Çukurcuma'da
başınızı eğip girdiğiniz bir dükkan... Önünde küçük bir masa, birkaç sandalye, askıda eski çantalar, şapkalar... Vitrinde oyuncak otomobiller, kartpostallar, çakmaklar, pullar... İçeride de işte böyle küçük küçük binlerce obje, fotoğraf, kitap... Arka tarafa doğru uzanan dar bir koridor, kim bilir bahçede daha neler var? O kadar her şey var ki Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi'ne buradan epey malzeme taşındı. Sahibi ise dükkandan daha renkli bir kişilik... Pek çoklarının Çukurcuma'nın esprili ve entelektüel esnafı, pek çoklarının eski iş arkadaşı ama en çok Sevim Burak'ın oğlu Karaca Borar... Kısa ömrüne sığdırdığı
Yanık Saraylar'ın,
Everest My Lord'un,
Mach 1'dan Mektuplar'ın,
Afrika Dansı'nın yazarı Sevim Burak'ın oğlu Borar, annesiyle başlamış kitapların dünyasında dolaşmaya, okumuş, yazmış. Bir de kitabı var:
Lo Kuşu. Güneşli bir cumartesi günü Karaca Borar'ın dükkanına uğradık, Sevim Burak'ı bir de ondan dinledik.
- Kendi standardını belirlerken sana neler yardım ediyor? Şans bunun neresinde?
- Her yerinde, şansın olmazsa olmaz, yapamazsın zaten. Ben şanslıydım, şans beklenmez, gelir. Şans için minik hazırlıklar yapılabilir, benim küçük bir tılsımım var mesela, her gün bir hayvana dokunmak gibi, mutlaka. Şans aynı zamanda bir bakış açısı. Ben Sevim Burak'ın oğlu olarak doğdum ve bu benim en büyük şansımdır.
- Özgüven?
- Küstahlığa varan bir özgüvenim vardır; Edip Cansever'lerle, Aziz Nesin'lerle büyüdüm ben... Kendi başıma Londra'da, ABD'de, Karayipler'de de yaşadım ve uzun yıllar özgürdüm, hep istediğim, bana keyif veren şeyleri yaptım, aşkla ve tutkuyla...
- Edebiyat senin için ne anlama geliyor?
- Edebiyat muhteşem yükseltici bir şey. Sevim Burak'ın oğlu olmak en büyük avantajım, beraber büyüdük. Ben
Karamazov Kardeşler, Julver, Oscar Wilde, Çehov, Dostoyevski ile büyüdüm. Derinlik ve alt yapı olunca donanıyorsun. Lisede Pirandello'yu İngilizce öğretmenimle birbirimize söylerdik. Bütün bunlar hayatıma çok erken girince ben de şiir yazmaya başladım. Lisede çok duygusaldım, eve kapanıp yazardım, yarışmalar kazandım. Bodrum'da yerel bir gazetede haftalık köşe yazıları yazdım. İki denemem daha var. Biri Hrant Dink'in katledilişinden sonra Orhan Alkaya'ya yazdığım
Beraber Ölelim mi Orhan? Diğeri Surp Agop'un Melekleri... Zamanında annem de yatmıştı orada. Ermeni bir eskici vardı, eşyalar getirirdi, imkansızlıklar içinde yaşardı. Onun anısına yazdım. Oscar Wilde'ı devamlı okurum, bir de Sevim Burak'ın
Yanık Saraylar ve
Ah Yarab Yehova'sı...
-
Annenin kitapları hakkında yorumun ne?
- Ford Mach 1 ve
Beni Deliler Anlar'da benim direkt katkım oldu. Annesine yardım eden çocuk mutluluğunu tattım.
Yanık Saraylar'da
Büyük Kuş favorimdir. Çocukken tabii anlamadan okurdum, aslında çok zor metinlerdi.
Everest My Lord ve
Afrika Dansı çok zordur. Hüzünmutsuzluk- ölüm kokar. Yazarken illa kederli olmam lazım benim de... Garip bir kesişme var burada. O zaman tadını ve lezzetini başka türlü alabiliyorum.
- Ya baban?
- Babamla hiç yaşamadım, öldükten sonra evine gittim. Babam her çarşamba Ortaköy'deki Galatasaray Lisesi'nin bahçesine gelip bana şeker getirirdi. Londra'daki ilk senemi karşılamıştı ama sonra hep çalıştım, kendi paramla okudum, yaşadım. Rol model olarak ise babamın espri tarafını aldım.
- Bu 'Babadan espri, anneden hüzün birleşti' oldu galiba...
- Aslında annem yüksek sesle gülen, keyifli, neşeli, hayvan seven duygulu bir insandı, onun şanssızlığı Ömer Uluç oldu.
-
Annenden geriye sana neler kaldı?
- Sevim Burak'tan bana geriye kalan en değerli şey -edebiyatseverler adına- notlar, yarım kalmış çalışmalar ve onun edebi dünyasına ait her şeydir. Bunları -çok özel notlar, mektuplar, not defterleri dışında- Yapı Kredi Kültür ve Yayıncılık'a 'edebiyat severlere açık olması' koşuluyla bağışladım. Randevu alınarak Sevim Burak'ın külliyesi Yapı Kredi Kültür'de incelenebilir. Bende olan giysileri, objelerinin bir kısmı da evimde.
MASUMİYET MÜZESİ'NDE BİR YIĞIN MALIM VAR
-
Burası, The Works / Object of Desire olağanüstü bir yer. Filmlere kiralanıyor, objeler satın alınıyor. Burayı nasıl oluşturdun?
- Burası özel müzem: Karaca Borar Müzesi. Benim yaşam tarzım, hayatımın yansıması, geçmişim... Üstelik parasız gezebiliyorsun. Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi'nde bir yığın malım var. Buraya gelenlerle sürekli diyalog halindeyim; komik insanlar, turistler geliyor.
*
O yosunlar arasına saklanmış
kalbinizi görelim
Oraya ne molozlar takılmış
Ne midyeler
Ne yılanlar sarılmış
Büyük kalbinizi görelim
Sevim Burak
HARİKA LALE HAKSAL