Spor tutkunu bir anne ve babanın çocuğu olarak dünyaya gelen, sporu günlük yaşamının ayrılmaz bir parçası olarak gören 45 yaşındaki Orkun Olgar, aynı zamanda ünlü outdoor markalarını Türkiye'ye getiren bir şirketin CEO'su. İki yaşında yüzmeye, üç yaşında kayak yapmaya başlamış. Çocukluk dönemini "Ben 10 yaşımda, kardeşim Özhun yedi yaşındayken, babam ve annemle birlikte arabanın üstünde sörf tahtasıyla İstanbul'da sörf yapılacak mekan arardık" diyerek anlatıyor.
Gençlik yıllarında tenis oynayan, Türkiye Tenis Milli Takımı'nda yer alan Olgar, bu spordaki başarıları sayesinde aldığı bursla da Florida'ya gitmiş. Burada profesyonel tenisçi olmak istemediğine karar verince de yine tam burs aldığı Denver Üniversitesi'ni bitirip Türkiye'ye dönmüş. Uzun yıllar aile şirketinde çalışan Olgar, şimdilerde ise şirket işlerini hafifletip kendisine iki misyon belirlemiş. Bunu "İnsanları oturmayı bırakıp sokağa çıkmaya motive etmek ve spor yaparken doğru ekipman kullanımını sağlamak" olarak sıralıyor.
Olgar'a göre Türkiye inanılmaz bir oyun parkı. Kimler için mi? Doğayı seven ve doğa sporlarını yapmak isteyen herkes için: "Doğaya, spora ilgisi olan insanın 'Ben şunu yapmak istiyorum' deyip de Türkiye sınırları içinde yapamayacağı hiçbir spor yok. Hatta bunu en üst düzeyde ve en olağanüstü ortamlarda yapabilir.
ŞAHİNKAYA KANYONU BÜYÜLEYİCİ
Olgar'ı yakalamışken kendisinden Türkiye'de doğa sporlarına uygun, az keşfedilmiş rotaları anlatmasını istiyoruz. İşte önerilerinden bazıları...
Kaçkarlar: Kaçkarlar'ın farklı zirveleri var. Biz beş farklı zirveye helikopterden iniş yapıp orada kayak yaptık. Muhteşem bir deneyimdi.
Tahtalı Dağı: Antalya dünyanın en güzel şehirlerinden biri. Tarih boyunca medeniyetler burayı kendilerine merkez seçmişler. Tesadüf değil. Kemer'de dünyanın en güzel denizlerinden birinin önünde duruyorsunuz, arkanızda Tahtalı Dağı var. Yüksekliği 2366 metre. İnanılmaz bir yükseklik. Zirvesi komple kar. Dünya çapında bir kayak merkezi olmaması için hiçbir neden yok. Dünyanın tek ip üzerinde ilerleyen en uzun teleferik hattı zaten orada. Kemer'de kumsalda kayak ayakkabılarımızı giydik, dağa çıkıp off pist kaydık. Sonra Phaselis antik kentinde, o tarihi yerden denize girdik."
Şahinkaya Kanyonu: "Biliyorsunuz Kızılırmak'ın boyu yaklaşık 1500 kilometre. Ben 150 kilometresini jet ski ile gittim. Etrafı sırf orman ve yeşillik. Kızılırmak üzerindeki en dar ve en uzun geçit Şahinkaya Kanyonu. Kanyona girdiğinizde inanılmaz bir görüntüyle karşılaşıyorsunuz. Turkuvaz rengi masmavi bir su. Yüksekliği 400 metreyi bulan kayalar arasından ilerliyorsunuz. Yüzüklerin Efendisi setinden farkı yok. Yedi yıldızlı otel deseler, orada bulunma anına tercih etmem. Kanyonu geçtikten sonra nehir kenarında çadır kurup kamp da yaptık."
Nemrut Krater Gölü: Bitlis sınırları içinde ve Türkiye'nin en büyük krater gölü. Görüntüleri muazzam. Bir sonraki planım orada kano yapmak. Krater gölüne 15 kilometre kala 4x4 araçları bırakıp tekerlekleri paletli snow truck denilen araçlara bineceğiz. Kayakları, çadırı ve kanoyu da ona yükleyip 15 km öyle gideceğiz. Volkanik bir dağda olduğu için suyun sıcaklığı yaz aylarında 70 dereceye kadar çıkıyor. Sonra çevresinde yürüyüş yapacağız.
Poyrazköy: Poyrazköy'e gidip jet ski'yi indiriyorum. Karadeniz sahilini dolaşıyorum. Bakir sahiller burası, kocaman kayalar, masmavi deniz. Riva Deresi'ne kadar gidiyorum. Anadolufeneri'nin hemen arkasındaki küçük koyda Stand Up Paddle Board yapıyorum.
Polonezköy: Polonezköy'de 5 kilometrelik yürüyüş parkuru bulunuyor. Sonbaharda her yer yaprak. Yaprakların üzerinde yürüyorsunuz. Yazın en sıcak havada bile ağaçların yaprakları sizi koruyor. Güneş aralardan süzülüyor. Yanınızdan su akıyor. Bu parkuru yürüyüp düz devam ederseniz yol tek patikaya dönüyor. Orası da muhteşem.