Osmanlı polisiyesi Yeniçeri Ağacı'nın yazarı Jason Goodwin romanına fon oluşturan 19. yüzyıl İstanbulu'nu öğrendiği eserleri SABAH Kitap için kaleme aldı
Bir yazar olarak aynı zamanda rehber haline geldim; hani At Meydanı'nda üzerlerinde birbirine benzeyen mavi montlarla turist gezdirenler vardır ya. Onlar gibi. Hep aynı şehri, İstanbul'u gezdirdim ama büyük otobüslerle hep aynı otellerde kalıp aynı duraklarda geziye ara verip, turun sonunda bahşiş alanlar gibi değil. Bizim gezdiğimiz İstanbul motorlu araçların, trafik ışıklarının olmadığı bir İstanbul. Ağaçların, kuşların, kayıkların ve sokak satıcılarının İstanbul'u. Benim turumdan memnun kalmanız için Yunanca konuşmanıza veya Ladino'yu anlamanıza gerek yok. Bunu anlatmak benim işim. Topkapı'nın yukarılarında veya belki de Beşiktaş'ta; sultan tahtında havada bir cinayet kokusu var. 1836 yılının İstanbul'una hoş geldiniz. Turumuz, Türkiye'de yeni yayınlanan Yeniçeri Ağacı romanlarından birinde geçiyor. 1836-1842 yılları arasında geçen bu seriyi okuyan pek çok kişi çoğunlukla bu romanlardaki bilgi birikimimden övgüyle bahsediyor. Türkler, kendi ülkelerini, tarihlerini bir İngilizden duyunca şaşkına dönüyor. Yine de benim bilgi birikimimin bir sınırı var. Bilgim sadece okuduklarımdan ibaret. Ansiklopedi değilim, sadece iyi gözlem yapıyorum ve okuduklarımı sindiriyorum.
KAYNAK LONDRA KÜTÜPHANESİ
Hemen herkes farkına varmadan izlenip izlenmediğini merak eder. Çok az İstanbullu 19. yüzyılda yaşamış olan, İstanbul hakkında kitapları olan Theophile Gautier'yi, Pera'yı görüntüleyen fotoğrafçı James Robertson'ı ya da Galata'da ucuz bir otelde kalan İtalyan çocuk edebiyatı yazarı Eduardo de Amicis'i bilir. Bu gibi isimler gözlemleriyle İstanbul'u anlatırlar. Türkler kendi hareketlerinin, davranışlarının, saç şekillerinin ve ayakkabılarının bu kadar dikkatli bir şekilde gözlemlendiğini ve kaydedildiğini keşfettiklerinde şaşırırlar. Londra'nın kalbinde Piccadilly'nin yakınlarında bir zamanlar moda olan 19. yüzyıl kuruluşu Londra Kütüphanesi'nde çalışmayı çok severim. Kitapların birçoğu 19. yüzyıl bölümünde yer alır. Osmanlı İmparatorluğu seyahat kitapları ise Türkiye dahil olmak üzere farklı başlıklar altında yer alıyor. İşte ben bu tozlu hatıralar içindeki 19. yüzyıl İstanbulu'nda seyahat ediyorum. Yazarın benim için eğlenceli veya bilge bir karakter olması önemli değil. Gautier veya Edward Lear olmayabilir. Bir yazar, bazen İngiltere'den karayoluyla birliğine katılmak üzere seyahat etmeye karar vererek bir kitap yazan İngiliz Hint ordusundaki konuşkan bir subay bile olabilir. Sofrada bacak bacak üstüne atarak yemek yiyen birinin rahatsızlığı üzerine öfkeyle yazar. Ama bunun bir anlamı vardır. Ya da bu yazar İngiliz bir diplomatın sıkıntıdan ağlayan, kendisini meşgul etmek için evine mektuplar yazan ve bunları bir şekilde yayınlatan karısı da olabilir. Bu kadın çizim odasının penceresinden gördüklerini ve bir paşanın haremine ziyaretleri anlatır.
GÜNLÜK HAYATA DAİR AYRINTILAR
19. yüzyıl İstanbulu'na dair en iyi rehber, Charles White'ın üç kitaplık serisi olan Three Years in Constantinople or, Domestic Manners of the Turks (İstanbul'da Üç Yıl; ya da Türklerin Adetleri). Londra'daki Telegraph gazetesinin muhabiri olan White, buradaki bilgilerini Ahmet Vefik Paşa'dan almış ve sonradan Osmanlı elçisi ve başveziri olmuştur. White'ın bu kitapları büyüleyici bilgilerle, halkın o günkü yaşayış tarzına dair ayrıntılarla, istatistiklerle ve hayalet hikayeleriyle doludur. Eduardo de Amicis ise İstanbul'da sadece altı hafta bulunarak Constantinople (1878) kitabını yazmış bir yazar. Kitabın en çok bilinen bölümünde, okuyucularını Galata Köprüsü'ne götürerek insan kalabalığını yani paşanın beyaz atına binişini, harem ağasını, at arabasındaki peçeli kadınları, hamalları, dilencileri, Çerkezleri ve başıbozuk Arnavutların geçişini izletir. Bu ayrıntılar çok değerli çünkü bu bilgileri tarih kitaplarından edinmek mümkün değil. Bunlar şehir hayatını şekillendirecek şeyler ama çok az İstanbullu bunu kayda geçirmeyi önemser. Herkes Dickens'tan veya Sherlock Holmes'dan Viktorya dönemi Londrası'nı bilir ama İstanbul'un böyle bir tarihçisi olmadı maalesef. Bunlar her gördüklerinden etkilenen, fotoğraf hatta reprodüksiyon çağı öncesinde kendi ülkelerindeki arkadaşları için alelade resimler yaratan yabancılardı. Onlar Osmanlı hayatının sıradan detaylarını yazan kişiler ve ben onlara minnettarım.
JASON GOODWIN