Antik Aryan medeniyetinden geriye kalan son topluluk olduğuna inanılan Drokpalar, çağlar boyunca işgallere tanık olmuş ve kozmopolit bir kültürle harmanlanan Hindistan'da özünü koruyabilmiş homojen tek halk olarak görülüyor.
Orta Asya halklarına oldukça benzer kültürel özelliklere sahip olan Drokpaların en dikkat çekici özellikleri sond erece süslü başlıklar kullanmaları. Bu başlıklarda özellikle çiçekler öne çıkan motifler arasında.
Genelde iri ve renkli gözlere sahip olan Drokpa halkı, Hindistan'daki genel nüfusa oranla daha uzun boylu olmalarıyla ilgi çekici bir geçmişe sahipler. Drokpaların köklerinin dayandığı Aryan medeniyeti, ana vatanları Pakistan olan ve Hint-Avrupa dilini konuşan tüm ulusların çıkış noktası olan bir geçmişten geliyor.
Bu özelliğiyle ilginç bir karmayı Drokpalar kültürlerinde barındırıyorlar. Dış görünüşleriyle Ural Altay dil grubuna ait olan Orta Asya Türklerinin ve Moğollarının kopyası gibi olsalar da aslında Hint Avrupa kökenli bir iletişime sahipler. Bu ilginç karma Drokpalar'ı yaşayan halklar arasında çok özel bir noktaya koyuyor. Tibet dilinde göçebe manasına gelen "Drokpa" kelimesi dünya üzerinden silinmek üzere çünkü bu halka mensup insanlar gün geçtikçe azalıyor.
Son yıllarda şehirlere göç eden ve kıtlık sebebiyle ilkel yaşamlarından vazgeçmeye başlayan Maassailer, yok olmakla karşı karşıya olan halk.
Batı Hindistan'da varlıklarını sürdürmeye çalışan Rabariler 1000 yıl kadar önce İran platosundan sürgün edilmiş bir topluluk. Yaşadıkları sürgün sonrasında göçebe bir hayata adapte olan Rabariler, Ay'ı kutsal görür ve Dolunay gecelerinde renkli kıyafetleriyle Ay'ı selamlarlar.
Kadınlarda gümüş takılar ve dövmeler ellerde, yüzlerde olmazsa olmazdır. Erkeklerde ise bıyık bırakmak önemli bir ritüeldir. Kendi kültürlerine göre Aydan gelen Rabariler'in İran'dan sürgün edilmeden önce bu bölgeye de yine göçle geldikleri bilinir.
Güney Papua'da varlıklarını sürdürmeye çalışan Korowailer, yüksek ağaçlara kurdukları evlerde genelde sekizer kişilik aileler halinde yaşayan bir kabile. Genelde muz ve bölgede buldukları hayvanlarla beslenen Korowailer, bu besinlerden mahrum kaldıklarında ağaç kabukları, kurtçuklar ve böceklerle idare ediyorlar. Ama en sevdikleri beslenme yöntemi yamyamlık!
İlk kez 2010 yılında ülkenin nüfus sayımına dahil edilen Korowailerin yaklaşık 2000 kişilik bir topluluğa sahip olduğu düşünülüyor. Nüfusları giderek azalan Korowailer yaşasın ve yamyamlık devam etsin demiyoruz elbette ama onların da bu dünyayı bizimle paylaştığını ve bir şekilde insanlık mozaiğine renk kattıklarını unutmamak gerek.
Dış dünyaya en kapalı toplumların başında gelen Huliler, yüksek dağlarlar çevrili bir platoda yaşıyorlar. Yüzlerini ve vücutlarını boyama konusunda saplantılı bir topluluk olan Hulileri boyasız görmek neredeyse imkansız.
Nehir insanları anlamına gelen 'Cocopah' kabilesi yani Kokopalar Amerika'nın Colorado nehri çevresinde 500 yıldan fazla bir süredir yaşıyorlar. Bu bölgeye nereden geldikleri net olarak bilinmeyen Kokopalar, günümüzde 1.300 kişilik bir topluluğa sahipler ve kendi dillerini konuşabilen sadee 10 kişi hayatını sürdürüyor.
Göçebe bir Sibirya kabilesi olan Nenetler, kışları eksi elli derecelere düşen sıcaklıklara karşı adapte olmuş bir halk. Büyük geyik sürüleriyle hayvancılık yapan Nenetler, çiğ ete de düşkün bir kültüre sahip.
Nenetler geyikleri kestikten sonra pişirmeden kanlı kanlı bir şekilde yemelerinden ötürü vahşi görülseler de son derece dost canlısı ve yumuşak kalpli insanlar olarak tanınıyorlar.
Bir başka göçebe kabile olan Mursiler, yaşam alanları giderek daralan bir topluluk. Nüfusları hızla azalan Mursiler, süse düşkünlükleriyle tanınıyorlar.
Özellikle kadınların daha güzel görünmek için dudaklarına taktıkları tabağa benzeyen disklerle oldukça sıra dışı görünen Mursiler, bu tabaklar çıktıktan sonra tamamen deforme olmuş dudaklarla yaşamak zorunda kalıyorlar.
Yörük, Türkçe'deki yürümek fiilinden türemiş bir ad olduğu düşünülmektedir. Ancak Yörük aynı zamanda cesur ve sağlam yürüyen anlamına da gelir. Tarihte ilk defa Türklerin ana vatanı olan Ötüken'den yola çıkarak özellikle batıya doğru ilerleyen göçebe Türkmen boylarıyla başlayan Yörük kültürü, dünyadaki diğer göçebe toplumların aksine kendi yaşama alanına kapalı kalmamış ve yerleştikleri bölgelerde dünyaya hükmeden imparatorluklara dönüşmüşlerdir.
Batı Hun İmparatorluğu, Gazneliler, Selçuklular ve Osmanlı İmparatorluğu bu Yörük kabilelerin kurdukları büyük devletlerden bazılarıdır. Kınık ve Kayı boyları günümüze kadar adlarını ulaştırabilmiş önemli Yörük toplulukların başında gelirler.
Günümüzde Yörükler, Türkiye'de Toros dağlarının iki ucunda az da olsa varlıklarını sürdürmektedirler.
Balkanlarda ise Bulgaristan, Yunanistan ve Makedonya'nın dağlarında tek tük Yörük kervanları görülebilmektedir. Yörük kültürü bugün her ne kadar festivallerle ve çeşitlik etkinliklerle yaşatılmaya çalışılsa da, gün geçtikçe yok oluyor. Atalarımızdan miras kalan pek çok gelenek ve göreneği el değmemiş haliyle sosyal hayatlarında yaşayan Yörükleri daha fazla anlayıp, onlara daha fazla sahip çıkmamız gerekiyor.