"7 Nisan koronavirüs tablosu" Sağlık Bakanlığı filyasyon ekibinin elde ettiği güncel korona son durum verileriyle birlikte duyurulmaya devam ediliyor. Türkiye'de 2020 yılının Mart ayında ilk ilk vakası teşhis edilen covid-19 pandemisine ilişkin "son dakika koronavirüs" haberleri gelmeye devam ederken en son Türkiye corona virüs tablosu ile (7 Nisan 2021) bugünkü corona virüsü vaka, ölüm ve hasta sayısı verilerini merak edenler 7 Nisan koronavirüs tablosu açıklandı mı? sorusu üzerinden araştırmalarına devam ediyor.
Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı resmi sitesi aracılığıyla Türkiye'de güncel Koronavirüs vaka ve vefat rakamlarının yer aldığı 7 Nisan koronavirüs tablosu verileri şöyle;
İşte son 4 günün koronavirüs tabloları ve salgının seyri...
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'na katılarak önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, Ramazan ayında uygulanacak sıkı koronavirüs tedbirlerini hatırlattı, 'Bayram öncesi dinlenme' yorumunda bulundu. Erdoğan, bayramdan sonra Türkiye'yi güzel günler beklediğini ifade etti, vaka sayılarının azalması durumunda turizmde fırsatın yakalanacağını söyledi. Erdoğan, önceliğin sağlık olduğunu belirterek, tedbirlere uyum çağrısında bulunurken, beklenen vaka düşüşünün olmaması halinde tedbirlerin süreceği uyarısında bulundu.
Amacımız ülkemizi ramazan ayında genel olarak dinlendirerek bayram sonrasındaki güzel günler için hazırlamaktır.
Türkiye'nin tek başına salgın tedbirlerini gevşetmesi, hatta tek başına salgını tümüyle yenmesi önemli değildir. Aslolan, yakın insani ve ticari ilişki içinde olduğumuz coğrafyalar başta olmak üzere, dünyadaki genel iyileşmenin gerisinde kalmamak, hatta mümkünse önünde gitmektir.
Avrupa ülkelerinin hemen tamamı Türkiye'den daha ağır kapatma tedbirleri uyguluyor. Biz Ramazan ayı sonrası vaka sayısını 1000-2000 seviyesine düşürürsek turizm için fırsatımız olacak.
En önemlisi de kendi vatandaşımızın sağlığıdır. Ramazan ayının manevi ikliminde tuttuğumuz oruçlar, kıldığımız namazlar ruhumuzu zenginleştirirken, tedbirlere riayet ederek salgının boynunu da Allah'ın izniyle kıracağız.
Türkiye'de koronavirüs vaka sayıları artmaya devam ederken kontrollü normalleşme süreciyle birlikte başlayan yüz yüze eğitime birçok ilde ara verildi. Milli Eğitim Bakanlığı, yüz yüze eğitime devam edilmesiyle ilgili verilecek kararı İl Hıfzıssıhha Kurulları'na bıraktı. Yaşanan bu gelişmeyle birlikte Ankara, Eskişehir, Erzurum, Yalova, Manisa gibi bazı illerde yüz yüze eğitime ara verildi. Vaka sayılarının arttığı illerdeki bu gelişmenin ardından gözler İstanbul'a çevrildi.
Kontrollü normalleşme ile ülke genelinde başlayan yüz yüze eğitime birçok ilde verilen aranın ardından İstanbul'daki son durumu Eğitim Uzmanı Arda Ergez'e sorduk. Ergez, yüz yüze eğitimin özellikle Haziran ayındaki karne dönemine kadar kesintisiz devam etmesi gerektiğinin altını çizerek, "Haziran ayındaki karne dönemine kadar okul öncesi, ilkokul ve 8 ile 12. sınıflarda yüz yüze eğitimin devam etmesi gerekiyor. Bu gruplardaki öğrenciler için süreç kesinti kaldırmıyor. Ama diğer gruplarda uzaktan eğitimle süreç devam edebilir" dedi.
Eğitim Uzmanı Arda Ergez artan koronavirüs vaka sayıları nedeniyle birçok ilde mecburen ara verilen yüz yüze eğitimle ilgili sabah.com.tr'ye özel açıklamalarda bulunarak şunları kaydetti:
İl bazlı karar vermek daha doğru olacaktır. Yerel yönetimlerin alacağı kararlara uymamız gerekecek. Uzaktan eğitim bir yandan devam edebilir ama yüz yüze eğitim de önemli. Vaka sayıları artsa da yüz yüze eğitime katılım oranında artış yaşanmaya devam ediyor. Yüz yüze eğitime geçişin öğrenciler üzerindeki olumlu etkilerinin altını çizen Ergez, şunları kaydetti:
Yüz yüze eğitime geçişin öğrenciler üzerinde çokça etkisi oldu. Yüz yüze eğitimle geçişle birlikte pandeminin ilk döneminde uzaktan eğitimle öğrencilerde meydana gelen teknoloji bağımlılığı, zaman yönetiminin kullanılamaması, duruş bozuklukları, beslenme bozuklukları gibi sorunlarda büyük oranda düzelme söz konusu.
Tüm bu gelişmelerin yanında merak edilen bir diğer konu ise artan vaka sayılarında okulların açılmasının ne kadar etkili olduğu. Sabah gazetesi Eğitim Yazarı Sait Gürsoy, konuyla ilgili yaptığı açıklamada önemli noktalara dikkat çekti ve "Kapanan tüm sektörlerin açılmasıyla vaka sayılarının arttığı gibi tabii ki okullar açıldıktan sonra da vaka sayılarında artış yaşanmış olabilir" dedi.
Okulların açık kalmasının anaokulundan üniversiteye kadar bu jenerasyon için çok önemli olduğunun altını çizen Gürsoy, sabah.com.tr'ye yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
Eğitimci olarak ben okulların açık olması gerektiğini düşünüyorum. Evet tüm dünyada okullar kapandı ancak biz elimizden geldiği kadar en iyisini yapmalıyız. Bu çocukları bir gelecek bekliyor. Gelecekte sorunlar yaşanmaması adına gerekli tedbirler alınarak okulların açık olması gerektiğine inanıyorum. Ana okuldan üniversiteye kadar bu jenerasyon bazı kayıplar yaşayabilir Burada öncelikle aşı konusu çok önemli. Ancak aşı sadece öğretmenler için değil tüm okul personelinin aşılanması önemli. Bunun yanında mesafe olayının son derece dikkatli yapılması gerekiyor.
Hijyen kuralları için aynı şey geçerli. Okullar açık olmalı. Anaokullarından üniversiteye kadar bu jenerasyon bazı kayıplar yaşayabilir. Bunun yanında gerekli tedbirleri almazsak salgın artacağı için okullar kapanacaktır. Bu nedenle okullarımızın önemini göz önünde bulundurarak eğitimin yüz yüze devam edebilmesi için diğer sektörler olarak gereken tedbirleri almalıyız. Kısaca tüm bireyler elimizi taşın altına koymalıyız.
İSTANBUL'DA YÜZ YÜZE EĞİTİM DEVAM EDECEK Mİ?
Artan koronavirüs vaka sayılarının ardından İstanbul'da okulların kapanma ihtimalinin bulunduğunu ifade eden Gürsoy, "Bununla ilgili Hıfzıssıhha kurulunun vereceği karar önemli. Vaka sayıları bu şekilde artarsa okullarımız kapanabilir. Ayrıca sınavlarımız var. YÖK'ü de devreye sokarak bu sınavlarla ilgili de çalışma yapmamız lazım. Sonuç itibariyle Hıfzıssıhha kurulunun vereceği karara göre uyum sağlamalıyız. Okulların kapanmaması için tüm sektörlerin desteği gerekiyor. Örneğin okullar açılır 15 gün gözlemlenir ve diğer sektörler içinde aynı prosedür izlenerek gözlemlere göre sektörler birer birer açılabilir" dedi.
Koronavirüsle birlikte son dönemlerde artan nezle ve soğuk algınlığı gibi şikayetler covid-19 ile benzer belirtiler taşıması nedeniyle endişeye neden oldu. Koronavirüs ve nezle arasındaki en önemli farkı belirten Fonksiyonel Tıp ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Aytaç Karadağ, sabah.com.tr'ye özel açıklamalarda bulundu. Dr. Aytaç Karadağ "Koronavirüs nedeniyle alınan önlemlerden dolayı bu kış grip neredeyse hiç gözlenmedi; kış vakti ertelenen soğuk algınlıkları bu nedenle bahara ertelenmiş oldu." dedi.
Havaların değişken olduğu ve bahara girdiğimiz son günlerde soğuk algınlığı, nezle, alerjik saman nezlesi çok arttı. "Hem nezle hem de koronavirüs enfeksiyonu virüs kaynaklı olduğu için benzer belirtiler yapar." diyen Dr. Aytaç Karadağ, sözlerine şöyle devam etti; "Bu nedenle iki hastalık birbirine karışabiliyor. İlaveten son günlerde alerjik bünyeli hastalarda saman nezlesi denilen uzun süre devam edebilen durum da eklendi.
Saman nezlesinde ateş olmaz, burun akıntısı, burun ucunda kaşıntı, hapşırık, gözlerde yaşarma, boğaza tüy kaçmış hissi, bazen de gıcık tarzında kuru öksürük eşlik edebilir. Viral nezle de burun akıntısına ilaveten burunda kızarıklık, kırgınlık, hafif ateş yüksekliği olup 1-2 gün içinde kendiliğinden geçer. Koronavirüste ise nezleye ilaveten sırt-bel ağrısı, baş ağrısı, 39 dereceleri bulan ateş yüksekliği, tat-koku kaybı, inatçı geçmeyen öksürük, nefes darlığı, ağır halsizlik eklenir."
Grip hayatımızdan çıktı diye sevinirken bir anda artan nezle şikayetlerini değerlendiren Dr. Aytaç Karadağ, "Aslında bahar mevsimlerinde çiçek, ağaç, çimen tozları, polenleri alerjik bünyeli insanlarda alerjik rinit denilen saman nezlesi sıkça görülür. Buna ilaveten koronavirüs nedeniyle alınan önlemlerden dolayı bu kış grip neredeyse hiç gözlenmedi; kış vakti ertelenen soğuk algınlıkları bu nedenle bahara ertelenmiş oldu." dedi.
Dr. Aytaç Karadağ, hangi durumlarda koronavirüsten şüphelenmek gerektiğini açıklayarak mutasyonlu covid-19 belirtilerini şöyle sıraladı;
Bu belirtilerden herhangi biri varsa zaman kaybedilmeden ilgili sağlık kurumuna giderek PCR testi yapılması gerekir.
Hem klasik Covid-19, hem de mutant virüs denilen Brezilya, İngiltere, Güney Afrika vs gibi varyantların hem bulaşıcılığı hem de akciğerlere inebilme riski arttı." Diyen Dr. Aytaç Karadağ, sözlerini şöyle sürdürdü; "İçlerinde en ağır seyredeni ise Güney Afrika varyantıdır; çünkü aşılananlarda veya hastalığı geçirenlerde dahi hastalık yapabilmektedir.Pandemi hafifliyor düşünceyle rehavete girerek önlemleri gevşetmemek gerekir. Hastalığın 3. Dalgasının pik günlerindeyiz. Ve de maalesef vakalar öncekilere göre daha ağır seyretmekte, daha geç iyileşmektedir."
Dr. Aytaç Karadağ, "Eskiden çocuklarda ya taşıyıcı ya da geceden burun akıntısı olup, sabaha tamamen normal kalkar şekilde hızlı iyileşme olurdu. Bu nedenle çoğunlukla tedavi dahi yapmaya gerek görmezdik. Fakat bu dönemdeki vakalarda büyük çocuklarda MIS-C ve gençlerde makrofaj aktivasyon sendromu denilen bir çeşit sitokin fırtınası durumuna yakalanma veya akciğerlere inebilme riski nedeniyle hastanelere yatış riski ve de maalesef ölüm vakalarını sık görmeye başladık. Bu artışın sebebi sosyal mesafe kurallarına uyulmasında gevşeme, sınavlara okullarda girilmesi ve virüsün daha potens hala gelmesidir." dedi.
Avrupa İlaç Ajansı (EMA), yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına karşı AstraZeneca ve Oxford Üniversitesi tarafından geliştirilen AstraZeneca aşısıyla ilgili flaş bir karar aldı.
Avrupa İlaç Ajansı, birçok ülkede kullanımı askıya alınan AstraZeneca aşısının yan etkilerine nadir olarak görülen "kan pıhtılaşmasının" eklenmesi gerektiğine karar verdi.
Öte yandan, Birleşik Krallık İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu (MHRA), AstraZeneca aşısının 30 yaş altındaki kişilere uygulanmaması gerektiğini belirtti.