Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Tuncel Kurtiz: Hayatta en çok annemi özledim!

Sokakta rahatça yürüyemeyecek kadar şöhret sahibi. Yeteneği, ustalığı ise bu şöhretten çok daha ileride. Ama kimin umurunda? İnsanların değerlerinin ne yaptıklarıyla değil, televizyonda ne kadar gözüktüğüyle ölçüldüğü bir coğrafya ve zaman bu. Şöhret, ulaşılabilecek en yüce mertebe. Sınır, gökyüzü. Tek istediğimiz, onunla bir fotoğraf çektirmek. Neden? Sevgiden mi, yoksa insanlara “şöhret” denen şeye bir anlığına da olsa çok yakın olduğumuzu kanıtlamak için mi? Sorularımızı, Ramiz Karaeski’ye değil, Tuncel Kurtiz’e sorduk...

Tuncel Kurtiz: Hayatta en çok annemi özledim!

Sokakta rahatça yürüyemeyecek kadar şöhret sahibi. Yeteneği, ustalığı ise bu şöhretten çok daha ileride. Ama kimin umurunda? İnsanların değerlerinin ne yaptıklarıyla değil, televizyonda ne kadar gözüktüğüyle ölçüldüğü bir coğrafya ve zaman bu. Şöhret, ulaşılabilecek en yüce mertebe. Sınır, gökyüzü. Tek istediğimiz, onunla bir fotoğraf çektirmek. Neden? Sevgiden mi, yoksa insanlara “şöhret” denen şeye bir anlığına da olsa çok yakın olduğumuzu kanıtlamak için mi? Sorularımızı, Ramiz Karaeski’ye değil, Tuncel Kurtiz’e sorduk...

RÖPORTAJ: EGE GÖRGÜN / ESQUIRE

Tuncel Kurtiz: Hayatta en çok annemi özledim!

Bir süredir, “Ramiz Dayı” röportajları okumaktan; yani medyanın, haberleriyle sanki “Ezel”den önce, Yeşilçam’dan önce Tuncel Kurtiz diye biri yokmuş gibisinden popülist bir hava yaratmasından rahatsız, bir o derecede de sıkılmış vaziyetteydim. Ramiz Dayı’yı olabildiğince unutmaya çalıştım bu söyleşiyi gerçekleştirirken ki bir dünya sanatçısı olarak bu ülkenin sanatına büyük değer katan bir adamı, Tuncel Kurtiz’i unutmayayım.

Tuncel Kurtiz: Hayatta en çok annemi özledim!

Tuncel Kurtiz’in unutulmuş olduğu (Acaba, hiç hakkıyla hatırlanmış mıydı?) gerçeği, daha röportajın başında ortaya çıkıyor. İnternet’deki çoğu kaynakta, Bilecik doğumlu ve fi loloji mezunu olduğu yazıyor. Oysa bunlar, tamamen yanlış.

Tuncel Kurtiz: Hayatta en çok annemi özledim!

Bu usta sanatçının hemşerim olduğunu öğrenmenin şaşkınlığıyla başlıyorum, sohbete. Tamamen rastlantı eseri keşfediyorum, bu durumu. Yoksa benim aklımda “Nerelisiniz?” diye sormak yok. Altın Portakal Film Festivali vesilesiyle, hepimiz Antalya’dayız. Söyleşi, Hillside Su’nun bahçesinde gerçekleşiyor. Tanışma faslı daha yeni bitmiş ki, bebek arabasıyla, yönetmen Mehmet Bahadır Er geçiyor yanı başımızdan.

Tuncel Kurtiz: Hayatta en çok annemi özledim!

Tuncel Kurtiz, “Küçük Timur”u görünce, hemen ayağa fırlıyor. Şirinlikler yapıyor, arabasındaki bebeğe ama fazla sokulmuyor. “Benim çocuk sevmem, bu kadar işte!” diyor, gülerek bana. Kısa fi lm çektiği günlerinden beri tanıdığım Bahadır’la tanıştırıyorum, Kurtiz’i. Diğer bilgilerin yanı sıra, hemşerim olduğunu da ekliyorum Bahadır’ın. “Neresi?” diye soruyor, Kurtiz. “İzmit.” diyoruz, bir ağızdan. “E ben de İzmitli’yim.” deyince, İnternet’in güvenilmezliği bir kez daha ortaya çıkıyor.

Tuncel Kurtiz: Hayatta en çok annemi özledim!

“Yanlış onlar.” diyor. “Bilecik’te değil, İzmit’in Bahçecik nahiyesinde doğmuşum ben. Nazmi Oğuz, benim dayım (2007 yılında 102 yaşında kaybettiğimiz eski sporcu, sinema işletmecisi ve milletvekili Nazmi Oğuz; İzmit’in tarihinde yer etmiş, çok muhterem bir şahsiyet.).

Tuncel Kurtiz: Hayatta en çok annemi özledim!

Üniversite mezunu falan olduğum da doğru değil. Bitiremedim ki. İlkin, babam elimden tuttu, hukuk fakültesine yazdırdı beni. 15 gün devam edip, fi lolojiye geçtim. Sonra bırakıp, felsefeye devam ettim; psikolojiye baktım biraz, biraz da sanat tarihine. Ama hiçbirisini bitirmedim.” Gördüğünüz gibi, işe, Tuncel Kurtiz’in gayet dezenformasyona uğramış hayat hikâyesinden kısaca bahsederek başlamak şart.

BİZE ULAŞIN