopenhag savunmadaki başarısını, kademelerini doğru yaparken geçiş oyununda beklenenin çok altında zorladılar Trabzonspor'u. Bartra tecrübesiyle sahadaki Şampiyonlar Ligi adamıydı. Ne sonradan giren Trezeguet ne de Kouassi… Avcı'nın Beşiktaş'ta yaşadığı bozgunun sebebi; Diaby, N'Koudou, Lens ve Boyd'un hocanın eski takımındaki bir Edin Visca etmemesiydi. Dün isimler farklı ama performans aynı. Forvet hattının iki ucunda kimi gördüyseniz "Neredesin Nwakaeme, neredesin Visca" dedirtti. Avcı'ya tek sorum var: Neden 35 orta?