Koca bir İmparatorluğa ev sahipliği yapan Topkapı Sarayı bugün Türk Tarihi’nde önemli bir yere sahip. İçerisinde Osmanlı eserlerinin yanı sıra birçok İslami eserler de bulunmaktadır. Esrarengiz silahların yer aldığı Topkapı Sarayı’nının tarihini ve sırlarını biliyor muydunuz?
Topkapı Sarayı'nın Tarihi
Topkapı Sarayı, Osmanlı sultanlarının ikametgâhı, devletin yönetim ve eğitim merkezidir.
İstanbul fatihi II. Mehmed tarafından 1460-1478 tarihleri arasında yaptırılmış olan ve zaman içerisinde bazı ilavelerin yapıldığı Saray’da, Osmanlı padişahları ve Saray halkı 19. yüzyıl ortalarına kadar ikamet etmiştir.
Topkapı Sarayı, Osmanlı monarşisi 1922’de kaldırıldıktan sonra, 3 Nisan 1924’te Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle müzeye dönüştürülmüştür.
Fatih Sultan Mehmed Han, fetihten sonra Beyazıt’ta bugünkü İstanbul Üniversitesi’nin bulunduğu yerde, daha sonra “Eski Saray” olarak anılacak olan bir saray yaptırmıştır...
Fatih, bu ilk saraydan sonra, önce Çinili Köşk’ü, ardından da yapımı tamamlandığında yerleşecek olduğu Topkapı Sarayını inşa ettirmiştir.
Fatih, bu saraya Osmanlıcada “Yeni Saray” anlamına gelen “Saray-ı Cedid” ismini vermiştir.Yeni Saray’a Topkapı Sarayı denmesi ise şöyle gerçekleşmiştir: Sultan I. Mahmud tarafından Bizans surlarının yakınına yaptırılan ve önündeki selam topları nedeniyle “Topkapusu Sahil Sarayýı denilen büyük ahşap sahil sarayı bir yangında tamamen kül olunca, bu sarayın ismi yeni saraya verilmiştir.
Ayrıca, Topkapı'nın ilk inşa edildiği dönemde, Fatih'in babası Sultan II. Murad'ın Tunca Nehri kenarında yaptırmış olduğu ve günümüze sadece kalıntıları ulaşan Edirne Sarayı'nın planından olduğu kadar ihtişamından da esinlenildiði bilinmektedir.
Topkapı Sarayı’nın planı; çeşitli avlular ve bahçeler arasında devlet işlerine ayrılmış daireler, hükümdarýn ikametgâhı olan bina ve köşkler ile Saray’da yaşayan görevlilere mahsus binalardan oluşur.
TOPKAPI'DAKİ EŞYALARIN SIRRI
Kültür Bakanlığı adına patenti alınan mıknatıs sistemiyle sergilenen kılıçlar sanki havada duruyormuş gibi gözüküyor.
YILLARDIR KAPALIYDI
Çalışmalar, ilk olarak Kutsal Emanetler Dairesi’nin yıllardır kapalı tutulan Destimal Odası, Hafız Odası ve Sürre Alayları Seksiyonu salonlarının açılmasıyla başladı.
Kubbelerdeki kalem işleri ve süslemelerin tamamı uzmanlar tarafından yenilendi. Projeyi yürüten Yüksek Mimar Hasan Fırat Diker "Mekanla veya sergilenen eserle yarışmayacak, sade tasarımlar yapmayı tercih ettik" dedi.
DEV VİTRİN
Vitrin tasarımlarında semavi dinlerin doğduğu topraklardaki çölü ve kumu çağrıştırabilmek amacıyla cam ve mermer kullanıldı.
Camlara milli renk türkuaz uygulandı. Bir dönem saat seksiyonu olarak kullanıldıktan sonra ziyarete kapatılan Kutsal Emanetler’in son salonunda dönüşümlü olarak Sürre Alayları objeleri sergilenecek. Bu salonda kurulan 11.5x4,5x3.5 metre ölçülü vitrin dünyanın en büyük birkaç müze vitrini arasında yer alıyor.
Burada Hz. Muhammed’in (SAV)ayak izinden Hz. Musa’nın asasına, Hz. Davut’un kılıcından, Hz. İbrahim’in tenceresine kadar farklı objeleri görebilirsiniz.
Barışı simgeliyor
KUTSAL Emanetler Dairesi’nde Peygamber Efendimiz'e (SAV) ait olanların dışındaki sergilenen tüm kılıçlar, vitrinlerde havada duruyormuş gibi görünüyor.
Kılıçlar, askeri jargona göre barışı simgeleyecek şekliyle uçları aşağı bakar halde yerleştirildi. Yöntemin eserlere zararı bulunmadığı,İstanbulTeknik Üniversitesi Kimya ve Metalurji Bölümü’nün raporuyla belirlendi.
KILIÇLAR
Ziyarete kapalı Has Oda’ya girişi bulunan Arzhane’de eskiden olduğu gibi Hazreti Muhammed'e(SAV)ait objeler sergileniyor. Salonun giriş kapısının sağına ve soluna konan üçerli sahabe kılıçları, birer nöbetçi gibi vitrinde dikey duruyor, Peygamberimizin yatık vaziyete duran kılıç ve ok yaylarının sergilendiği vitrinin iki yanına dört halifeye ait kılıçlar var.