Darbe yapıldı sıra Anayasa'da
Kenan Evren, darbeden sonra hemen yeni Anayasa için emir verdi... Komisyonun başkanı Orhan Aldıkaçtı, 'Çalışmaları tamamladık. Fert hak ve hürriyetlerine çok sert kısıtlamalar getirdik' dedi.
BÜLENT ERANDAÇ / TAKVİM
1980-1983 dönemi siyasal tarihimiz açısından demokrasiye mola verdiğimiz yıllardır. Bu dönem 12 Eylül askeri müdahalesinin getirdiği ve Milli Güvenlik Konseyi'nden başlayarak oluşturulan danışma meclisinin yapmış olduğu bir takım faaliyetleri içermektedir.
Bugün halen kullanmakta olduğumuz 1982 anayasası bu dönemin ürünüdür. 27 Mayıs'tan sonra hazırlanan 1961 Anayasası'nın getirdiği özgürlüklerin topluma bol geldiğini düşünen ve "Türkiye'nin stratejik önemine, bir ABD müttefikine uygun bir anayasa hazırlanmasını isteyen" 12 Eylülcüler, darbeden sonraki anayasa çalışmalarının kendi kontrolleri altında yürütülmesi için her türlü tedbiri alıyordu.
Kısa sürede başlatılan anayasa hazırlık çalışmaları büyük ölçüde Danışma Meclisi tarafından yürütülmekteydi. Ancak, Danışma Meclisi'nin bileşimini de işleyişini de darbeciler belirliyordu. Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreterliği'ne ve il valiliklerine 11 bin 640 kişi, Danışma Meclisi üyeliği için başvurdu. Konsey, 160 kişinin 80'ini bunların arasından seçti, valilerin önerdiği 360 aday arasından 40 üyeyi ise doğrudan belirledi.
Evren, komisyon üyelerine şöyle konuşur: "Kişi hak ve özgürlüklerini hudutsuz olarak genişletip koruyalım derken; devletin de bekâsı için birtakım hak ve yükümlülükleri olduğunu, kişi özgürlüğü uğruna devleti güçsüz, bir şey yapamaz duruma getirmeye de hakkımız olmadığını, devletin dernekler vasıtasıyla idare edilen zavallı bir kuruluş haline getirilemeyeceğini, devletin başı olan makamın bir protokol makamı görünümünde kişi hak ve özgürlüklerinin hudutsuz olamayacağını da hatırdan çıkarmamamız gerektiğini vurgulamak isterim."
Orhan Aldıkaçtı başkanlığındaki Anayasa Komisyonu (15 kişi) 23 Kasım 1981'de çalışmaya başlar, 236 gün sonra taslağını tamamlayıp Danışma Meclisi'ne verir. Esas hararetli tartışmalar Danışma Meclis'inde yaşanır. Tartışmalarda hararet o kadar artar ki Kenan Evren ve kuvvet komutanlarının da izleyip not aldığı bir oturumda üye İsmail Arar taslağı sert sözlerle eleştirdikten sonra kalp spazmı geçirir.
Eleştirilerle dalga geçip "Hacı Bayram'a gidip tövbe edeceğim" diyen Aldıkaçtı anayasasını savunurken açık sözlüdür: Bu anayasayla sosyalist devlet tehlikesi bertaraf edildi. Fert hak ve hürriyetlerine çok sert kısıtlamalar getirdik.'' Danışma Meclis'inde 53 gün süren tartışmada "özgürlük" kelimesinin "hürriyet" ile değiştirilmesi gibi değişikliğe uğrayan taslak, aralarında Kamer Genç'in de olduğu 7 üyenin karşı oyuna rağmen 120 oyla kabul edildi. MGK, siyasal partilerin yöneticileri dışındaki üyeleri ve basın, üniversite gibi kuruluşlara sınırlı bir tartışma serbestîsi getirmiştir; ancak şu 'eğlenceli' sınırlamayla: "…münhasıran Anayasa taslağının geliştirilmesi maksadı içinde kalınacak, Anayasa'nın halkoylamasında, halkın vereceği reyin nasıl olması gerekeceği hususunda etki yapacak herhangi bir telkinde bulunulmayacak…". Türkiye'yi yeniden biçimlendiren MGK, en önemli adımlarını anayasanın geçici maddeleriyle attı. Buna göre; Evren Cumhurbaşkanlığı'na getiriliyor. MGK üyeleri, Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyeleri oluyor. Eski parti yöneticilerine 10 yıllık siyasi yasak getiriliyordu.
Danışma Meclisi'nde anayasa görüşmeleri hızla devam ediyordu. 13 Eylül 1982 günü yapılan görüşmelerde, başkanlığa ilginç bir önerge geldi: 12 Eylül 1980 tarihinden, ilk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık Divanını oluşturuncaya kadar geçecek süre içinde, yasama ve yürütme yetkilerini Türk milleti adına kullanan, 2356 sayılı Kanunla kurulu Millî Güvenlik Konseyinin, bu Konseyin yönetimi döneminde kurulmuş hükümetlerin, 2485 sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanun'la görev ifa eden Danışma Meclisi'nin her türlü karar ve tasarruflarından dolayı haklarında cezaî, malî veya hukukî sorumluluk iddiası ileri sürülemez ve bu maksatla herhangi bir yargı merciine başvurulamaz."
Bu madde, 12 Eylül dönemi boyunca yapılan bütün faaliyetleri, yürürlüğe konulan kanunları koruyan bir zırhtı. Üstelik normal döneme geçilmesinden itibaren yapılan bütün eleştirilere rağmen 2010 Türkiye'sinde bile hâlâ anayasa maddesi olarak varlığını sürdürüyor. (Not:12 Eylül referandumunda bu maddenin kaldırılması yer alıyor) Otomatik cumhurbaşkanlığı yolunu açan geçici madde görüşülürken, Kenan Evren, esprili bir konuşma yapıyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde karşısına başka adayların çıkarılmasını istiyor. Aklındaki aday tanıdığı bir isimdi.
Evren: Dedim ki Nurettin Paşa'ya (Ersin); Otomatik olmasın, karşımda aday olsun, mesela, bir tanesi de sen ol' dedim. 'Aman efendim, estağfurullah' falan dedi. 'Yok' dedim.
İstemeye istemeye peki dedim. Bu milleti, milleti şu badireden kurtarmak için bu işin içine atıldık. Peki, bittikten sonra, 'biz gidiyoruz, hadi cumhurbaşkanı seçin, bizi de mahkemeye verin mi deseydik?'
KABUL EDİLMESEYDİ
Hazırlandıktan sonra MGK'dan geçen taslak son olarak halkoyuna sunularak, meşrulaştırılması yoluna gidildi. Öyle ki, taslağın onaylanmaması durumunda ne yapılacağı konusunda, Kurucu Meclis Yasası'nın ilgili maddesinde herhangi bir yol öngörülmemişti. Bu da anayasa taslağına "hayır" çıkması durumunda, inisiyatifin yine MGK'nın elinde olacağının göstergesiydi.
Referanduma kısa bir süre kala yurt gezilerine başlayan Evren'in ise bu eleştirilere izin vermeyecek bir üslubu vardır. Komün tecrübesi olan Fatsa'dan gezilere başlamak isteyen Evren güvenlik nedeniyle ilk olarak Trabzon'da halkın karşısına çıkar. Hedefinde ortada olmayan "hayırcılar" vardır. Aslında ortada bir 'hayır' kampanyası yoktur. Kenan Evren'i esas korkutan da bu sessizliktir.
'EVET, SÖZ İLLETİN'
Milli Takım amigosu Birol'un kitleleri coşturmak için dolaştırıldığı, insanların ellerine "Yeni anayasayla gençlik gerçek benliğine kavuşacaktır" türü manasız pankartların tutuşturuldu. Ancak mitinglerinin sönüklüğü Evren'i endişelendirmektedir. Referandum yaklaştıkça darbecilerin mavi korkusu yükselir.
O günlerde USA Today'in mizanpajını örnek alıp renklerini, kırmızıdan maviye çeviren Yeni Asır'ın sahibi Dinç Bilgin'i "nereden çıktı bu şimdi" diye uyarır Evren. Referandum günü Hürriyet gazetesi "Evet, söz milletin" manşetiyle çıkar.
Gazeteler kampanya boyunca sadece Kenan Evren'in mitinglerinden bahsetmiştir. 7 Kasım günü, sandıktan anayasaya yüzde 91 oranında 'evet' çıktı. Referandumda sandıktan en çok mavi pusula sırasıyla Diyarbakır, Tunceli, Elazığ, Muş, Mardin, Bingöl ve Siirt'ten çıkar.
Danışma Meclisi'nden anayasası kabul edilince kürsüye çıkıp "Bu ihtilal anayasasının bir süre daha değiştirilmemesi lazım. Sebebi ideolojiktir" diyen Aldıkaçtı'nın sözleri akıllarda kalır. 7 Kasım günü oy vermek için eşi ve kızıyla gittiği sandıkta kaydı çıkmayınca az kalsın kendi yaptığı anayasaya bile oy veremeyecek olan Aldıkaçtı nın öngördüğü o "bir süre"nin sonuna artık geldik.
Devlet Başkanı Orgeneral Kenan Evren tüm partileri kapattı. Cumhuriyetçi Güven Partisi Genel Başkanı Prof.Dr. Turhan Feyzioğlu 'nu Başbakan yapmaya karar verdi. Bazı general arkadaşları karşı çıktı. "Eski liderler gözaltında. Küçük bir partinin genel başkanını Başbakan yapmayalım" dediler. Feyzioğlu Başbakan yapıldı, 5 saat sonra karar geri alındı. Sonra Sümer Oral düşünüldü. Manisalı Kenan Evren, Manisalı Oral'ı önce Başbakan, sonra kurdurulacak bir kitle partisi başkanı olarak düşündü. Oral, Demirel'den izin alamadı, iş olmadı. O günlerle ilgili bir bilgide şöyledir: ''Evren, kuvvet komutanları ile birlikte Bayrak Planı'nı uygulamak üzere Genelkurmay Karargâhı'nın iç kısmında oluşturulan Harekât Merkezi'nde çalışıyordu. Evren, saat 01.00'de, Genelkurmay Lojistik ve Harekât Daire Başkanı Tuğamiral Erhan Gürcan'ı çağırdı. Evren Paşa Amiral Gürcan'a, bir kaç bildiri verdi. Gürcan odadan çıktıktan sonra elindeki bildirilerden birisinde, Turhan Feyzioğlu başkanlığında bir hükümet listesinden bahsediliyordu. Amiral Gürcan, Korgeneral Çuha'ya gitti. Çuha Paşa, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Haydar Saltık ile görüşeceğini söyledi. Listeyi alıp Saltık Paşa'ya gitti. Evren bir sonra, O bildiriyi iptal etti , "Hükümet işine sonra bakacağız" dedi. Haydar Saltık'ın Evren'i, feyzioğlu formülünden uzaklaştırdığı da iddia edildi.
KAPTAN'I DERYA
Rahmetli Turhan Feyzioğlu Başbakanlığında ilk anda kurulması düşünülen kabine listesinde Ulaştırma Bakanı olarak emekli Oramiral Bülent Ulusu yer alıyordu. Hükümeti kurma görevinin Kaptan-ı Derya'ya (Kaptan-ı Derya, Osmanlı İmparatorluğu'nda donanma komutanlarına verilen addır.) verilmesi kararlaştırıldı.
Kaptan-ı Derya, bir süre önce emekli olan Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülend Ulusu'ydu. 12 Eylül Darbesinden önce 11 Temmuz günü yapılması planlanan ancak ertelenen Bayrak Planı yüzünden askeri müdahaleyi yapan kadro arasında olamamıştı. Ulusu sakin, yumuşak huylu bir askerdi. Eski siyasetçilerle diyalogları iyiydi.
EVREN'İN ÖFKESİ
Orgeneral Kenan Evren'in Manisa/Alaşehir'den hemşehrisi Sümer Oral, darbe ile yıkılan son Demirel hükümetinin sosyal güvenlik bakanı idi. Devlet tecrübesi olan Sümer Oral 12 Eylül öncesinde de Kenan Evren'e çok büyük yakınlık gösteriyordu. Evren, kurduracağı darbe hükümetini Oral'a kurdurmak istiyordu.
Sümer Oral'ın, teklifi önce kabul, sonra reddetmesi Milli Güvenlik Konseyi'ni rahatsız etmişti. Evren, Bakanlık teklifinde bulunduğu kimselere siyasilerce telkin yapıldığı inancındaydı. Bu nedenle tutumunu sertleştirdi. 12 Eylül öncesinin en ünlü bürokratı ise, hiç kuşkusuz, Başbakanlık Müsteşarı Turgut Özal'dı. Özal 24 Ocak ekonomi kararlarının mimarıydı.