Aktüel Kadın okurlarına sesleniyor: Erkek beynini çözdüm sanmayın. Bir erkeğin ömrü boyunca üç ayrı beyin devreye giriyor. Çözdüm sandığınız bu üçünden sadece biri.
Dr. Louann Brizendine tüm dünyada milyonlar satan “Kadın Beyni” kitabından sonra şimdi de “Erkek Beyni”ni yazdı. Sanılanın aksine erkek beyni sadece sekse odaklı değilmiş; evli, baba veya olgun olunca değişiyormuş. İşte erkek beyninin haritası ve ünlülerin yorumları…
GÖKÇEN B. DİNÇ
Binyıllardır bir türlü anlaşamayan iki cins: Kadın ve erkek! Buna rağmen binyıllardır aşk yaşayan, biri bitince bir sonraki aşka hayır demeyen, evlenen, boşansa da yeniden evlenen, yani her hâlükârda anlaşmakta ısrar eden iki cins… Evladiyelik soru “Kadınlar ne ister?” elbette “erkekler ne ister” şeklinde de formüle edilebilir.
Bu sorulara cevap arayan, diğer cinsi tanımak konusuna yıllardır kafa yoran Louann Brizendine yeni kitabı “The Male Brain”de (Erkek Beyni) erkeği tanımak isteyen herkese sesleniyor: “Hiçbir şey sandığınız gibi değil!” Yale ve Berkeley Üniversitelerinde eğitim gören, şu anda California Üniversitesi’nde nöropsikiyatristlik yapan Brizendine, erkek beynine dair varsayımlarımızın çok da gerçeği yansıtmadığını iddia ediyor.
Örneğin erkeklerin temel amaçlarının seks, güç ve iktidar olduğu söylenir. Erkek beyninde bu amaçlara hizmet eden devreler mevcut, ancak erkeklerin beyinlerini bu yönde geliştirmelerinin asıl sebebi toplumsal beklentiler. Örneğin genç erkekler ergenliğe dek aslında kızlar kadar duygusal, ancak sosyal baskılar ve ailenin “erkek güçlü olur” veya “erkek adam ağlamaz” gibi mesajları beyinlerinde duyguları yöneten devreleri kapatmalarına ve geliştirmemelerine sebep oluyor.
Testesteronun da yardımıyla oğlanlar erkek olana dek duygularını saklamayı çok iyi öğreniyor. Erkekleri libidolarının yönettiği, sürekli seks düşündükleri iddiası da bir efsaneymiş. Çünkü Brizendine’in araştırmalarına göre, bir erkeğin seks arzusu, baba olduğunda veya olgunlaştığında, aşk, sevgi ve bağlanmaya dönüşüyor, üstelik bu duyguları en az bir kadın kadar derin hissediyorlar.
Brizendine, erkeklerin de kadınlar gibi yaşamları boyunca salgıladıkları farklı hormonların etkisiyle değiştiğini belirtiyor. Kadın ve erkek arasında, Y kromozomundan kaynaklanan farklılık beyin yapısına da yansıyor. Anne karnındaki erkek cenin, sekiz haftalıktan sonra testosteron hormonunun etkisiyle erkekleşmeye başlıyor ve biyolojik farklılıklar etkinleşiyor.
Antimüleryan hormonun etkisiyle erkek çocukta kadınsı özellikler azalıyor, analitik düşünce yapısı, kavgacılık, erkek arkadaşlarıyla oynamak gibi özellikler öne çıkıyor. Ergenlikte testosteron 20 kat artıyor, bağlanma hormonu vasopressin’in de etkisiyle seks arzusu yükseliyor, aşk ilişkileri erkek çocuğun hayatında gündeme oturuyor. Bu dönemde özelikle aile otoritesine karşı geliyor.
30’lu yaşların ortalarına dek belirleyici olan hormon yine testosteron, ancak bu sefer güdüler sadece seks değil, para kazanmak, iktidar ve aile kurmak. Eğer erkek baba olursa hayatındaki büyük değişim yaşanıyor, testosteron düşüyor ve prolaktin yükseliyor. Bunun anlamı erkeğin kadın gibi ebeveynliği hissetmesi, karısını ve çocuğunu korumayı öncelik olarak belirlemesi. Orta yaşlı bir erkekte testosteronun önemli miktarda düşmesi, vasopressin’in de düşmesiyle seks arzusunu azaltıyor, öncelik kariyer ve çocuk yetiştirmek oluyor.
Erkeğin son büyük değişimi ise andropoz ile yaşanıyor. Bu dönemde testosteron iyice düşüyor, vasopressin azalıyor. Estrojen ve oksitosin hormonlarının artması, sağlıklı yaşamı önem sırasının başına yerleştiriyor, erkek duygularını dinlemeyi öğreniyor. Bu dönemde Brizendine’e göre kadınlar ve erkekler arasında farklar en aza iniyor.
Hormon değil nasıl yetiştirildiği önemli
Brizendine’in ilk kitabı çok satsa da, çok ciddi eleştiriler de almıştı. Bu eleştirilerden en önemlisi, biyolojik farklılıklardan hareket etmenin, özellikle kadın haklarının tam olarak yerleşmediği ülkelerde erkekler tarafından kötüye kullanılma ihtimaliydi. Bu eleştiri son kitabı için de geçerli. Brizendine’e göre erkekler kadınların ne istediğini bilemese de, toplumun onlardan ne beklediğini çok iyi biliyor ve kendilerini ona göre yetiştiriyor.
Bu durum kadınlar için de geçerli elbette, toplumsal olarak erkeğin güçlü olması, kadının ise öncelikle iyi bir anne olması bekleniyor. Bu konuda belki de en çarpıcı bilgiyi ise yapılan son araştırmalar veriyor. Beynimiz statik bir organ değil, yaşam boyu değişiyor ve gelişiyor. Bu şu demek: Bir erkeğin “erkek” olmasında, biyoloji ve hormonlardan daha çok, nasıl yetiştirildiğinin rolü var, elbette bir kadının “kadın” olmasında da...
Erkek beynini bu hormonlar yönetiyor
Sosyal ve cinsel ilişkileri, koruyucu ve öfkeli tavırları, aşkı ve babalığı yönetirken erkeklere hayatı boyunca bu hormonlar yol gösterir.
ZEUS (Testosteron): Erkek hormonlarının kralı. Dominant, agresif, güçlü ve sonuç odaklı. Erkeği her anlamda inşa eden hormon.
BEYAZ ŞÖVALYE (Vasopressin): Cesaret ve tek eşlilik hormonu. Testosteron ile birlikte erkek beyninin devrelerini kontrol eder ve erkeği büyütür.
HERKÜL (Anti-müleryan): Güçlü ve korkusuz, erkekte feminen her şeyi engelleyen hormon.
ASLAN TERBİYECİSİ (Oksitosin): Öfkeyi dindiren hormon. Beyinde empati yeteneğini geliştirerek güven, sevgi ve bağlılık devrelerini güçlendirir. Stres hormonlarını azaltır, kan basıncını düşürür. Babaların çocuklarıyla kurduğu ilişkilerde çok önemli.
BAY ANNE (Prolaktin): Baba adaylarının hamilelik hakkında empati kurmalarına yardım eder. Seks arzusunu azaltır ve erkek beyninde babalık güdüsünü geliştirir.
GLADYATÖR (Kortisol): Tehdit edildiğinde, öfkelenir ve hayatı için savaşır.
ROMEO (Andrestenedion): Kadınları baştan çıkartmasına yardım eder.
ENERJİ BOMBASI (Dopamin): Hayatta haza dair her şeyi yönetir. Genç erkeklerde ve seks öncesinde talepkârdır, orgazm sırasında keyfi artırır.
KRALİÇE (Estrojen): Erkeğin bağlanmasına ve empati kurmasına yardım eder.
ERKEK BEYNİNİN HARİTASI
1-Orta preoptik bölüm: Hipotalamus’ta seks arzusu ile ilgili bölüm, erkekte 2.5 kat daha büyük.
2-Temporal parietal merkez: Beyinde sorun çözücü bölüm, kaygı veren sorunları çözerken, diğer insanların bakış açılarını da dikkate alır. Erkeklerde daha aktif ve hızlı çözüme odaklıdır.
3-Dorsal çekirdek: Hipotalamusun içinde, korkuyu aktifleştirerek kendi alanını savunma güdüsünü harekete geçiren bölüm. Erkeklerde daha büyük ve diğer erkeklerin müdahalelerine daha duyarlı.
4-Amiglada: Tehdit, korku ve tehlike durumunda alarma geçiren bölüm. Duygusal ve anlık tepkiler verir. Testosteron, vasopressin ve cortisol hormonlarının yardımıyla harekete geçer, oksitosin ile sakinleşir. Erkeklerde daha büyük.
5-Rostral cingulate bölgesi: Toplumsal onay veya reddi ölçen barometre. İnsanların sosyal davranışlarını düzenleyen bölüm. Onaylanmadığımızda alarma geçer. Ergenlikte erkeklere duygularını saklamayı öğrenmelerine yardım eder.
6-Ventral tegmental bölüm: Motivasyon merkezi. Dopamin hormonu üreterek insanı harekete geçirir ve motive eder. Erkeklerde daha aktif.
7- Periaqueductal gray: İstenmeyen acı ve mutluluğun kontrol edildiği bölüm. Cinsel ilişki sırasında erkekte daha aktif.
8-Ayna nöron sistemi: “Ne hissettiğini hissediyorum” dememizi sağlayan empati sistemi. Çevremizdeki insanların yüz ifadesi, ses tonu ve vücut dilinin verdiği ipuçlarını değerlendirir. Kadınlarda daha büyük ve aktif.
9-Anterior cingulate korteks: Cezadan korkmamızı sağlayan ve cinsel performansa dair kaygıları içeren merkez. Erkeklerde daha küçük. Seçenekleri değerlendirip karar vermemizi sağlar, testosteron hormonu ceza korkumuzu azaltır.
10-Önprefrontal korteks: Beynin yöneticisi, o ani soruna odaklanır, doğru yargılamalar yapar, aşırı tepkiyi engeller. Kadınlarda daha büyük.
“Erkek ve kadın birbirini anlamaya çalışmasın artık”
İLHAN ŞEŞEN
“Erkekler yaş aldıkça kesinlikle değişiyor, cinselliği daha az düşünüyor mesela, işine karıştırmıyor. Erkek ve kadın birbirini anlamaya çalışmamalıdır, çünkü bu mümkün değil. İki tane tamamen farklı yaratıktan söz ediyoruz, insan olmaları dışında ortak özelliği yok. Bütün sıkıntılar birbirini anlamaya çalışmaktan doğuyor. Beyin araştırmaları yapılıyor bunun için, arkadaşlar çalışsınlar tabii ama araştırmalar sonuca gitmez bence. Konu aşk olduğunda zaten durum daha da farklı, aşk, üzerinde hemfikir olmanız gerekmeyen bir konu.”
“Duygular aynı ama tepkiler farklı”
AYÇA ŞEN
“Bence kadın ve erkek beyin olarak farklı değil, yani zekâları aynı ama davranışları farklı. Topluma uzun süre önce yerleşmiş değerler erkekler üzerinde baskı oluşturuyor ve zihinleri farklı gelişiyor. Mesela duygularını saklamaları öğretiliyor. Yani beyinlerinde duygu tarafı bir nevi zedeleniyor. Aslında duyguları aynı erkek ve kadının ama dışavurumları farklı, olaylar karşısında verdikleri tepkiler farklı. Asıl olan kadın ve erkek farklılığından öte, özgür düşünebilen, farklı pencereden bakan insanlarla anlaşılabilir.”
“Erkek beyni maddiyatla zedeleniyor”
NILGÜN BELGÜN
“Kız çocuklarının beyni kıvrımlı ve yelpazesi daha geniş, pratik zekâya sahipler ve hayata yuvarlak bakıyorlar. Oysa erkek çocukları hayata köşeli, daha düz bakıyor ve teorik zekâları daha kuvvetli. Erkekler 40 yaşına kadar daha masum ve iyi niyetliler, ancak hayat mücadelesi, para kazanma hırsı, maddiyatı öne çıkarmaları, beyinlerinin o yönde gelişmesine sebep oluyor.
Beyinleri maddeye dayalı geliştikçe zedeleniyor, duyguları azalıyor. 40 yaşını geçmiş erkeklerle duygusal ilişki kurmak zorlaşıyor. Günümüzde babalık da değişiyor. Yeni nesil babalar kadından çok çocuğa değer veriyor. Eskiden eşit değer verirlerdi, ancak şimdi çocuklarını önce çıkardılar.”
“Değişen kadınlar, erkekler değil”
TULUHAN TEKELIOĞLU
“Louann Brizendine’in ‘Kadın Beyni’ kitabını okudum, kadının erkekten farklı olduğunu söylüyor, kesinlikle doğru, kadını hormonlarının yönettiği tespitine de katılıyorum. Değişen kadınlar, erkekler değil, Değişme regl ile başlıyor, menopozla zirveye ulaşıyor. Bu değişimler erkeğin korkulu rüyası. Kadın ancak hormonlarını yönetebiliyorsa akılcı oluyor. Kadınları anlamak için ‘40’ında 40 Kadın’ projesini yaptım, erkekleri anlamak için de ‘50’sinde 50 Erkek’ projesine başladım. Kadını anlıyoruz çünkü kendini ifade ediyor, oysa erkek için duygularını bastırmak erdem, paylaşmak zayıflık. Erkeğin algılayamadığımız, göremediğimiz tarafları var, yüzeysel tanımlıyoruz erkeği. Toplumda var olan temel bilgi ‘erkek güçlüdür’, oysa güç para kazanarak, iktidarla olmaz, güç içten gelir ve duygularını paylaşarak, kendini başkalarına açarak gelişir. Pek çok erkek gerçek gücün ne olduğunu bilmeden yaşayıp gidiyor. Problem erkeklerde, ancak birbirimizin beynini anlamak çok önemli.”
“Erkeği beyni değil toplum değiştiriyor”
METIN ÖZÜLKÜ
“Bence bir erkeğin erkek olmasında fizyolojinin etkisi en fazla yüzde 15’tir. Kendimde, çocuklarımda, etrafımda da gözlemliyorum, toplum önce ebeveynleri, ebeveynler de kendi çocuklarını yönlendiriyor. Çocuklara bebeklikten itibaren ‘sen kızsın’, ‘sen erkeksin’ tavırları gösteriliyor. Mesela erkek çocuklara mavinin ve benzerlerinin renk olarak yakışacağını, araba, asker gibi erkeksi oyuncakların onları daha mutlu edeceğini bir şekilde belirtiyoruz. Üç yaşına kadar, alt bilinç oluşurken bu şekilde sinyallerle büyüyorlar. Erkek olmalarında ebeveynlerin ve toplumun etkisi yüzde 80’dir bence.
Mesela bir oğlum 1.5-2 yaşlarındayken kırmızıyı, pembeyi, renkleri seviyordu, ama şimdi 7 yaşında bu kalmadı. Ben de böyle büyüdüm, ama baba olunca tüm bunların, hatta hayatın farkına vardım. Evine, ailesine, karısına karşı sorumluluk sahibi bir insan olduğuma inanıyordum ama baba olduktan sonra gerçek sorumluluğun ne demek olduğunu anladım. Bir de olgun yaşta baba olmanın avantajını yaşadım ben, hayatı analiz etmiş, 40 yıl baba olmayan Metin’i tanımıştım. Öyle olunca babalık büyük keyif oldu, onları hayata karşı savunabilme içgüdüsünü yaşadım.”