Günlerdir hastaydı Ayhan Hanım, yakasına yapıştan gripten bir türlü kurtulamıyordu. Yattığı yerden, koridorda arabalarıyla oynayan oğlu Aydan'ın sesini duyuyordu. Üzüldü oğlu için, provalar, konserler derken onunla yeterince ilgilenemediğini düşündü. Vicdan azabı içinde evladını seyrederken eşi Ferit Bey'in; "Hâlâ hazır değil misin Ayhan? Geç kalacağız..." diyen sesini duydu. Ziraat Bankası Umum Müdürü Mithat Dülge akrabasıydı Ayhan Hanım'ın ve o gece evinde bir davet veriyordu. Gitmek istemedi Ayhan, çocuğuyla kalmak istedi. Ama Ferit Bey: "Başvekil de geliyor, ayıp olur," deyince, hayatını değiştirecek kararı verdi; "Tamam," dedi. Bilemezdi elbette o geceden sonra hayatının bambaşka bir yola büküleceğini...
KOCASINA âŞIK OLMADI
Türkiye'nin ilk opera sanatçılarından Ayhan Aydan, küçük yaşta babasız kaldı, annesi Naciye Hanım iki çocuğunu büyük fedakarlıklarla büyüttü. 19 yaşındayken tanıştığı başarılı müzik adamı, Cumhurbaşkanlığı Filarmoni Orkestrası şefi Ferit Alnar'la âşık olmadığı halde evlenmiş ve iki yıl içinde de oğlu Aydan'ı dünyaya getirmişti. Ferit Alnar'a âşık değildi ama onunla saatlerce müzik konuşmaktan, onun sakin ve güvenilir halinden çok etkilenmişti. Aralarında 18 yaş vardı, O gün Ayhan Aydan 26, Ferit Alnar ise 44 yaşındaydı. Mutsuz değildi Ayhan Aydan ama mutlu da değildi.
FERİT ALNAR'IN EŞİYİM
Ankara Çubuk Barajı'ndaki davete gittiklerinde, arkadaşlarını görünce kendisini iyi hisseder genç opera yıldızı, salona Başvekil Adnan Menderes'in girmesiyle hayatı geri dönülmez bir biçimde değişti genç kadının... O gece yanında eşi olduğu halde Başvekil Adnan Menderes, Ayhan Aydan'a çok ilgi gösterdi. O kadar pervasız davrandı ki Ayhan hanım kendisini tanıtırken: "Ben Ferit Alnar'ın eşi opera sanatçısı Ayhan Aydan," dedi. Evliliğinin altını çizmesi, ne Adnan Menderes'i bağladı ne de eşi Ferit Bey'i. Menderes ertesi gün telefon etti, sonra da bir buket çiçek gönderdi. Ne telefonların sonu geldi ne de çiçeklerin, ta ki Adnan Menderes, Yassıada'ya gönderilene kadar. Ferit Alnar ise tabir uygunsa hiç mücadele etmedi bu durumla hemen boşandı eşinden.
ÖTEKİ KADIN AYHAN AYDAN
Ayhan Hanım gibi Adnan Menderes de evliydi, üstelik 12 yıldır süren bir başka ilişkisi daha vardı. Ama hiçbir şey yaşadıkları aşka engel olamadı, ilişkileri beş yıl sürdü. Ama dostlukları hep baki kaldı. Ayhan Hanım iki kez kürtaj oldu, üçüncü hamileliğini Menderes'ten gizledi, erken doğum yaptı, bebek yaşamadı. O hamileyken Menderes başka bir aşka yelken açtı ve İstanbul Emniyet Müdürü'nün Rus asıllı eşi yazar Suzan Sözen ile bir ilişki yaşamaya başladı. Bu arada ülke gitgide karışıyordu, Menderes'e olan muhalefet güçlenmiş, işler içinden çıkılmaz hale gelmişti. Ve olan oldu, asker yönetime el koydu. Menderes ve adamları Yassıada'ya gönderildi. Yapılan mahkeme sonucu Menderes'in idamına karar verildi ve karar ifa edildi. Zor günler geçirdi Ayhan Aydan, o da mahkeme karşısına çıktı. Bebek Davası diye anılan davada, hem ifade hem de hayat dersi verdi herkese, yıllar önce ayrıldığı Adnan Menderes ve aşkına sahip çıktı: "Ben bu adamı çok sevdim," dedi.
ASILDIĞINI RADYODAN ÖĞRENDİ
Ayhan Aydan, Başvekil Menderes'in asıldığını radyodan öğrendi, çok acı çekti çık ağladı. Güçlü bir kadındı yeniden ayağa kalktı. Fakat hayat ona hiç gülmedi. Önce 15 yaşındaki oğlunu, sonra da ikinci eşini kaybetti. Oğlunun ölümü onu çok sarstı, intihara teşebbüs etti ama kurtuldu. 2009'a kadar yaşadı ve olanlarla ilgili hiç konuşmadı...
SANKİ AYHAN HANIM DA BU KİTABI YAZMAMI İSTEDİ
-
Neden bu kitabı yazdınız, ilginiz nereden aynaklanıyor?
- Ben tarihi çok seviyorum, tarihi anlamanın da gerekliliğine inanıyorum. Ancak tarih zordur, öğrenmesi meşakkatli, hazmetmesi güçtür. O yüzden tarihi insan öyküleriyle anlatmayı daha anlamlı buluyorum. Önceki iki kitabımda olduğu gibi
Bir Başvekil Sevdim'de de öyle yaptım. Ayhan Aydan'ın hayatını anlatırken fonda da Menderes dönemi politikaları, darbeye giden yol ve 27 Mayıs İhtilali var.
-
Ayhan Hanım'ın hikayesi sizi nasıl etkiledi?
- Ayhan Aydan aslında öteki kadın. Yaşadıkları pek de kolay kabullenilir şeyler değil aslına bakarsanız. Ama Adnan Menderes'e olan aşkını öyle bir vakarla yaşıyor, yaşadığı aşka öyle bir saygı duyuyor ki etrafında da bir saygı halesi uyandırıyor. Asla pespayeleşmeden, asla ucuzlaştırmadan taşıyor öteki kadın olmanın yükünü. Hele Menderes yargılanırken, tüm Türkiye susmuş ve korkmuşken mahkeme heyetinin karşısında aşkına bir sahip çıkışı var ki... Hem de Menderes tarafından ihanete uğramasına, hamileyken terk edilmesine rağmen. Beni de etkileyen mahkemede korkusuzca "Ben onu çok sevdim," diyerek Menderes'i savunması oldu. O cümleyi okuduktan sonra peşine düştüm Ayhan Hanım'ın. Ve tanıdığım kadını çok sevdim, hakkında bir roman yazıp okurla tanıştırmak isteyecek kadar çok sevdim.
-
Kitabı yazarken birçok kaynağa başvurmuşsunuz, Aydan Hanım'ın ailesinden birileriyle görüşme şansınız oldu mu?
- Ayhan Hanım'ın iki yeğeni var. Biri eski milli basketbolcu Efe Aydan, diğeri ünlü oyuncu Ege Aydan. Ancak ben özellikle ikisiyle de tanışmak istemedim. Gerekli olmadıkça kahramanın yakınlarıyla tanışmayı tercih etmiyorum. Kalemimi tutuklaştırdığına inanıyorum çünkü. Neyse ki gereklilik de yoktu. Çünkü hem elimde yeterli kaynak vardı, yakın tarih olduğu için dönemin gazete ve mecmualarına ulaşmak kolaydı. Bir de anlatması kolay değil ama, sanki tanıyordum Ayhan Hanım'ı. Kitabı yazarken sanki o da sahip çıktı kitaba. Sanki o da istedi yazmamı...