Arabesk müziğin unutulmaz ismi Müslüm Gürses, aramızdan ayrılalı üç yıl oldu...
3 Mart 2013'te yaşama veda eden usta sanatçıyı, saygı ve sevgiyle anıyoruz...
MÜZİK DÜNYASININ 'MÜSLÜM BABA'SI
"İlkokulu bitirdim. Gerisi yok. Adana'da damda yatarken uzun hava okudum. Arkadaşım Halkevine gidiyordu. Ben de gittim. Derken Çukurova Radyosu'nda sanatçı oldum"... Daha adını kimsenin duymadığı 1968 yılında çıkardığı 45'likleriyle müzik dünyasına adım atan Müslüm Gürses, bir röportajında kendisini böyle anlatmıştı.... Kısacık 5 cümle.. Oysa o Türkiye'nin popüler kültür hayatında bundan çok daha fazlası.
7 Mayıs 1953'de Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesine bağlı Fıstıközü köyünde kerpiç bir evde dünyaya geldi Müslüm Gürses... Ya da ünlü olmadan önceki adıyla Müslüm Akbaş.
Annesi Emine tipik bir köylü kadınıydı. Babası Mehmet ise rençber. Müslüm Gürses henüz 3 yaşındayken ailesi maddi nedenlerle Adana'ya göç etti.
Gürses daha küçücük yaşta türkü söylemeyi çok seviyordu. Bu yüzden bağlama çalmayı da öğrenmişti daha o zamanlar.
Şarkıcılığı meslek olarak seçeceği daha 13 yaşındayken belli oldu Gürses'in. Adana'da bir çay bahçesinde şarkı söylemeye başladı. Hem sevdiği işi yapıyor hem de aile bütçesine katkıda bulunuyordu.
1967 yılından itibaren TRT-Adana-Çukurova Radyosunda da her hafta cumartesi günü canlı olarak türküler söyledi.
1968 yılından itibaren piyasaya ilk 45'likleri çıkarmaya başladı. İlk plağı ise 1968 tarihli "Emmioğlu/Ovada Taşa Basma" oldu.
Daha sonra 1969 yılında yine İstanbul'da Palandöken firması ile çıkış parçası olan "Sevda Yüklü Kervanlar"ı içeren "Sevda Yüklü Kervanlar/Vurma Güzel Vurma" isimli 45'lik Plağı çıktı. Bu plak tam 300.000 adet satarak rekor kırdı.
Gürses, bu plaktan sonra askerliğini yaptı, tekrar İstanbul'a gelerek aynı firmada plaklarını çıkarmaya devam etti. Palandöken firması ile tam 13, sonra Bestefon firmasi ile tam 4, daha sonra Hülya Plak ile tam 15 ve nihayet Çın Çın Plak ile tam 2 adet 45'lik plak yapti.
Karşılaştıklarında takvimler 1980 yılını gösteriyordu. İkisi de Malatya'da çalışıyordu. Ve daha ilk gün kavga ettiler. O günleri bir röportajında şöyle anlatıyordu Muhterem Nur:
"Onu tanımıyordum, benden sonra sahne almasına bozuluyordum. Hatta kızdırmak için, sahneden inince halkın arasından kırıta kırıta yürüyordum, dikkati kendi üzerime çekeyim, ona bakmasınlar diye. Ama pek öyle olmuyordu, Müslüm çıkınca herkes kendini yerlere atıyordu. Onun repertuarından bir parça okuyunca kavga ettik, çünkü benden hesap sormaya kalkıştı. Bu kavga ilginçtir, bizi birbirimize daha fazla yaklaştırdı.'