Rusya-Ukrayna arasındaki gerilimin tırmanması endişelere neden olurken, tüm dünya gözünü Başkan Erdoğan'ın bugün Ukrayna'ya yapacağı ziyarete çevirmiş durumda. İki ülke arasındaki tansiyonun düşürülmesi için yapılacak olan ziyaret önce Başkan Erdoğan, havalimanında açıklamalarda bulunarak iki tarafa da 'diyaloğa davet' çağrısında bulunulacağını vurguladı.
Rusya-Ukrayna gerilimi, Türkiye'yi jeopolitik konumu nedeniyle yakından ilgilendiriyor. Bu nedenle SETA Kıdemli Araştırmacısı ve Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ferhat Pirinççi, Başkan Erdoğan'ın kritik ziyareti öncesinde son durumu sabah.com.tr'ye değerlendirdi.
İKİ ÖNEMLİ NOKTA
Ziyaretlerin zaten her türlü yapılacağının altını çizen Pirinççi,"Cumhurbaşkanımız bu ziyaretiyle Ukrayna ile olan ilişkilerini teyit edip bunu bütün dünyaya gösteriyor. Bu alt düzey bir görüşme değil. Direkt olarak devlet liderlerinin görüşmesi. Burada iki önemli nokta var: İlk olarak da itilafın ortaya konması. Cumhurbaşkanımız hiçbir şey yokmuş gibi davranmıyor. Kırım başta olmak üzere Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne vurgu yaparken, diğer yandan da aynı zamanda barışçıl çözüme dikkat çekiyor. Türkiye, Ukrayna ve Rusya ile iyi ilişkiler içinde, ancak Türkiye burada sürecin çözülmesi için üzerine düşeni yapmaya hazır olduğunu söylüyor. Türkiye, iki taraf arasında önemli bir güvenlik sıfatı konumunda" sözlerine yer verdi.
ARABULUCULUK DEĞERLENDİRMESİ
Arabuluculuk rolünden de bahseden Pirinççi, "Arabuluculuk rolünün aşamaları var. Biz şu anda 'görüşmeleri kolaylaştırıcılık' aşamasındayız. İki taraf için de sorunun barışçıl yollarla çözülüp krizin son bulması için net bir mesaj aslında bu. Diğer ülkeler gibi ateşe benzinle giderek olayı körüklemek yerine doğrudan doğruya çözüm için gidiyor ve bu noktada bir rol oynadığının da altınız çiziyor." dedi.
"BİZ BU BÖLGENİN BİR PARÇASIYIZ"
Türkiye görüşmelerinin diğer ülke görüşmelerinden farklı olduğundan bahseden profesör, "ABD ya da Fransa'nın her iki tarafla yaptıkları görüşmelerle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın görüşmesi birbirinden oldukça farklı. Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgedeki istikrarsızlığın giderilmesi için adımlar atmak istiyor. Bahsettiğimiz diğer ülkeler, bu bölgenin bir parçası değil. Bu önemli bir farklılık. Bölgedeki istikrarsızlık ya da çatışma durumu, Türkiye de dahil olmak üzere tüm bölgeyi etkileyecek. Bu nedenle Cumhurbaşkanımızın adımları oldukça önemli. Orta ve uzun vadede bu durum daha da belirgin ve etkili bir hale gelecek." sözlerine yer verdi.
SICAK TEMAS OLUR MU?
Prof. Dr. Pirinççi sıcak temas durumunu da şöyle değerlendirdi:
"Rusya'nın sıcak temas gibi bir askeri maceraya girmesini pek ihtimal dahilinde görmüyorum. Bunun küresel bazda sonuçları olacaktır. Ama baskı politikası dediğimiz askeri unsurlarını kullanmaya devam edecektir. İki taraf da durumu o kadar yükseltti ki atacakları her adımın prestijlerine büyük etkisi olacak. Bu nedenle geri adım atmamak için ellerinden geleni yapacaklardır. Ancak sıcak çatışma durumu söz konusu olursa, pozisyonlarını yeniden gözden geçirirler."
TÜRKİYE'NİN İLİŞKİLERİ
Türkiye'nin iki devletle de ilişkisinden bahseden Pirinççi, "Türkiye pozisyon olarak her devletle ilişkisini münferit olarak ele alır. Ukrayna ile hem kültürel hem de savunma sanayii ilişkilerimiz ve silah transferleri ilişkilerimiz var. Her ne kadar Rusya bu durumdan çok hoşnut olmasa da Türkiye bu durumu umursamıyor, çünkü ilişkiler münferit olarak değerlendiriliyor. Diğer tarafta Rusya ile de ilişkilerimiz var. Parçalı ilişkiler diyebileceğimiz, lider diplomasinin etkili olduğu bir ilişki model. Türkiye net bir taraf tutsaydı, şimdiye kadar bunun emsajlarını vermiş olurdu." sözlerine yer verdi.
4 BOYUT VURGUSU
Net bir tavrın söz konusu olmadığını belirten Ferhat Pirinççi, "Burada net bir tavır almak yok; ancak bu durum 4 boyutuyla ülkemizi ilgilendiriyor: Ukrayna ile ilişkiler, Rusya ile ilişkiler, Türkiye'nin NATO üyesi olması ve bölgenin bir parçası olarak Boğazlar'a da ev sahipliği yapması. Dolayısıyla Türkiye burada olması gerektiği gibi dengeli ve eşit mesafeli ancak aynı zamanda uluslararası hukuku gözeterek Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü de göz önüne alan bir pozisyonda" ifadelerine bulundu.
"PRİM VERMEMEK İÇİN NET BİR ŞEY SÖYLEMİYORLAR"
ABD ve Avrupa'nın tavrını da değerlendiren uluslararası ilişkiler uzmanı, "Türkiye'nin Ukrayna'nın yanında durmasına rağmen, Türkiye'yi Rusya ile çok yakın olduğuna dair suçlamalarda bulunan ülkeler var, işin en ironik yanı bu. Daha önce S-400'lerin üzerinden ya da Türkiye'nin Rusya arasındaki ilişkiler üzerinden ülkeyi yıpratmaya çalışan aktörler net bir tavır sergilemekten kaçınıyorlar. Jeopolitik açıdan bakıldığında Türkiye kriz bölgelerine yakın. Ukrayna-Rusya krizi bize açıkça gösteriyor ki, pek çok açıdan Türkiye, belirleyici ve etkili bir rol oynuyor. Bunun farkındalar ancak hem Türkiye'ye hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan'a prim vermemek için net bir şey söylemiyorlar. Geçtiğimiz yıllarda Türkiye'nin üzerinde uygulanan baskı bu açılımlarla daha da azalacaktır." dedi.
"TÜRKİYE'NİN ELİNDE GÜÇ VAR"
Ukrayna ziyaretinin Rusya cephesinde nasıl algılandığıyla ilgili de yorumda bulunan Pirinççi, "Rusya, Türkiye ile ilişkilerini dengede tutmaya çalışıyor. Ancak bu durum bir bağımlılık ilişkisi değil. Her iki ülkenin de güçlü olduğu taraflar var. Bu yalnızca enerji ve silah gibisinden gruplayarak tartışmak anlamsız. Bazı durumlarda karşı karşıya kalabiliyorlar ki Libya buna bir örnek. Parçalı iş birliği ilişkisine baktığımızda iki ülke de bunu benimsiyor. Burada Putin tarafından bir baskı olacaktır. Çünkü son zamanlarda Ukrayna'ya yapılan silah transferleri için eleştiri alıyoruz. Ukrayna ziyaretinde belli bir memnuniyetsizlik vardır. Ukrayna'nın Donbas özelinde Rusya'nın istediği tarzda bir çözüme ikna edilmesinde Türkiye'nin önemli bir rol alacağı biliniyor. Ancak bu kriz yalnızca Ukrayna krizi değil. Türkiye özelinde bu krizin çözülmesi Rusya'nın da isteyebileceği bir şey olabilir. Rusya Türkiye'yi gücendirmeyip karşısına almamak için özel bir çaba gösterecektir. Çünkü Türkiye hem NATO üyesi hem de Boğazlar'a sahip. Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne göre Türkiye bir tavır alırsa, Boğazlar'da kısıtlamalara gidebilir. Rusya bu durumdan kaçınmak isteyecektir." ifadelerinde bulundu.
SICAK ÇATIŞMADA TÜRKİYE'NİN TAVRI
Olası bir sıcak çatışmada Türkiye'nin tavrının nasıl olması gerektiğini de değerlendiren Pirinççi, "Sıcak çatışmada taraflar önemli. Eğer taraf ABD olursa, hem Rusya hem de ABD ile ilişkilerinden dolayı Türkiye, olaya çok fazla dahil olmayacaktır. NATO'nun birebir müdahalesinde oy birliği gerekli. Dolayısıyla sıcak çatışmanın nasıl olduğu Türkiye'nin durumunda belirleyici olacaktır." dedi.