İŞ'TE İNSAN - 07.03.10
Feride CEM
feride.cem@sabah.com.tr
“En büyük sıkıntı yetişmiş insan”
Ankara’nın önde gelen müteahhit ailelerinden Büyükhanlılar, son yıllarda turizm yatırımlarıyla dikkat çekiyor. 27 kuzenden oluşan ikinci kuşağın tercihi, genelde bu yönde olmuş. Ömer Büyükhanlı “kökenimiz inşaat” dese de kendisi de turizm yatırımına öncelik verenlerden. Yine de Amerika’da aldığı inşaat mühendisliği eğitimi yüzünden bu alandan kopamıyor ve gündemine bu yıl başlayacağı bir iş merkeziyle konut projesini de almış.
“Krizler bizi korkutmuyor; istihdamı kesmek istemiyoruz” diyen Büyükhanlı, yapacakları yeni yatırımlarda yüzlerce kişiye istihdam yaratacaklarının müjdesini veriyor. Tüm iyimserliğine rağmen Yunanistan’la başlayan ve diğer Avrupa ülkelerini de etkisi altına alan son dalgadan tedirgin olmuşa benziyor. Avrupa’nın bu krizini “minimum hasarla atlatmak için yeni pazarlara yönelen” Büyükhanlı ile yeni yatırımları üzerine konuştuk.
Turizmciler için krizler bir türlü bitmiyor. Şimdi de Avrupa’da pek çok ülke ciddi sıkıntı yaşıyor. Bu durum işlerinize nasıl yansıyor?
Anadolu yakasının tek beş yıldızlı uluslararası oteliyiz. Bir anlamda bunun avantajlarını yaşıyoruz. Ancak müşterilerimizin yüzde 80’i yabancılardan oluşuyor. Bunun da büyük bir kısmı Avrupa’dan gelen misafirler dolayısıyla Avrupa’daki herhangi bir olumsuzluk, direkt satışlarımıza yansıyor. Müşterimiz İngiltere ağırlıklı. Kriz Avrupa’ya –bizdeki gibi- teğet geçmediği için etkileri sürüyor. Avrupa’daki otellere kıyasla yine de daha iyi olduğumuzu söyleyebilirim.
Sıkıntılar nedeniyle şirketlerin ilk tepkisi seyahatleri kısmak şeklinde mi oldu?
Evet birçok firma ilk tepki olarak bu kısıntıya gidiyor. Böyle dönemlerde seyahatlerin yerini telekonferans alıyor; bu nedenle de misafirlerimiz azaldı. Biz de yeni pazar arayışına girdik. Ama tüm çabalarımıza rağmen bir azalma söz konusu. Bu sene içinde biraz daha iyileşir diye bekliyoruz.
Bir de Anadolu yakasında artan bir rekabet söz konusu. Bu yakanın “tek uluslararası tek beş yıldızlı otel” unvanınızı kaybediyorsunuz. Bunun için ne gibi önlemler aldınız?
Hala Anadolu yakasının tek uluslararası oteliyiz ama yakında rakiplerimiz geliyor. Bu bizi tedirgin etmiyor çünkü bu yakada pazar büyüyor. Çünkü birçok uluslararası firma merkezini Anadolu yakasına taşıdı. Kiralar daha düşük olduğu için firmalara cazip geliyor. Pek çok yatırımcı da bu potansiyeli gördüğü için yatırıma başladı. Yalnızca Formula 1’e güvenip yatırım yapanlarda oldu. Bu etkinliğin potansiyeli öyle abartıldı ki inanamadık doğrusu. Oysa Formula yarışı yalnızca dört gün sürüyor: Perşembe başlayıp pazar günü bitiyor; bu kadar kısa bir süre için otel yatırımı yapılmaz.
İlk olmanın avantajları var mı peki?
En önemli avantajımız, müşterinin ayağının alışması; biz bunu yarattık. Anadolu yakasındaki bütün büyük firmalar müşterimiz. Elbette yüzde 100 bizimle çalışmıyorlar ama ağırlık bizde. Bazen daha uygun fiyatlı otelleri seçebiliyorlar. Ancak prestijli misafirleri ve toplantıları için mutlaka bizi tercih ediyorlar.
Tüm bu gelişmeler İK politikanızı nasıl etkiledi. Eleman azaltınız mı?
Hayır. Kesinlikle krizi bahane ederek böyle bir yönteme başvurmadık. Sadece ayrılan arkadaşlarımızın yerine yenilerini almadık. Tasarruf olarak sadece bunu yaptık diyebilirim. Yaklaşık 300 çalışanımız var.
Siz eleman alımlarının neresindesiniz?
Her şeyi departman müdürlerimize bırakıyoruz. Ancak bizim tavsiyemiz oluyor elbette. Güler yüzlü, müşteriye hitap eden elemanların alınması yönünde tavsiyede bulunuyoruz. Tecrübeyi de önemsiyoruz. Ancak departmanların başına eleman alındığında mutlaka onayımız oluyor.
İş başvurusu sayısında artış var mı?
Maalesef çok başvuru oluyor. Bu yoğunluğa rağmen hem inşaatta hem turizmde çok kaliteli eleman bulunamadığını düşünüyorum. Kendini rakiplerinden ayrıştırmamış, yetiştirememiş eleman çok fazla. Benim en büyük gözlemim ve şikayetim bu. Bunun yanı sıra ilk başta bazıları kendini çok iyi pazarlıyor ama kısa sürede ne olduklarını anlıyoruz.
Aile şirketi olmanız çalışanlarınız tarafından bir sorun olarak algılanıyor mu?
Evet, “çok karışan olur” diye kaygıları olabiliyor ama biz daha çok arka planda kalmayı ve sadece kontrol etmeyi istiyoruz. Tüm çalışanlarımızın şikayetlerini önemser ve takip ederim.
Herkesin yatırımlarını askıya aldığı bir dönemde yatırım hazırlığında olduğunuzu görüyoruz…
Evet Göztepe’de 46 daireli bir konut projemiz var. Bir de Ataşehir’de mevcut otelin yanında, 14 bin metrekare kullanılabilir alanı olan bir iş merkezi düşünüyoruz. Burayı da kiraya vermek istiyoruz. Bu yatırıma karar verirken yine Anadolu yakasının potansiyelini dikkate alacağız. Üst gelir grubuna yönelik konut projesine hemen, iş merkezine de bu yılın sonuna doğru başlayacağız.
Neden iş merkezi yapacaksınız?
Aslında bu yatırım için henüz net değiliz. Marriott markasının devamı olacak bir otel yatırımı da yapabiliriz. Biraz daha uygun fiyatlı satabileceğimiz, dört yıldızlı bir otel düşünüyoruz. Çünkü onlara da talep var ve buna yanıt vermek istiyoruz. Henüz otel mi yoksa iş merkezi mi olacak tam karar vermedik. Şimdilik iş merkezi daha cazip görünüyor.
Konutta yine butik bir proje olacak galiba…
Aile olarak 60’lardan bu yana bu işin içindeyiz. Toplu konut mantığı ile iş yapmıyoruz. Butik kalalım, kaliteden taviz vermeyelim istiyoruz. Kontrol edebileceğimiz büyüklükleri tercih ediyoruz. İşimizi zevk alarak yaptığımız için daha başarılı oluyoruz. Konutları, kendimiz oturacakmışız gibi düşünüyoruz, detaylarını da ona göre planlıyoruz.
Belirsizliklerin bu kadar fazla olduğu bir ortamda yatırım yapmaktan korkmuyor musunuz?
Bizim aile durmayı sevmez, her halükarda yatırıma devam eder. İstihdamı kesmek istemiyoruz. Nasıl olsa krizlere alıştık. Ayrıca bilmediğimiz işe girmiyoruz, inşaat asıl işimiz. Burada temkinli büyüyoruz. Babamızın “kontrol edemeyeceğiniz kadar büyümeyin” diye nasihatı var. Bu nedenle borçlanarak ve risk alarak yatırım yapmayı doğru bulmuyoruz. Yatırımlarımızı genelde özkaynakla yaparız.
“24 saat çalışabilirim”