ASLI ÖRNEK / GÜNAYDIN
Ensest ilişkiyi anlatan ‘Atlıkarınca’ filminin senaristi ve oyuncusu Mert Fırat, “Kadın hayranlarımın çokluğu egomu artırmaz. Çünkü popülarite geçicidir. Eğer televizyona üç ay iş yapmazsanız, kimse sizi tanımaz!” dedi ve ekledi: 40, 50, 60 yaşlarındaki kadınlarla aram iyi. Beni evlatları gibi görüyorlar
47’nci Altın Portakal Film Festivali’nde, senaryosunu İlksen Başarır’la birlikte yazdığı ve oynadığı ‘Atlıkarınca’yla ‘En İyi Senaryo Ödülü’nü kucaklayan Mert Fırat, “Ödül tabii ki insanı mutlu ediyor. Ama almadığım zaman da dert etmiyorum. Şimdi sıra üçüncü filmde” dedi. Fırat’la ‘Atlıkarınca’yı, kadın hayranlarının ilgisini ve 90 kilodan 72 kiloya nasıl düştüğünü konuştuk.
ENSEST KONUŞULSUN İSTİYORUZ
* ‘Atlıkarınca’ nasıl bir film?
‘Atlıkarınca’ aile içi cinsel istismarı anlatıyor. Biz, filmimizi bir aile trajedisi diye adlandırıyoruz.
* Ne kadar süredir bu projeyle uğraşıyorsunuz?
Ön hazırlığımız yaklaşık dört ay sürdü, iki yıldır da yazıyoruz. Senaryosu için çeşitli makaleler, tezler ve araştırmalar okuduk. Psikologlarla ve konunun uzmanlarıyla görüştük. Konu oldukça hassas olduğu için ince eleyip sık dokuduk. Bizim bu filmdeki derdimiz ensesti konuşulur hale getirmek... Aslında bu olay sadece Doğu’da yaşanmıyor, en eğitimli insan bile bunu yapıyor. Hatta ensestin en çok görüldüğü ülke Fransa. Ama onlar, bu sorunun çözümü için özel çalışmalar yapıyor. Biz de bu konuyu tabu olmaktan çıkarıp tartışılır hale getirmek istedik.
* Antalya Film Festivali’nde “Bizim ödül almak gibi bir kaygımız yok! Filmi de kendimiz için çektik” demiştiniz. Ama ‘En İyi Senaryo’ Ödülünü aldınız. Bu size ne hissettirdi?
Gerçekten ödül almak gibi bir kaygımız yoktu. Biz oraya filmi tanıtmak için gittik. Bu arada “Ödül almaya ihtiyacımız yok” da demedim, o cümle biraz çarpıtılmış. Ödül almak tabii ki çok keyifli ama almadığımız zaman da üzülmüyoruz. Çünkü festivaller ve ödüller başarının kıstası olmamalı. Biz, ‘Başka Dilde Aşk’la yaklaşık 16 ödül aldık. Şimdi filmimiz Floransa’ya gidiyor. Dünyanın en eski kadın filmleri festivaline katılacak. Tabii ki bunlar insanı mutlu ediyor. Ama almadığımız zaman bunu kendimize dert etmiyoruz. Biz İlksen’le nasıl olsa üçüncü filmimizi çekeceğiz.
* Yeni filmin hazırlıklarına başladınız mı peki?
Evet, Haziran ayında da çekimlerine başlayacağız.
DERDİ OLAN FİLM ÇEKİYORUZ
* Yine böyle el değmemiş bir konuyu mu işleyeceksiniz?
Şu anda iki farklı senaryomuz var. Biz, derdi olmayan film çekemiyoruz, öyle bir sorunumuz var. Derdi olmayan film; ancak reklam filmi olabilir. Dolayısıyla bu tarz bir işe soyunduğumuzda kendimizi boşa çalışmışız gibi hissediyoruz. Zaten bu tür film yapan çok insan var. Onlara da itirazımız yok! Belki bir gün biz de hiç derdi olmayan, eğlenceli bir film yaparız.
* Senaryosu ne üzerine olacak?
Bunu söylemeyeyim. Ama “İlksen Başarır psikolojik veya sosyal içerikli filmler yapar” diye sınıflandırılmasını çok istemiyorum. Çünkü bence sanatta kısıtlama, sınırlandırma olmamalı...
REJİMİ BOZUNCA EŞİMİ ALDATMIŞ GİBİ HİSSEDERİM
Mert Fırat, Ankaralı diyetisyen Elvan Odabaşı Kanar’ın yardımıyla 90 kilodan 72 kiloya nasıl düştüğünü anlattı.
* Elvan Hanım’la nasıl tanıştınız?
Mert Fırat: Bir arkadaşımın aracığıyla tanıştım. Arkadaşım kendisinin disiplininden ve sempatisinden bahsedince, “Bir deneyeyim” dedim. Zaten ben eski sporcuydum, kürek sporuyla uğraşıyordum. Beslenme konusunda bilgim vardı ama eksikliklerimin olduğunun farkındaydım. Tanışır tanışmaz Elvan, beni bir tarttı kucakladı, bayağı ele gelir olmuşuz. Ben de onu bir tarttım ve güvenilir bir insan olduğunu anladım. (Gülüyor)
* Ne kadar süredir birlikte çalışıyorsunuz?
M.F.: Aslında beş yıldır tanışıyoruz. İlk gittiğimde 90 kiloydum. Beş ayda 72’ye düştüm.
* Nasıl bir sistem hazırladı size?
Mesela yediklerinizi deftere yazıyor musunuz? M.F.: Evet! Elvan’ın müritleri hep beraber yazıyoruz, okuyoruz. Elvan Hocam bize muskalar yazıyor, öyle zayıflıyoruz. (Gülüyor) Ben ticari diyetisyen olsam şöyle yapardım; danışanı kendime bağlı tutar ve çok da bir şey öğretmezdim. “Neden bunu yiyorum?” diye sorduğunda, “Bunu yemeniz daha iyi” derdim. Elvan hepsinin sebeplerini büyük bir sabırla anlatıp sonrasında da hayata dair bir şeyler öğretiyor. Yani belli bir zaman sonra “Senin bana ihtiyacın yok, artık ne yiyeceğini biliyorsun” diyor.
* Elvan Hanım Ankara’da yaşıyor. Sık sık telefonlaşıyor musunuz?
M.F.: Elvan Hanım danışanlarını sürekli taciz ediyor! Saat mefhumu olmayan biri... İnsan ona ihanet edince, eşini aldatıyormuş gibi hissediyor.
SOFRADA GÖRÜNCE ARADIM
* Elvan Hanım Mert Bey nasıl biri?
E.K.O.: Mert öğrenmeye açık biri... Kendi kendinin diyetisyeni olabilir. Çünkü birçok şeyi merak ediyor ve araştırıyor. Ben ona sadece motivasyon açısından
yardım ediyorum.
* Ekranda gördüğünüzde “Mert kilo almışsın” diye telefon açıyor musunuz?
E.K.O.: Açıyorum. Mesela; ‘Kapalıçarşı’ dizisinin bir sahnesinde rakı sofrasına rastladım. Telefon açıp ‘Onlardan yedinmi?’ diye sordum. Hiç yememiş...
TWITTER’DA HESABIM YOK
* Kadın hayranlarınız sizi Facebook ve Twitter’dan taciz ediyormuş. Öyle bir şey var mı?
Bir kere benim Twitter hesabım yok, sahte bir Mert Fırat var. Dava açacağım kendisine. Facebook’ta da resmimi kullanan Mert Fırat diye iki kişi var. Benim 40, 50 ve 60 yaş üstü kadınlarla aram çok iyi ve bundan memnunum. Beni evlatları gibi seviyorlar.
CİP HAYALİ KURMUYORUM
* Bir oyuncunun bu kadar çok kadın hayranının olması egosunu artırır mı?
Ego problemi varsa artırır ama benimkini artırmıyor. Çünkü popülarite geçici... Televizyona üç ay iş yapmayın, kimse sizi tanımaz.
* Gördüğünüz ilgi sizi şaşırtıyor mu?
Altın Portakal’daki ve sokaktaki tepkilerden ‘Başka Dilde Aşk’ın bana ve İlksen’e çok şey kazandırdığını düşünüyorum.
* Bu duygu üzerinize sorumluluk getiriyor mu?
Ben bu sorumluluktan korkmuyorum. Benim çok para kazanıp, cip almak gibi bir hayalim yok! Ben hayat boyu kitap okuyacağım, sergileri gezeceğim, arkadaşlarımın oyunları izleyeceğim.
REKLAM AŞKI TEKLİFLERİ ALDIM
* Siz bu filmde kötü bir karakteri canlandırıyorsunuz...
Filmde ‘Erdem Yalçın’ diye bir karakteri oynuyorum. Ama benim için salt kötü yoktur. Bütün karakterlerin derinlikleri var. Biz Erdem’i daha yaşayan, kendince problemleri olan, evdeki hayatında daha agresif ve sorunlu ama dışarıda çok daha samimi bir adam olarak kurguladık.
YAPMACIK BİRİ DEĞİLİM
* Peki insanların size olan sevgisini neye bağlıyorsunuz?
Samimi görüyor olabilirler. Çünkü gerçekten yapmacık değilim! İnanmadığım hiçbir şeyi izleyiciyle paylaşmıyorum. Seyrederken rahatsız olacağım bir şeyi başkalarına seyrettirmek doğru değil! Bundan para kazanmak amaçlı da olsa.
* Size telefon açıp, gerçekten “Seninle sevgiliymiş gibi davranalım. Bu ikimize de yarar sağlar” diyen insanlar oldu mu?
Oldu ama son iki yıldır buna cesaret edemiyorlar. Zaten profesyonel oyuncular ömürlerinin daha uzun olması için böyle bir şeye asla başvurmazlar.