Polisiye edebiyatın en ilham verici kadın yazaralarından biri olan Agatha Christie'nin ilk göz ağrısı dedektifi Hercule Poirot'nun yanı sıra bir de cevval kadın dedektifi Miss Marple'ı vardır. Miss Marple, polisiye dünyasında, kadın zekasını başarıyla temsil eden ilk örneklerdendir.
Ve Ayna Kırıldı, Miss Marple'ın en hoş serüvenlerinden biri. Çünkü bu kez öykünün içinde film yıldızları da boy gösteriyor. Olaylar her zamanki gibi küçük bir İngiliz kasabasında başlıyor. Kasabanın insanları büyük bir heyecan içindedir, çünkü bir zamanların en müthiş film yıldızı Marina Gregg, eski bir malikaneyi satın almıştır ve çok yakında geleceği duyulmuştur. Marina bütün ihtişamına rağmen mutsuz bir hayat yaşamıştır ama yine de hala hayran olunan, büyük bir yıldızdır. Marina gelir ve bir de davet düzenler. Davette konuklardan biri ölür. Tüm ipuçları asıl öldürülmek istenen kişinin Marina olduğunu gösterir, çünkü Heather'ı öldüren zehir, Marina'nın kadehindedir. Şüpheler hemen hayatındaki eski ve yeni erkeklere çevrilir. Öte yandan bu, Miss Marple'ın kabullenemeyeceği denli basit bir cevaptır. Marina'nın iki hizmetlisinin de ilerleyen günlerde ölü bulunmasıyla şüphelerinde haklı olduğunu görür. Miss Marple, araştırmalarına başlayınca Marina'nın geçmişinde karanlık sırlar olduğunu görür. Bu karanlık sırların bir bölümü de kasabanın görünürdeki masum insanlarına uzanmaktadır. Öte yandan Christie,
Ve Ayna Kırıldı'da yalnızca bir film yıldızı etrafında şekillenen heyecanlı bir polisiye öykü anlatmıyor. Hikayenin arka planında da II. Dünya Savaşı sonrası yeniden şekillenen ve dönüşen İngiliz toplumundan, küçük kasabalarda dahi görünen, hem fiziki hem de manevi değişimden, dönüşümden bahsediyor. Sinemanın büyülü dünyasının bireyler üzerindeki giderek artan etkisini gösteriyor. Onu asıl olarak bu dönüşüm sonrası psikolojilerde de meydana gelen değişimler ilgilendiriyor. Christie, gözünden en küçük bir detay dahi kaçmayan, zeki kadın dedektifi Miss Marple'ın araştırmacı gözlerini asıl olarak küçük bir kasaba ekseninde yaşanan bu değişime çeviriyor. Christie, Alfred Tenyson'ın şiirinden esinlenerek kitabının adını
Ve Ayna Kırıldı koymuş. Zaten Miss Marple'ın da bu şiirden dizeler mırıldandığına tanık oluyoruz. Christie, romanının öyküsünün merkezini neredeyse tamamen gerçek bir olaya, Gene Tierney adlı bir Hollywood yıldızının yaşamındaki trajediye dayandırmış. Romana dair daha fazla ipucu vermemek için bu gizemi daha fazla açıklayamıyorum ama cinayet kısmı hariç, öyküde anlatılan Marina'nın geçmişindeki trajik olayın aynısının Tierney tarafından gerçekte yaşandığını söyleyelim. Öte yandan 1962'de yayımlanan roman, 1980'de filme de uyarlanmış. Miss Marple'ı, Angela Lansbury canlandırırken, Marina rolünü ise Elizabeth Taylor oynamış. Bol yıldızdan oluşan filmin oyuncu kadrosunda Geraldine Chaplin, Tony Curtis, Edward Fox, Rock Hudson ve Kim Novak gibi birbirinden göz alıcı isimlerin de yer aldığını ekleyelim.
TÜRKÇE ADI DEĞİŞTİ
Roman Türkiye'de ise ilk kez 1964'te, yine Altın Kitaplar tarafından Semih Yazıcıoğlu'nun Türkçe çevirisiyle
Kırık Ayna adıyla yayımlanmış. Altın Kitaplar, 1986'da bu kez kitabın adını biraz değiştirmiş ve yine Yazıcıoğlu çevirisiyle, 1980 tarihli film uyarlamasının bizde de Ve Ayna Kırıldı adıyla gösterilmesinin ardından,
Ve Ayna Kırıldı adıyla tekrar yayımlamış. Şimdiki son baskı da yine Ve ayna Kırıldı adını taşıyor, ancak bu kez Çiğdem Öztekin'e ait yenilenmiş bir çeviriyle, yeniden gözden geçirilmiş.